Haber, Eğlence, Siyaset, Eğitim
24 Kasım 2018 ( 898 izlenme )
Reklamlar

Atatürk'ün yerden kaldırdığı çocuk 90 yaşına kadar neden öğretmenlik yaptı?

Yazar Özlem Özdemir’in Kırmızı Kedi Yayınevi’nden çıkan “İlham Veren Cumhuriyet Kahramanları / Öncü Kadınlar” kitabında, Cumhuriyet’in ilk kadın öğretmenlerinden Fatma Refet Angın hayatı da kısaca anlatılır


Öğretmenler Günü Türkiye’de her yıl 24 Kasım günü kutlanıyor. 24 Kasım 1928, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Millet Mektepleri’nin Başöğretmenliği"ni kabul ettiği gündür.

Yazar Özlem Özdemir’in Kırmızı Kedi Yayınevi’nden çıkan “İlham Veren Cumhuriyet Kahramanları / Öncü Kadınlar” kitabında, Cumhuriyet’in ilk kadın öğretmenlerinden Fatma Refet Angın hayatı da kısaca anlatılır.

24 Kasım Öğretmenler Günü olarak belirlendiğinde ilk “Yılın Öğretmeni” seçilen Fatma Refet Angın’ın Mustafa Kemal Atatürk’le karşılaşmaları, neden tarih öğretmeni olduğu, aralarında geçen konuşmalar Özdemir’in kitabında şöyle anlatılıyor:

"Refet, 18 Mart 1915’de Gelibolu'da Emniyet Amiri Hafız Şerif Bey ile Halime Hanım'ın üç çocuğundan en büyüğü olarak dünyaya geldi. İlk okul deneyimini mahalle okulunda yaşadı ama oradaki sisteme sadece iki gün dayanabildi. O yüzden okuma yazmayı önce annesinden öğrendi.

Refet sekiz yaşındayken cumhuriyet ilan edildi. Ardından Tevhid-i Tedrisat Kanunu'yla kızlar ve oğlanların birlikte eğitim alması sağlandı. Cumhuriyetten önce kızlar genellikle okula gidemiyordu, durumu iyi olan ailelerin kızları da ancak ayrı eğitim alabiliyordu. Refet de Gelibolu'da açılan ilk karma okul olan Cumhuriyet Okulu’nu kazandı. Önceden okumayı ve yazmayı bildiği için üçüncü sınıftan başladı. Başarısı sayesinde de bir yıl sonra mezun oldu. Öğretmen olmaya, daha bu yaşlarda karar vermişti.

Cumhuriyet sayesinde bütün çocukların hayatı değişmişti ama Atatürk, Refet’in hayatını özel olarak değiştirecekti. Nasıl mı?

2 Eylül 1928’de, Harf Devrimi için yurt gezisinde olan Mustafa Kemal Atatürk, Gelibolu’ya da uğradı. Karşılama töreni sırasında çiçek verme görevini üstlenen Refet, buketi sunarken tökezleyip düşüverdi. Atatürk onu yerden kaldırdı ve iki yanağından öperek, “Acıdı mı kızım?” diye sordu. Refet, “Hayır, acımadı,” dedi. Atatürk yanındakilere, “Bu çocuğun ayağına dikkat edin,” dedikten sonra ona, “Büyüyünce ne olacaksın çocuk?” diye sordu. Refet hemen, “Öğretmen!” diye cevap verdi.

Bu ilk karşılaşmalarıydı ama sonuncu olmayacaktı. 24 Aralık 1930’da bu kez Edirne’deki okulları gezen Atatürk, Kız Öğretmen Okulu’na da uğradı. Refet o okulda öğrenciydi. İkinci karşılaşmalarında, çiçeği bu sefer bir öğretmen adayı olarak Atatürk’e buketi yine o verdi. Buketi verirken, “Aziz Paşam! Türk yurdunun sınır kapısı olan Edirne’ye ve memleketimize gelişiniz bizi çok sevindirdi. Arkadaşlarım adına size hoş geldiniz, diyor ve bu buketi sunuyorum. Lütfen kabul buyurun Paşam! Size öğretmen olmak için söz vermiştim. Ve işte öğretmen adayı olarak karşınızdayım,’ dedi.

Atatürk, buketi aldıktan sonra, “Evet, seni hatırladım. Sen Gelibolu’da düşen küçük kız değil misin? Söyle bakalım, ne öğretmeni olmak istiyorsun?” diye sordu.

Refet: “Matematik öğretmeni olacağım,” diye yanıtladı.

“Hayır, sen matematik öğretmeni değil, tarih öğretmeni olacaksın,” dedi Atatürk.

Refet: “Emredin Paşam, ama neden?” diye sordu.

Atatürk, “Bak, ben seni küçükken tanıdım. Küçüktün ama iki lâf etmesini biliyordun. Şimdi de seni seçtiklerine göre, sende bir şeyler var. Görüyorum ki çok okuyorsun ve güzel konuşuyorsun. Onun için sen, tarih öğretmeni ol. Çünkü nesillere tarihlerini öğretmek en önemli vazifedir,” dedi.

Refet, işte tarih öğretmeni olmayı böyle tarihsel bir konuşmayla vazife edindi. 1932’de Edirne Kız Öğretmen Okulu’nu bitirdi. Ardından Gazi Terbiye Enstitüsü Tarih Bölümü’nü kazandı. Aynı zamanda Dil-Tarih ve Coğrafya Bölümü'ne de kaydını yaptırdı. 1936 yılında, iki okuldan da başarıyla mezun oldu. 17 Eylül 1936’da Gelibolu Ortaokulu’nda tarih öğretmeni olarak göreve başladı.

Refet’in Atatürk ile yolu üçüncü defa kesiştiğinde, o artık tarih öğretmeniydi. Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen İkinci Türk Tarih Kongresi’ne katılmıştı. Orada bulunan Atatürk’ün yanına giderek, “Paşam, isteğinizi yerine getirdim ve tarih öğretmeni olarak emrinizdeyim,” dedi.

Atatürk, ‘Bak çocuk, öğretmen olmak kâfi değil; görev şimdi başlıyor. Şunu iyi bil ki, çok iyi öğretmen olacaksın. Çok okuyacaksın. Sen, zaten okuyorsun ama daha çok okuyacaksın. Öğrencilerini çok iyi yetiştireceksin. Onlara Kurtuluş Savaşı’nı çok iyi öğreteceksin. Ve bu arada Çanakkale Savaşları’nı sakın unutma.”

Refet, “Efendim, biliyorsunuz ben Geliboluluyum,” dedi.

Atatürk, “Evet, biliyorum. Bak çocuk, bunu neden söylüyorum? Bizi, bugünlere getiren Çanakkale Savaşları’dır. Biz onu kaybetseydik, bugün özgür dünya yoktu. Bak çocuk, sana bir şey daha söyleyeceğim: Devrimleri ve ilkeleri yaşatacaksın. Gerektiğinde mücadele edeceksin. Sakın ha, unutma!” diye tembihledi.

Refet: “Paşam, nasıl unuturum? Cumhuriyeti nasıl kazandık? Siz, Yüce Kahraman Atatürk’sünüz,” dedi.

Refet, Atatürk’ün bu öğütlerini hayatı boyunca unutmadı ve bu görev bilinciyle 90 yaşına kadar öğretmenlik yapmaya devam etti. 1982'de emekli olmasına rağmen, özel bir antlaşmayla görevini 24 yıl daha sürdürdü. Böylece Cumhuriyet tarihinin en uzun süre öğretmenlik yapan isimlerinden biri oldu, her kuşaktan binlerce öğrenci yetiştirdi. 24 Kasım Öğretmenler Günü olarak belirlendiğinde, ilk “Yılın Öğretmeni” o seçilmişti.

Atatürk’e verdiği sözü yerine getirerek tarihimizi binlerce gence aktarmaya ömrünün sonuna kadar devam etti. 30 Ocak 2010 tarihinde, 95 yaşında da bu dünyadan ayrıldı.

Hayata gözlerini yummadan önce öğrencilerine vasiyeti ise şu oldu: “Benim sizi yetiştirdiğim gibi siz de kendinize göre mükemmel insanları yetiştirin...”

https://odatv.com/ataturkun-yerden-kaldirdigi-cocuk-90-yasina-kadar-neden-ogretmenlik-yapti-24111834.html

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Hortumcular da affedilecek mi? 7 YSK üyesi için suç duyurusu! ‘Senatör Kenan’dan çirkin paylaşım! Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşı, Lozan antlaşması ilk kez gün yüzüne çıktı!