Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara dahil 7 kişinin tutuklu olduğu, Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü davasının karar celsesinin dördüncü duruşması, bugün esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmalarla devam etti.
Bugün, Oya Tekin ve avukatları savunma yaptı..
İşte bugünkü duruşmada yaşananlar...
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davası bugünlük de sonra erdi. Savunmalar, pazartesi günü itibarıyla devam edecek.
Daha sonra, Celal Tekin’in avukatı Özcan Güven savunma yaptı ve mahkemenin yalnızca hukuka uygun şekilde elde edilmiş delilleri değerlendirebileceğini belirtti. Başından beri Aziz İhsan Aktaş’ın ifadelerinin hukuka aykırı yöntemlerle alındığını savunduklarını hatırlatan Güven, “özgür irade” ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürdü; kötü muamele, zorlama, aldatma, baskı ve benzeri yöntemlerle elde edilen ifadelerin delil olarak kullanılamayacağını vurguladı.
Aktaş’ın 10-11 Mayıs 2025 tarihlerinde alınan ifadelerine dikkat çeken Özcan Güven, resmi tutanaklara göre yaklaşık 30 saati aşan bir zaman dilimine yayılan işlemler sonucunda yalnızca birkaç sayfalık ifade elde edildiğini söyledi. İfade süresi ile ortaya çıkan metnin kapsamı arasında ciddi bir uyumsuzluk bulunduğunu savunan Güven, bunun soruşturma makamının açıklama yapmak zorunda olduğu bir durum olduğunu dile getirdi.
Celal Tekin ile Aziz İhsan Aktaş arasında bir görüşme gerçekleşmiş olmasının para alışverişini kanıtlamadığını belirten Güven, dosyada para çekildiğine ilişkin kayıtlar bulunduğunu ancak bu paranın Celal Tekin’e teslim edildiğini ortaya koyan somut hiçbir veri bulunmadığını savundu. İddia makamının yalnızca suçlama tezini destekleyen hususları öne çıkardığını ileri süren Özcan Güven, bu durumun adil yargılanma ilkesine aykırı olduğunu söyledi.
Müvekkilinin herhangi bir para alma işlemi gerçekleştirmediğini söyleyen Güven, dosyada Celal Tekin’in para aldığına ilişkin somut bir kanıt bulunmadığını aktardı. Savunmasını, “16 aydır tutuklu bulunan müvekkilim hakkında para aldığına dair tek bir somut delil ortaya konulamamıştır” sözleriyle tamamladı.
Ardından savunma yapan, Oya Tekin’in avukatlarından Baran Yeltekin, soruşturmanın başından beri “bir şeyin yokluğunun değil, varlığının ispat edilmesi gerektiğini” savunduklarını söyledi.
Müvekkiline yöneltilen temel suçlamanın, 19 Temmuz 2024 tarihinde Celal Tekin’in Ankara’da Aziz İhsan Aktaş ile görüştüğü, Oya Tekin adına 1 milyon dolar rüşvet aldığı ve aynı gün belediyeden Aktaş’ın şirketlerine ödeme yapıldığı iddiası olduğunu belirten Yeltekin, bu suçlamanın bir dizi varsayıma dayandığını savundu.
Celal Tekin’in parayı aldığı, Oya Tekin’in bundan haberdar olduğu ve belediye ödemelerinin bu para karşılığında yapıldığı yönündeki kabullerin somut delillerle desteklenmediğini söyleyen Baran Yeltekin, iddianamede Celal Tekin’in Oya Tekin adına hareket ettiği kabul edilirken, Aziz İhsan Aktaş’ın kardeşleri adına hareket ettiğinin kabul edilmediğini belirterek bu yaklaşımın çelişkili olduğunu savundu.
Aktaş’ın bazı beyanlarına itibar edilirken bazı bölümlerinin dikkate alınmamasının hukuki açıdan sorunlu olduğunu öne süren avukat Yeltekin, aynı anlatımın bir kısmının doğru, diğer kısmının ise değersiz kabul edilmesinin gerekçelendirilmediğini ifade etti.
HTS kayıtlarına da değinen Yeltekin, Celal Tekin ile Aziz İhsan Aktaş’ın aynı bölgede bulunduğuna ilişkin verilerin delil olarak kabul edildiğini ancak aynı gün Celal Tekin ile eşi Oya Tekin arasında herhangi bir iletişim kaydının bulunmamasının dikkate alınmadığını söyledi. HTS kayıtlarının bir iletişimi değil, yalnızca teknik verileri ortaya koyduğunu belirten avukat, bu nedenle söz konusu kayıtların suçlamayı tek başına ispatlayamayacağını savundu.
İlk savunmayı, avukat Enver Baltürk yaptı. İddianamedeki değerlendirmelerin somut delile dayanmadığını savunan Baştürk, mütalaada varsayım ve tahminlerle sonuca gidildiğini söyledi.
Savcılığın olayın tüm yönlerini araştırmadan değerlendirme yaptığını iddia eden Baştürk, etkin pişmanlıktan yararlanan Aziz İhsan Aktaş’ın ilk ifadesinde yer almayan bazı iddiaların sonraki beyanlarında ortaya çıktığını söyledi.
Aktaş’ın, Oya Tekin ile hak ediş ödemelerine ilişkin görüştüğünü ileri sürdüğünü ancak görüşmenin tarihini hatırlamadığını belirten avukat Baltürk, bu durumun beyanların güvenilirliğini zedelediğini savundu.
Dosyaya sunulan HTS analiz raporunda da Oya Tekin ile böyle bir görüşmenin tespit edilmediğini dile getiren avukat, söz konusu iddianın “kurgu ve gerçek dışı” olduğunu iddia etti.
Mütalaada yer alan “hızlı ve düzenli ödeme” değerlendirmesini de eleştiren Baltürk, bu ifadelerin nesnel kriterlerden yoksun olduğunu belirterek, “Neye göre hızlı, kime göre düzenli?” diye sordu.
Ödemelerin diğer belediyeler veya benzer işler ile karşılaştırılmadan bu sonuca varıldığını savunan avukat, söz konusu nitelendirmenin somut verilere değil, yoruma dayandığını ileri sürdü.
Avukat Enver Baltürk, savcılığın müvekkili hakkında somut delil bulmak amacıyla araştırma yürüttüğünü ancak elde edilen sonuçların müvekkili lehine olması nedeniyle dosyaya konulmadığını iddia etti. Baltürk, savunma taleplerinin ön yargısız şekilde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Mahkemenin savcılık işlemlerini yeterince sorgulamadığını öne süren avukat, savunma makamının taleplerine peşin bir kabulle yaklaşıldığını belirtti. Tarafsız ve bağımsız yargılama beklentisini dile getiren avukat, ceza muhakemesi kurallarının eksiksiz uygulanması gerektiğini savunarak, son dönemdeki bazı yargılamalarda bu ilkelerden uzaklaşıldığını aktardı.
Duruşmanın başında Mahkeme Başkanı’nın “kuyumcu terazisi hassasiyetiyle dosyayı ele aldıkları” yönünde açıklama yaptığını hatırlatan Baltürk, yargılama boyunca tanıkların ve etkin pişmanlıktan yararlanan kişilerin dinlendiğini ancak dosyanın geldiği aşamada bekledikleri hassasiyetin gösterilmediğini savundu.
Avukat, özellikle etkin pişmanlık beyanlarının uzun süre dinlenmesine rağmen bu beyanların doğruluğunu sınamaya yönelik taleplerin kabul edilmediğini ifade etti.
Enver Baltürk, iddianame ve mütalaanın “önce sonucu belirleyip sonra gerekçe arama” mantığıyla hazırlandığını öne sürdü.
“İhalenin devamlılığını sağlama” iddiasını da eleştiren Baltürk, Aktaş’ın tutuklanmasının ardından etkin pişmanlıktan yararlanacağına ilişkin haberler çıktığını, ancak Aktaş’ın Seyhan Belediyesi’ndeki ihalelere girmediğini söyledi. Soruşturmanın önceki belediye başkanına ilişkin bir ihbarla başladığını, buna rağmen sonraki belediye başkanının tutuklandığını belirtti.
Aktaş’ın önceki belediye başkanının damadıyla çok sayıda telefon görüşmesi yaptığını, buna karşılık müvekkiliyle yalnızca bir görüşmesinin bulunduğunu savunan Baştürk, müvekkilinin soruşturma sürecinde “çıkış bileti” olarak kullanıldığını ileri sürdü.
Duruşmada daha sonra 1 saatlik araya gidildi. Aradan sonra duruşma, Oya Tekin’in avukatlarının savunmasıyla devam ediyor.
Daha sonra, avukat ve aynı zamanda Oya Tekin’in eşi Celal Tekin savunma yapmak üzere kürsüye geldi.
“Biz baştan beri hukukun siyasi hesaplaşmanın bir aracı olarak kullanılmamasını, yargılamanın mesleki kariyerde ilerleme avantajı olarak görülmemesini istedik” diyerek sözlerine başlayan Tekin, “Gelinen aşamada bir suç örgütü olduğu iddia edilen davada, üye olmamamıza rağmen davanın tüm ağırlığı üzerimize kaldı. Oysa baştan beri Aydın, Elazığ, Kütahya Belediyelerinde yapıldığı gibi yetkisizlik kararı verilmeli ve tutuksuz yargılanmalıydık” ifadelerini kullandı.
Kendilerine yöneltilen suçlamalarda yasanın öngördüğü unsurların bulunmadığını dile getiren Celal Tekin, “Kamu görevlisi ile görüşme, anlaşma, yönlendirme, zorlama olmadığı delil ve beyanlardan anlaşılmıştır. Bir ‘suç örgütü’ davasında ‘örgüt liderinin’ zorlandığını iddia etmek, ciddiyetten uzak olduğu gibi iddianamenin ve yargılamanın da ruhuna aykırıdır. Rüşvet deniliyorsa rüşvet verdiği, aracı kıldığı iddia edilen Bilginay firma sahiplerinin suçlanmaması ya maddi bir hatadan kaynaklanmakta ya da hukuki bir eksiklik olmaktadır. Bunun da derhal giderilmesi gerekmektedir” diye ekledi.
Celal Tekin, savunmasına şu sözlerle devam etti:
“Yapılan yargılamada faturaların 15-20 gün öncesinden kesildiği, belediyeden gelecek paranın yerinin dahi belli olduğu, gelen paranın kısmen Beşiktaş Belediyesi’nden alınan arsa bedelinin ödenmesinde kullanıldığı banka kayıtlarında ortaya çıkmıştır. Öncesinde ödeneceği yer bile belli bir paranın rüşvet karşılığı ödendiği nasıl kabul edilecektir? Aynı hesaptan, 3 ayrı yerden 3 ayrı dekontla paranın niçin çekildiği açıklanmamış, dekontlar sanki tarafımıza ait ödemeymiş gibi gösterilmiş, kısa bir görüşmenin kabulü sanki suçun ikrarıymış gibi belirtilmiştir.
Oya Tekin’in olayın hiçbir yerinde olmadığı, görüşme, konuşma, yönlendirme yapmadığı, bir araya gelmediği açıkça ortaya çıkmışken üçüncü şahısların yorumları dikkate alınamaz. Sadece suç örgütü lideri olduğu iddia edilen şahsın savunmalarımız üzerine sürekli değişen, başkalaşan beyanlarına itibar edilerek isnat oluşturulamaz. Bu beyanların da cezaevinden çıkmak ve mal varlığını kurtarmak amaçlı yapıldığı herkesin bildiği bir gerçektir. Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirdiğinde gerek TCK gerekse Yargıtay kararları ışığında suçun maddi ve manevi unsurları oluşmadığından beraat kararı verilmesi bir zorunluluktur.”
Göreve başladığı dönemde Seyhan Belediyesi’nin ağır bir mali tabloyla karşı karşıya olduğunu ifade eden Tekin, belediyenin yaklaşık 2,5 milyar lira borcu bulunduğunu söyledi.
Bu borçların firma alacakları, vergi ve SGK borçları, kredi yükümlülükleri ile çeşitli teminatlardan oluştuğunu belirten Tekin, göreve gelir gelmez belediyenin mali durumunu kamuoyuyla paylaştığını kaydetti.
Bilginay firmasının belediyeden ve Seyhan İmar AŞ’den toplam yaklaşık 715 milyon lira alacağı bulunduğunu belirten Tekin, ödeme süreçlerinin dosyada eksik değerlendirildiğini savundu. Kendisinden önceki dönemde de firmaya ödeme yapıldığını ifade eden Tekin, kendi döneminde yapılan ödemelerin belediyenin devam eden hizmetlerini sürdürebilmek amacıyla gerçekleştirildiğini söyledi. Tekin, temizlik hizmetinin aksatılmasının mümkün olmadığını belirterek, ödeme kararlarının belediyenin mali imkânları ve hizmet ihtiyaçları doğrultusunda alındığını savundu.
Savunmasının devamında Bilginay firmasına yapılan ödemeler üzerinden yöneltilen suçlamalara itiraz eden Oya Tekin, kendisinden önceki yönetim döneminde firmanın alacaklarının uzun süre ödenmediğini söyledi.
Seçimlerden önceki son üç ayda firmaya herhangi bir ödeme yapılmadığını belirten Tekin, buna rağmen firmanın icra takibi başlatmadığını ve hizmet vermeyi sürdürdüğünü ifade etti.
Tekin, “Bu kadar büyük bir alacak birikmesine neden izin verildiği ve neden herhangi bir hukuki girişimde bulunulmadığı araştırılmadı” dedi.
Kendisinin göreve başladıktan yaklaşık üç ay sonra ödeme yaptığını belirten Tekin, buna karşın suçlamaların kendi dönemindeki ödemeler üzerinden kurulduğunu savundu. Belediye yönetimini devraldığında mali yapıyı incelemek, kurumun işleyişini öğrenmek ve kaynak oluşturmak zorunda kaldığını ifade eden Tekin, ödemelerin ancak belediyenin mali imkanları ölçüsünde yapılabildiğini söyledi.
Oya Tekin, Aziz İhsan Aktaş ile bağlantılı olduğu öne sürülen şirketlerin Seyhan Belediyesi ile ilişkilerinin kendi döneminden önceye dayandığını savundu.
Söz konusu firmaların büyük bölümünün 2019-2024 döneminde belediyeden iş aldığını belirten Tekin, göreve geldiğinde bu şirketlerin bir kısmının işlerinin tamamlanmış olduğunu, bazılarının ise yalnızca alacaklarının kaldığını söyledi. Devam eden sözleşmelerin ise önceki yönetim dönemlerinden devralındığını ifade etti.
Savunmasının son bölümünde davanın yalnızca kendisini ilgilendirmediğini söyleyen Oya Tekin, verilecek kararın aynı zamanda seçilmiş bir belediye başkanının hangi delillerle suçlanabileceği ve hangi gerekçelerle özgürlüğünden mahrum bırakılabileceğine ilişkin bir değerlendirme niteliği taşıyacağını ifade etti.
Tekin, gözyaşlarını tutmakta zaman zaman zorlanarak, savunmasını şu sözlerle tamamladı:
“Eğer suç işlediğimi gösteren somut ve tartışmasız bir delil varsa, bunun sonucuna katlanmaya hazırım Sayın Başkan, Sayın Heyet. Ama böyle bir delil yoksa, özgürlüğümün varsayımlarla elimden alındığı bir kararın parçası olmak istemiyorum. Bugün sizden bir ayrıcalık, bir lütuf istemiyorum. Merhamet de istemiyorum. Yalnızca dosyaya bakmanızı, delilleri değerlendirmenizi ve kararınızı hukukun gereklerine uygun olarak vermenizi istiyorum. Adalet istiyorum Sayın Başkan, Sayın Heyet. Takdir yüce mahkemenizindir.”
Duruşma, dosyadaki tek tutuklu kadın belediye başkanı olan Oya Tekin’in savunmasıyla başladı.
Aynı zamanda avukat olan Tekin, savunmasına tutukluluğuna itiraz ederek başladı.
Aynı dosyada yargılanan bazı sanıkların hiç tutuklanmadığını, bazılarının ise tahliye edildiğini hatırlatan Tekin, “Aynı suçlamalarla arkadaşlarımızın bir kısmı bu dosyada hiç tutuklanmadı, bir kısmı bir süre tutuklandı, sonra bırakıldı. Sanki onların tutuksuzluğunu dert ediyoruz gibi gözükür diye dilekçelerimize, savunmalarımıza yazmadık. Düşünün bizdeki vicdan muhasebesini. Sesimizi çıkarmadık ve bugün burada yedi tutuklu sanık olarak oturuyoruz. Sanıyorum biz burada sadece gösterme olarak oturuyoruz. Biz neden hâlâ tutukluyuz?” diye sordu.
Tutukluluğun özgürlükten mahrum bırakılmak anlamına geldiğini vurgulayan Tekin, mahkeme heyetine seslenerek kararın vicdani yönünün de değerlendirilmesini istedi.
Savunmasının devamında, Aziz İhsan Aktaş ile görüştüğü yönündeki iddialara değinen Oya Tekin, dosyada görüşmenin kendisinin aleyhine delil gibi sunulduğunu savundu.
Aktaş’ın belediyelerde iş yapan bir müteahhit olduğunu belirten Tekin, bir belediye başkanının böyle kişilerle görüşmesinin tek başına suç olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.
Belediye başkanlığı görevine yeni başladığı dönemde çok sayıda kişinin “hayırlı olsun” ziyaretine geldiğini ifade eden Tekin, Aziz İhsan Aktaş ile de bu kapsamda görüştüğünü, bu hususta ifadelerinde herhangi bir çelişki bulunmadığını kaydetti.
Tekin, dosyada yer alan birçok ihale ve ödeme işleminin kendi görev süresinden önceki dönemlere ait olduğunu söyledi, değerlendirmelerin bu ayrım gözetilmeden yapıldığını savundu.
Esas hakkındaki mütalaada, Aziz İhsan Aktaş’ın düzenli ödeme alabilmek ve ihaleleri sürdürebilmek için rüşvet verdiği yönündeki değerlendirmenin yer aldığını belirten Tekin, bu sonuca ulaşılmadan önce gerekli incelemelerin yapılmadığını öne sürdü.
Aktaş ve bağlantılı şirketlerin önceki dönemlerde hangi ihaleleri aldığına, kendi döneminde hangi ihaleleri kazandığına ve ödeme süreçlerinin nasıl işlediğine ilişkin bir araştırma yapılmadığını savunan Tekin, bu yönüyle dosyada eksik inceleme bulunduğunu söyledi.
Savunmasının devamında kişisel geçmişine ve mesleki kariyerine dikkat çeken Oya Tekin, kendisine yöneltilen rüşvet suçlamasının yaşamı ve meslek geçmişiyle bağdaşmadığını savundu. Yıllarca avukatlık yaptığını ve meslek hayatı boyunca saygın bir konum elde ettiğini ifade eden Tekin, “Bana bunu teklif dahi edemezler” dedi.
Seçim kampanyalarını kendi imkânlarıyla yürüttüğünü belirten Tekin, maddi çıkar elde etmek amacıyla hareket ettiği yönündeki iddiaları reddetti.
Savunmasının devamında dosyanın başlangıcındaki ihbara dikkat çeken Oya Tekin, ilk ihbarda Seyhan Belediyesi’nde görev yapan bazı isimlerin suçlandığını ancak kendisinin dosyaya daha sonra Aziz İhsan Aktaş’ın etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadeyle dahil edildiğini söyledi.
İhbarda adı geçen bazı kişiler hakkında soruşturma açılmadığını savunan Tekin, buna karşın kendisinin Aktaş’ın 11 Mayıs 2025 tarihli beyanı sonrasında dosyada yer aldığını belirtti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 579 sayfalık iddianamede Beşiktaş Belediyesi, Avcılar Belediyesi, Esenyurt Belediyesi, İstanbul ASFALT Fabrikaları San. ve Tic. AŞ ile İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü "suçtan zarar gören", 19 kişi "mağdur", 200 kişi ise "sanık" olarak yer alıyor.
İddianamede, sanıklardan Aziz İhsan Aktaş'ın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", 42 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 4 farklı fiilden "edimin ifasına fesat karıştırma", 5 farklı fiilden "resmi belgede sahtecilik", 21 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", 10 farklı fiilden "rüşvet verme", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "gerçeğe aykırı fatura düzenleme" suçlarından 187 yıldan 450 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan sağladığı mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor.
Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara'nın 2 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve "rüşvet alma" suçlarından 5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilen iddianamede, görevinden uzaklaştırılan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in 2 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve 2 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik" suçlarından 3 yıldan 9 yıla kadar hapisle cezalandırılması öngörülüyor.
İddianamede, görevlerinden uzaklaştırılan Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile hakkındaki adli kontrolün kaldırılmasının ardından görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin "rüşvet alma" suçundan 4 yıldan 12'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması talebinde bulunuluyor.
Ayrıca iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın "suç örgütüne üye olma", 26 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 3 farklı fiilden "resmi belgede sahtecilik", 19 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 4 farklı fiilden "rüşvet alma", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "haksız mal edinme" suçlarından 133 yıldan 337 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan elde ettiği mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor.
Cumhuriyet savcısının 14 Mayıs'ta mahkeme heyetine sunduğu mütalaada tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş'ın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", 29 kez "ihaleye fesat karıştırma", 19 kez "özel belgede sahtecilik", 4 kez "resmi belgede sahtecilik", 3 kez "rüşvet" ve 3 kez "edimin ifasına fesat karıştırmak" suçlarından toplam 103 yıldan 280 yıla kadar hapsi talep ediliyor.
Mütalaada, tutuksuz sanık Baki Nugay'ın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", 30 kez "ihaleye fesat karıştırma", 19 kez "özel belgede sahtecilik", 4 kez "resmi belgede sahtecilik", 7 kez "rüşvet", 3 kez "edimin ifasına fesat karıştırmak" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlarından toplam 119 yıldan 328 yıla kadar hapsi isteniyor.
Aziz İhsan Aktaş ve Baki Nugay'ın soruşturma aşamasında yakalanarak tutuklandıktan sonra dosyaya konu örgüt faaliyeti çerçevesinde gerçekleşen rüşvet eylemleri hakkında savcılığa verdikleri bilgiler nedeniyle haklarında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması talep ediliyor.
Tutuklu sanık Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın 30 kez "ihaleye fesat karıştırma", 17 kez "özel belgede sahtecilik", 2 kez "resmi belgede sahtecilik", 1 kez "nitelikli dolandırıcılık", 2 kez "rüşvet", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "haksız mal edinme, mal kaçırma veya gizleme" suçlarından toplam 86 yıldan 234 yıla kadar hapsi istenen mütalaada, tutuksuz sanık Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz'ın 21 kez "ihaleye fesat karıştırma", 17 kez "özel belgede sahtecilik", 2 kez "resmi belgede sahtecilik" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlarından toplam 64 yıl 6 aydan 179 yıla kadar hapsi öngörülüyor.
Tutuksuz sanık Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Alican Abacı hakkında mütalaada, "ihaleye fesat karıştırma", "özel belgede sahtecilik", "resmi belgede sahtecilik", "nitelikli dolandırıcılık" ve 3 kez "rüşvet" suçlarından toplam 21 yıl 6 aydan 75 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
Mütalaada, adli kontrolün kaldırılmasının ardından görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, görevlerinden uzaklaştırılan tutuksuz sanıklar Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, görevinden uzaklaştırılan tutuklu sanık Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin ile eşi tutuklu sanık Celal Tekin'in "rüşvet" suçundan 4 yıldan 12'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
Esenyurt Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuksuz sanık Ahmet Özer'in 2 kez "ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma" suçundan 6 aydan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenen mütalaada, tutuklanmasının ardından Avcılar Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuklu sanık Utku Caner Çaykara'nın "ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi, kaçırılması veya alıkonulması" suçundan beraat etmesi, "rüşvet" suçundan ise 4 yıldan 12 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
Ayrıca mütalaada, toplam 26 sanığın "örgüte üye olma" suçundan 2 yıldan 5'er yıla kadar hapisle cezalandırılması talebinde bulunuluyor.
Cumhuriyet
3 yıldızlı komutan da karşı çıktı ama yine kurtaramadı24 izlenme
Sinan Oğan: "Kılıçdaroğlu'nu biz desteklersek, sandığa gitmeyen seçmeni çekerse ve sandıklara sahip çıkılırsa kazandırırız. %4 kapanmayacak bir fark değil"55 izlenme
Ahmet Hakan dayanamadı, yazdıkça yazdı! Bu sözler Kılıçdaroğlu cephesinin başına kaynar sular dökecek16 izlenme
ABD enflasyon verisi yeni bir rekor tazeledi! 41 yılın rekoru!46 izlenme
TMO, yabancı çiftçiye bonkör yerliye cimri!52 izlenme
Tarikatı eleştiren kişiyi tahdit eden polise soruşturma!164 izlenme
Tutuklanan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'den ilk mesaj!15 izlenme
Kılıçdaroğlu’na saldırıyı araştırma önergesine AKP ve MHP’den ret!116 izlenme
Skandal Sayıştay raporunda ortaya çıktı! ODTÜ arazisinden haber vermeden gelir elde edilmiş
'O benim kıymetlim' dedi, yargıyı reddetti
Konyalı çiftçi ekonomiye böyle isyan etti: "Koyu AK Partiliyim sana oy verdim. Allah benim belamı versin"
17 yılda 106 milyar lira! Bu parayla bakın kimleri zengin ettiler?