Anasayfa1
16 Haziran 2026 ( 9 izlenme )
Reklamlar

İBB davası 51. gün: Buğra Gökce meğer Vali Davut Gül'ün soruşturma izni vermediği konudan 15 aydır tutuklanmış


Buğra Gökce tutukluluğunun 15. ayında ilk savunmasını yaptı. Teslim olduğunda 'yakalandı mizanseni' için neler yapıldığını anlattı. İstanbul Valisi Davut Gül'ün soruşturma izini vermediği konudan tutuklandığını anlattı.


İBB davasının 51’inci günü bugün görülecek. Aralarında görevinden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 414 kişinin yargılandığı davada, duruşmayı Halk TV Muhabiri Gamze Altunay anbean tüm gelişmeleri aktaracak.

Bugünkü duruşmanın en dikkat çeken başlığı, İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce’nin savunması olurken tutuklu yargılanan Gökce, yaklaşık 15 ay sonra ilk kez mahkeme salonunda konuştu.

"KAMU YARARI DIŞINDA BİR EYLEMİM YOK"

Suç örgütü iddiasına karşılık veren Gökce, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yasal bir kamu kurumu olduğunu belirterek, kurumun “örgüt gibi” gösterilmesinin hukuken mümkün olmadığını söyledi. “İddianame, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kurumsal yapısını suç örgütü gibi tarif ediyor” dedi.

Ayrıca kendisine bağlı çalışanların da farklı idari birimlere bağlı olduğunu, basın danışmanı gibi isimlerin kendisine talimat vermesinin mümkün olmadığını ifade etti.

"KAMU YARARI DIŞINDA BİR EYLEMİM YOK"

Savunmasını, kamu kaynaklarının korunmasına yönelik çalışma yaptığını vurgulayarak tamamlayan Gökce, iştirakler ve ihale alan firmalarla kişisel bir bağının olmadığını yineledi:

“Tüm kariyerimi riske atacak bir menfaat ilişkisi kurmam mümkün değil. Kamu yararı dışında bir fiilim yok.”

Gökce, iddiaların varsayıma dayandığını ve hukuki olarak “nitelikli dolandırıcılık” suçunun unsurlarının oluşmadığını savundu.

"BİZ SENİ KAFAYA TAKTIK, SENİN HER ADIMIN SUÇ’ DEMEYE GETİRİYOR"

Savunmasında ihale süreçlerine ilişkin suçlamalara tepki gösteren Gökce, farklı dönemlerdeki uygulamaların çelişkili biçimde değerlendirildiğini söyledi.

Gökce, “Kimi ihaleyi parçaladığımız için, kiminde de parçalamadığımız için suçlama yapılıyor. ‘Biz seni kafaya taktık, senin her adımın suç’ demeye getiriyor bu iddianame” ifadelerini kullandı.

Belediyenin gelirlerine ilişkin veriler de paylaşan Gökce, İBB’nin ecrimisil ve kira gelirlerinin 2014–2019 döneminde 468 milyon lira olduğunu, 2020–2025 döneminde ise 4,5 milyar liraya yükseldiğini belirtti. Gökce, bu artış için “Gelirleri 9 kat arttırmışız” dedi.

"CHP’LİYSENİZ SİLİVRİ’DE YATAN OLUYORSUNUZ"

Buğra Gökce, 2019 öncesinde yapılan bazı uygulamaların o dönem hukuka uygun kabul edilirken bugün farklı bir çerçevede değerlendirildiğini söyledi.

2018 yılında gerçekleştirilen ihalelerde imza atan kişinin İller Bankası müdürü olduğunu belirten Gökce, benzer imzaları atan bazı isimlerin yaklaşık 15 aydır Silivri’de tutuklu bulunduğunu ifade ederek, bunun “ağır ve ölçüsüz bir özgürlük kısıtlaması” olduğunu savundu.

Gökce, “En az AK Partiliyseniz İller Bankası müdürü oluyorsunuz, bakan oluyorsunuz; ama benim gibi CHP’liyseniz Silivri’de yatan oluyorsunuz” sözleriyle uygulamadaki eşitsizliğe dikkat çekti. Bu ifadelerin ardından duruşmaya ara verildi.

Aranın ardından savunmasına devam eden Gökce, belediye iştiraklerinin tüzel kişiliğe sahip olduğunu ve Sayıştay denetimine tabi bulunduğunu hatırlattı. İddianameye ilişkin eleştirilerini sürdüren Gökce, “İhale yapsan suç, yapmasan suç. İmza atsan suç, atmasan suç” ifadelerini kullandı.

İMAMOĞLU SALONA SESLENDİ

Duruşmaya ara verilirken İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu salona seslendi:

"Hepinizi çok seviyorum. Mücadeleye devam ediyoruz!"

Buğra Gökce'nin ifadesi duruşmaya ara verilen aranın ardından devam edecek.

MEĞER VALİ DAVUT GÜL'ÜN SORUŞTURMA İZNİ VERMEDİĞİ KONUDAN 15 AYDIR HAPİS YATIYORMUŞ

Cezaevindeyken bir mülkiye müfettişine ifade verdiğini belirten Buğra Gökce, İstanbul Valisi Davut Gül imzalı kararda kendisi hakkında soruşturma izni verilmediğini söyledi. Gökce, “Soruşturma izni alınmayacak bir konudan 15 aydır hapis yatıyorum” dedi.

"03 Aralık 2025. Vali Bey ne diyor bakın: Diyor ki: 'Kamulaştırma Müdürlüğü personeli bilmem ne için şeyin, şuna Şube Müdürlüğünün 21.11.2023 tarihli ve bir 240 sayılı teknik yazısının olurunu bulan Genel Sekreter Yardımcısı Doktor Buğra Gökce'nin tek başına işlem doğurmayan ve sonucu encümen kararına bağlı olan bu işlem nedeniyle sorumluluğu bulunmadığından hakkında 4483 sayılı Kanun hükümlerince soruşturma izni verilmemesine...'"

“İMZALADIĞIM İŞLEMLER ENCÜMEN SÜRECİNİN RUTİN PARÇALARIDIR”

Mahkemedeki savunmasında iddianamede kendisine isnat edilen 8 eylemin, encümen sürecindeki rutin imzalardan ibaret olduğunu ifade eden Gökce, süreci şöyle anlattı:

  • Kendisi evrakları encümene sevk etti.
  • Encümen ihaleye çıkma kararı aldı ve ihaleyi yaptı.
  • İhale kesinleştirme imzası ise Büyükşehir Belediye Başkanı adına kendisine gönderildi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde bu yetkinin yıllardır genel sekreter yardımcılarına devredildiğini söyleyen Gökce, “Bu ihaleler itiraz olmadan gerçekleşmiş, muhammen bedelin üzerinde sonuçlanmış ihalelerdir. Ben de alışıldığı üzere kesinleştirme imzasını attım” dedi.

“İMZALAMAZSAM SAYIŞTAY KAMU ZARARINDAN BENİ SORUMLU TUTARDI”

Gökce, ihaleleri kesinleştirmemesi halinde sürecin aylarca uzayacağını ve belediyenin kira ile işletme gelirinden mahrum kalacağını belirtti.

Bu durumda Sayıştay’ın kamu zararından dolayı kendisini sorumlu tutabileceğini savunan Gökce, “Makul bir gerekçe olmadan ‘bu parayı kamu almasın’ demek mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

Savunmasında İstanbul Valiliği’nin 3 Aralık 2025 tarihli kararını da gündeme getiren Gökce, mülkiye müfettişlerinin incelemesi sonucunda hakkında 4483 sayılı Kanun kapsamında soruşturma izni verilmediğini söyledi. Kararda, “tek başına işlem doğurmayan ve sonucu encümen kararına bağlı olan işlem nedeniyle sorumluluğu bulunmadığı” değerlendirmesinin yer aldığını aktaran Gökce, bu ifadenin dosyadaki tüm imzaları için geçerli olduğunu savundu.

“Tek başına sonuç doğurmayan imzalardan dolayı kimse suçlanamaz. Savcılık Valilikten soruşturma izni isteseydi, bu imzalar için izin verilmeyecekti.”

“ÖRGÜT KURGUSU SORUŞTURMA AŞAMASINDA OLUŞTURULDU”

Gökce, soruşturma evresinde kendisine sorulmayan sorular ve incelenmeyen hususlar üzerinden bir suç örgütü kurgusu oluşturulmaya çalışıldığını ileri sürdü. “Bu sipariş belgeleri hazırlayan da ne hikmetse terfi etmiştir” diyen Gökce, davaya konu edilen ihalelerin tamamen yasal süreçler içinde yürüyen, daha önce görev yaptığı kurumlarda da benzerleri bulunan rutin işlemler olduğunu söyledi.

Cezaevinde yaptığı hukuk okumalarına da değinen Gökce, ceza hukukunun temel ilkelerinden birinin “fiilsiz suç olmaz” olduğunu öğrendiğini ifade etti. Kendi durumunda ihale şartnamesine müdahale, ihale sürecini yönlendirme, katılımcılarla irtibat kurma ya da menfaat temin etme yönünde hiçbir somut isnat bulunmadığını savunan Gökce, “Böyle bir iddia dahi yok” dedi.

"İMAMOĞLU İLE GÖRÜŞMEDEN BELEDİYEYİ NASIL YÖNETEBİLİRİM?"

Buğra Gökce, 23 Mart'ta tutuklandığında kendisine yöneltilen suçlamalar arasında “suç örgütüne üye olma” ve “rüşvet alma” iddialarının yer aldığını belirterek, bu suçlamalar karşısında büyük şaşkınlık yaşadığını söyledi.

Mahkemedeki savunmasında hayatı boyunca kimseden menfaat sağlamadığını ifade eden Gökce, tutuklama kararında delil karartma ve kaçma şüphesi gibi gerekçelerin yanı sıra gizli tanık beyanları, HTS kayıtları ve MASAK raporlarının dayanak gösterildiğini aktardı.

Ancak gizli tanık ifadelerinin kendisine sorulmadığını, MASAK raporlarının içeriğine ilişkin de herhangi bir soru yöneltilmediğini öne süren Gökce, HTS kayıtları kapsamında yalnızca Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Murat Ongun, Gürkan Akgün ve Kaan Sürmegöz ile neden görüştüğünün sorulduğunu söyledi.

"İMAMOĞLU İLE GÖRÜŞMEDEN BELEDİYEYİ NASIL YÖNETEBİLİRİM?"

İmamoğlu ile görüşmeden belediyeyi yönetmesinin mümkün olmadığının altını çizen Gökce şunları söyledi:

"Niye görüştüğüm soruldu; ben bu insanlarla görüşmesem belediyeyi nasıl yönetebilirim? Sorulan sorunun niteliği ve telefon görüşmesi kaydı bundan ibarettir. Bunun dışında, yargılanan herhangi bir müteahhitle, belediyeyle iş yapan biriyle ya da başka şahıslarla hiçbir görüşmem yoktur, zaten olamaz da."

Bu isimlerin belediye yönetiminde birlikte çalıştığı kişiler olduğunu belirten Gökce, bunun dışında yargılanan herhangi bir müteahhit, belediyeyle iş yapan kişi ya da başka şahıslarla görüşmesinin bulunmadığını ifade etti.

Dosyadaki gizlilik kararı nedeniyle 8 ay boyunca tutukluluğunun gerekçelerini öğrenemediğini savunan Gökce, rüşvet suçlamasına ilişkin somut delilin ne olduğunun kendisine açıklanmadığını söyledi. Defalarca hakimlere “Kimden, ne aldım, bunun delili nedir?” diye sorduğunu belirten Gökce, hakkında bu yönde beyanda bulunan bir gizli tanık varsa yüzleştirilmesini talep ettiğini ancak buna ilişkin bir adım atılmadığını ifade etti.

Gökce, “Dosyalarda rüşvete dair ne olduğunu bana söylemiyorsanız bile siz kontrol edin. Böyle bir şeyin olmadığını göreceksiniz. Çünkü olamaz” dedi.

"İDDİA EDİLEN SUÇ TARİHİNDE İBB'DE ÇALIŞMIYORDUM"

Buğra Gökce, iddianamede rüşvet suçlamasına ilişkin herhangi bir kanıt veya somut iddia ortaya konulamadığını öne sürerek, bu kez kamu görevlisi olarak attığı bazı imzalar nedeniyle “ihaleye fesat karıştırma” suçlamasıyla karşı karşıya bırakıldığını söyledi.

Mahkemedeki savunmasında suçlama konusu tarihlere dikkat çeken Gökce, “Suç tarihi diye ifade edilen 2020 yılının haziran ve temmuz aylarında ben İBB’de çalışmıyorum. İstanbul’da ikamet de etmiyorum. O dönemde İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri olarak görev yapıyordum” ifadelerini kullandı.

Gökce, suçlama konusu dönemde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde görevli olmadığını belirterek, iddianamedeki isnatlara itiraz etti.

BUĞRA GÖKCE 'YAKALANDI MİZANSENİ' İÇİN NELER YAPILDIĞINI ANLATTI

Kendi iradesiyle Vatan Emniyet’e giderek teslim olduğunu belirten Gökce, sağlık kontrolünün ardından emniyete giriş sürecinin yeniden kurgulandığını belirterek, bir memurun “Abi kusura bakma, bir daha giriş yapacağız” dediğini ve dışarı çıkarıldığını, ardından başka bir memur tarafından kolundan tutularak emniyete girişinin cep telefonu ile kayda alındığını ifade etti.

Bu görüntülerin daha sonra bazı yayın organlarında “yakalandı” şeklinde servis edildiğini öne sürdü.

Tutuklanma sürecine ilişkin de açıklamalarda bulunan Gökce, kararın kendisine hakimlikçe bildirilmeden önce bazı basın organlarında yer aldığını söyledi. 8 ay boyunca kısıtlılık kararı nedeniyle isnatları tam olarak öğrenemediğini belirten Gökce, farklı hakimlere defalarca başvurduğunu ifade ederek, “8 ay boyunca 8 ayrı hâkime, dosyada rüşvete dair ne olduğunu bana söylemeseniz de kontrol edin dedim” sözlerini kullandı.

Gökce, rüşvet ve suç örgütüne üye olma suçlamalarıyla tutukluluğunun sekiz kez uzatıldığını da savunmasına ekledi.

Tutuklandığı gün olanları şu sözlerle anlattı:

"Sayın Başkan, benim tutukluluk sürecim, o tarihte nişanlım olan kıymetli eşim Filiz Hanım'ın evine sabah saat 06.00 sıralarında, kendisi evde bulunmadığı hâlde çilingir marifetiyle izinsiz girilmesiyle başladı. Esasında açık bir hak ihlali gerçekleştirildi. Biz dosyasında bu aramanın tutanağına bile erişemedik; polisin evde ne bulduğunu, neyi tutanak altına aldığını bilmiyoruz.

Arandığımızı öğrenince ben kendim Vatan Emniyet'e giderek teslim oldum; nitekim bu fotoğraf da benim emniyete kendi ayağımla gittiğim dönemde, bilgim dışında arkadaşların çektiği bir fotoğraftır. Akabinde sağlık kontrolüne sevk edildim ancak emniyete gelişim polisin beni zorla almasıyla gerçekleşmediği için, bir "gözaltına alma görüntüsüne" ihtiyaç duyulduğu söylenerek emniyete girişimiz tekrarlandı ve bir fotoğraf daha çekildi. Yukarı çıkıp nezarethaneye konulduktan sonra, "İlk fotoğraf dikey olmuş, yatay çekmemiz gerekiyordu" denilerek üçüncü kez dışarı çıkarıldım ve polis marifetiyle emniyete sokuluyormuşum gibi yeniden görüntü alındı. Oysa ben emniyete en başında kendi ayaklarımla, teslim olmak üzere gitmiştim.

Cezaevine girdikten sonra televizyonda kendim de gördüm ki birçok yayın organında "firari Buğra Gökce yakalandı" biçiminde haber olarak servis edildi. İşte bana zorla çektirilen o fotoğraf, bu amaçla kullanılmıştır. Bunun da çok ağır bir hak ihlali olduğunu heyetinizin bilgisine sunmak isterim. Ben bu fotoğrafların böyle kullanılacağını bildiğim için en başında rızamla kapının dışına çıkmamıştım; ancak prosedür böyle herhalde, demek ki böyle bir fotoğrafa ihtiyaç var diye düşünerek çıktım."

BUĞRA GÖKCE AÇIKLADI: İBB'DEKİ GÖREVİNDEN TEK BİR SUÇLAMA YAPILMADI

Buğra Gökce, görev yaptıkları dönemde kıyıların ticari işletmeler tarafından işgal edildiğini, bu alanların işgalden arındırılması için çalışma yürüttüklerini söyledi.

Gökce, kamuya ait alanları işgal edenlere karşı mücadele eden ekibin salonda olduğunu belirterek, “Bizlere kamusal mekanları işgal edenler silah çekti, geri çekilmedik. Kıyıları talan edenler yumruk salladı, vazgeçmedik. Bu kamu yararını savunan arkadaşlarım burada benimle kamuyu dolandırmakla suçlanıyor” ifadelerini kullandı.

19 Mart 2025’teki operasyon sonrası siyasi spekülasyonlarla tutuklandığını ve bazı medya organlarında mesnetsiz iddialarla itibarsızlaştırılmak istendiğini öne süren Gökce, İBB İPA Başkanlığı dönemine ilişkin iddianamede herhangi bir suçlama bulunmadığını da açıkladı.

"ADETA SÜRÜLDÜM"

Buğra Gökce, 2008 yılında İzmir 2 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na şehir plancısı üye olarak dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay tarafından atandığını söyledi.

Gökce, kurul başkanı olarak Allianoi Antik Kenti’nin sular altında kalmasına ilişkin karara şerh düştüğünü belirterek, bu nedenle görev yerinin değiştirildiğini ve Konya’ya görevlendirildiğini, bunun “adeta sürgün” olduğunu ifade etti.

BUĞRA GÖKCE'DEN 15 AY SONRA İLK SAVUNMA: 3 VARSAYIMLA YARGILANIYORUM SOMUT DELİL YOK

Buğra Gökce, 15 ay sonra ilk savunmasını yaparak iddianamede yer alan suçlamalara karşı çıktı.

Gökce, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 11.11.2025 tarihli iddianamesine ilişkin savunmasını CMK 191/3-d ve CMK 147 kapsamında hem sözlü hem yazılı olarak sunacağını belirtti. Mahkeme heyetine hitaben konuşan Gökce, savunmasının dikkate alınmasını istedi.

Yaklaşık 15 aydır tutuklu olduğunu vurgulayan Gökce, ilk kez doğrudan mahkeme huzurunda bulunduğunu ifade ederek, hakim karşısına çıkmayı “milletin huzuruna çıkmak” olarak değerlendirdi.

İddianamedeki suçlamaların üç temel varsayıma dayandığını söyleyen Gökce, bunları “bir suç örgütünün varlığı, bu örgütün ihaleleri manipüle ettiği ve kendisinin de bu yapının üyesi olduğu” şeklinde sıraladı.

Ancak bu varsayımların hiçbirinin somut delillerle desteklenmediğini savunan Gökce, iddiaların kurgusal olduğunu belirterek kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti.

Gökce ayrıca, 30 yıllık kamu görev sürecine atıf yaparak birçok denetim ve soruşturmadan geçtiğini, buna rağmen haksız şekilde tutuklu bulunduğunu ifade etti. Savunmasını üç ana başlık altında sürdüreceğini de açıkladı.

Gökce şunları söyledi:

"1996’dan bu yana sürdürdüğüm otuz yıllık kamu görevim boyunca, millete hizmetkar olma bilinci ile çalışmış vatan evladı olarak, görevimden dolayı soruşturulmayı millete hesap vermek biçiminde yorumlarım.

İddianamede hakkımda öne sürülen iddialar 3 temel varsayıma dayanmaktadır.

  1. Bir suç örgütünün var olduğu,
  2. Bu suç örgütün kısmen ihaleleri de manipüle ettiği,
  3. Benim de örgütün bir üyesi olarak bu ihale manipülasyonuna katıldığım iddiaları bulunmaktadır. ​​​​​​​​

    Ancak iddianamede bu üç varsayımın hiçbirinin somut delillerle desteklenmediği, iddia makamının arz ettiğim yöndeki kurgusunun dayanaksızca iddia edildiği açıkça görülmektedir. Bu nedenle savunmam 3 temel varsayım ile ilgili tüm gerçekleri ortaya koymak üzerine kurulmuştur."

BUĞRA GÖKCE'NİN 80 YAŞINDAKİ ANNESİ TEKERLEKLİ SANDALYEYLE DESTEĞE GELDİ

BUĞRA GÖKCE'NİN 80 YAŞINDAKİ ANNESİ TEKERLEKLİ SANDALYEYLE DESTEĞE GELDİ

İBB davasında bugün savunma yapması beklenen Buğra Gökce’ye, ailesi de destek olmaya geldi. Buğra Gökçe'nin 80 yaşındaki annesi Şeyma Gökce tekerlekli sandalyesi ile salona gelirken, eşi Filiz Kahveci Gökce’nin annesi Sevim ve babası Ahmet de duruşmayı takip edecek.

DÜN NELER YAŞANDI?

Davanın 50’nci gününde İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, tutukluluk incelemesi öncesi mahkeme heyetine “vicdanlı karar” çağrısı yaptı. İmamoğlu, özellikle hasta ve kadın tutuklular için hassasiyet gösterilmesini istedi.

Dünkü duruşmada dikkat çeken başlıklardan biri de Fatoş Ayık hakkındaki “ifade karışıklığı” iddiası oldu. Ayık’ın avukatı Uğur Güner, müvekkilinin başka bir sanığın beyanlarıyla tutuklu kaldığını öne sürdü. Güner, Ayık’ın çocuğu olmamasına rağmen ifadede çocuklarından söz edildiğini belirterek, bunun Fatoş Pınar Türker’in ifadeleriyle karıştırıldığını savundu. Avukat, bu durumun tutukluluk kararını da tartışmalı hale getirdiğini söyledi ve Ayık’ın tahliyesini istedi.

Duruşmada, Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in daha önce dile getirdiği çıplak arama ve savcı baskısı iddiaları da gündeme geldi. İmamoğlu, bu iddiaların SEGBİS kayıtlarıyla ortaya çıkarılabileceğini belirterek işlem başlatılması gerektiğini söyledi.

Dün savunma yapan isimlerden Serap Karay, 20 yılı aşkın kamu hizmetinin ardından suçsuzluğunu anlatmak zorunda kaldığını belirtti. Karay, özgürlüğünü yalnızca kendisi için değil, ailesi için de istediğini söyledi. Avukatı Kerem Donat ise müvekkilinin uzun süredir tutuklu olduğunu belirterek tahliye talep etti.

İBB Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Taner Çetin de savunmasında suçlamaları kabul etmedi. Çetin, savcının kendisine etkin pişmanlıktan yararlanması yönünde baskı yaptığını öne sürdü. Hakkındaki iddiaların idari nitelikte olduğunu savunan Çetin, bunların ağır ceza mahkemesinin konusu olmadığını söyledi.

Duruşma sonunda Ekrem İmamoğlu, kendisini izlemeye gelenlere seslenerek, “Mücadelemiz büyük. Bu iş çöktü. Önümüze bakalım, önümüze…” dedi.

Kaynak: Halk TV

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Sandığa iktidar ayarlı atama! Akşener: "İmamoğlu ve Yavaş'ın elini kaldırıp seçim startını vermek görevi Sayın Kılıçdaroğlu'nundur" Okulları tatil ettirecek açıklama geldi! "Kutup vorteksi parçalandı" diyerek uyardı: İstanbul'da olacakları anlattı Ambulans bile 5’li çeteden!