Anasayfa1
21 Nisan 2026 ( 6 izlenme )
Reklamlar

İBB Davası'nda 25. gün! Elçin Karaoğlu'ndan 'adım geçmiyor' çıkışı: "Nasıl savunma yapacağımı bilmiyorum"


İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik davada 25. duruşma sürerken, tutuklu sanıkların savunmaları ve iddialara ilişkin açıklamalar devam etti. İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu, kendisine yöneltilen suçlamaları reddederek iddianamede adının geçmediğini ve yönlendirme iddialarının “gerçek dışı" olduğunu savundu.


İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 414 sanıklı 92 kişinin tutuklu olduğu İBB davasında yedinci hafta kapsamında 25’inci duruşma gerçekleştirildi.

İddianamenin kabulünün ardından 9 Mart’ta başlayan yargılamada şimdiye savunmalar alınmaya devam ediyor. Beyoğlu Belediyesi'ne yönelik davanın ana dava ile birleştirilmesinin ardından İnan Güney de ilk kez duruşmaya katılarak salonda yer aldı; Güney hakkındaki iddianamenin kabul edilmesiyle dava daha geniş kapsamlı bir çatı dosya haline gelmiş oldu.

Duruşma bugün 25. gününde devam ediyor. Fransa Konsolosluğu Siyasi İşler Müşteşarı Kilian Vivien, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Kampanyalar Sorumlusu Milena Büyüm ve İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) Türkiye Direktörü Emma Sinclair-Webb da duruşmayı takip eden isimler arasında yer alıyor.

18.00 | DURUŞMA SORU-CEVAP İLE YENİDEN BAŞLADI

Duruşma, mahkeme başkanı ile duruşma savcısının, Elçin Karaoğlu'nun sorularıyla yeniden başladı.

İşte mahkeme başkanı ile savcının çapraz sorguda yönelttikleri sorular ve Karaoğlu'nun verdiği cevaplar:

Mahkeme Başkanı: Bu eylem 49. Orada bir Cüneyt Yakut'un beyanı ile ilgili ifadeniz oldu. Bu izin, basit onarım için 6 Nisan 2023'te verilmişti. Zaten Cüneyt Yakut'un beyanlarında Ağustos 2023'te yanınıza geldiğinden falan bahsediyordu. Siz zaten daha öncesinde izin verildiği şeklinde beyanda bulundunuz.

Elçin Karaoğlu: Basit onarıma izin verildi, evet.

Mahkeme Başkanı: Bu Cüneyt Yakut ile ağustos ayında yine 4 adet "baz birlikteliği" dediğimiz ortak sinyal kaydı gözüküyor. Cüneyt Yakut'un "Ağustos 2023'te bir araya geldik" şeklinde bir beyanı var. Ağustos ayında siz Cüneyt Yakut ile tanışıyor muydunuz?

Elçin Karaoğlu: Bana gelmesi vesilesiyle tanıştık.

Mahkeme Başkanı: İfadesinde bahsettiği o görüşme ağustos ayında mı yapıldı?

Elçin Karaoğlu: Muhtemelen ağustos olabilir Sayın Başkanım, tam tarihini açıkçası bilemiyorum ama kurumda öyle bir görüşmenin olduğunu hatırlıyorum. Baz birlikteliklerine ben de baktım. Ben, Akatlar’da oturuyordum. Akmerkez ile İBB lojmanları, yani oturduğum yer, aşağı yukarı 200-250 metre mesafededir. Evim orada olduğu için Akmerkez zaten sürekli gittiğim bir yerdir.

Mahkeme Başkanı: Beyanınızın devamında, 46. eylem kapsamında Süleyman Atik’in ifadesinden bahsettiniz; Can Akın Çağlar ve Yakup Öner’in ifadelerindeki çelişkileri anlattınız.

Elçin Karaoğlu: Evet.

Mahkeme Başkanı: Orada Adem Soytekin’in de beyanları var.

Elçin Karaoğlu: O Adem Soytekin ne diyordu Sayın Başkanım? Rica etsem hatırlatabilir misiniz rica etsem?

Mahkeme Başkanı: Adem Soytekin, Asoy İnşaat şirketine gönderilen paralarla ilgili bahsediyor…

Elçin Karaoğlu: Sayın Başkanım, savcılığın değerlendirme kısmında birkaç eylemin sonunda matbu bir ifadeyle, "İşte bunun Adem Soytekin'e ait banka çek ve havalelerinden de anlaşıldığı üzere..." denilerek her eylemin altında bu durumdan bahsediliyor. Hatta avukatlarımla da konştum; eylemde buna ilişkin bir açıklama yok, ne olduğu belli değil. Ekler 200.000-400.000 sayfa. "Bu nedir, bu eylemde ne anlama geliyor?" diye sordum. Açıkçası bir sonuca vardırmamış ki. Onu öylece geçirilmiş. Bildiğim kadarıyla şahsın kendi beyanı da yok orada, bir ifadesi bulunmuyor; sadece "çek ve banka havalesi" şeklinde bir ifade var ve bu birkaç eylemde de geçiyor.

Mahkeme Başkanı: Toplam 191.400.000 liraydı. Doğuş Grubu'ndan gönderilen bir para var. O yapı ruhsatının veriliş tarihi Şubat 2023 müydü?

Elçin Karaoğlu: Doğuş’ta mı? 2024 yılıydı Sayın Başkanım; 2 Şubat 2024.

Mahkeme Başkanı: Şubat 2024. O havale tarihleri de o dönemi kapsayacak şekilde denk gelmiş herhalde. 29 Aralık'ta bir gönderim var, 16 Şubat 2024'te ise iki parça var; parça parça gönderilmiş gözüküyor.

Elçin Karaoğlu: Bu konu hakkında bir bilgim yok Sayın Başkanım. Eylemde şunu açıklamaya çalıştım: Doğuş'un raylı sistemlerinden, katlı otoparktan ve Galataport'tan bahsediliyor. Orada çok fazla konu var; bizim ruhsat öyle iddialara konu olabilecek bir konu değil. Onu zaten size anlattım, ötesiyle ilgili inanın bilgim yok.

Mahkeme Başkanı: Bu 55 nolu eylem kapsamında da bir şeyden bahsetmiştiniz; “Rüşvet anlaşması yapıldığı 2022'de iddia ediliyor ancak biz 2022'nin sonunda 17.000.000 TL para cezası kesmişiz…”

Elçin Karaoğlu: 2022'nin sonunda değil Sayın Başkanım; 2023'ün sonunda kestik. 2022 Aralık ayı diye bir durum yok, 2023'ün 11. ayında kesildi.

Mahkeme Başkanı: Eylem 65'teki bunla alakalı değil mi? 17 milyon 454 bin 55, 84. 7 Aralık 2022.

Elçin Karaoğlu: Yani o anlaşma ve görüşmelerin yapıldığı tarihler 2022'nin benim anladığım oradan 8., 9. ayı. Ya da 11. ayı olsun yani. Hani ben şeyde de Palazoğlu eyleminde de bahsetmiştim ya, Yakup Öner'in ifadesinde geçiyor; 2023 yılı ortasında izin verildiği tutanağım var yani.

Mahkeme Başkanı: Orada da Mehmet Faruk Baştürk çünkü şöyle anlatıyor olayı...

Yakup Öner'e gitmemin sebebi ben oteli aldıktan sonra Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nün göndermiş olduğu zabıtalar tarafından, halihazırda var olduğu halde mükerrer yapı tatil tutanakları, buna bağlı olarak farklı miktarlarda 17 milyon TL'yi aşan para cezaları ve mühürleme işlemlerinin uygulanması şeklinde gerçekleşen, mühürleme işlemlerinin uygulama yapılmasından kaynaklı Yakup Öner'le görüşmek zorunda kaldım şeklinde anlatıyor. Yani o para cezasından sonra görüştüğünü anlatmış Yakup Öner'le, o cezadan sonra.

Elçin Karaoğlu: Peki, ifadesinin devamında da şunu söylemiş Başkanım; "Hukuki itirazlarla durumumu... hukuki durumu derinleştirmeye çalıştılar" demiş aynı ifadenin devamında. Dolayısıyla bizim oradaki sürecimiz sadece tutanağın tutulması ve para cezasıyla sınırlı kalmamış, sonrasında mahkemeye yaptığımız itirazlarla da devam etmiş. Yani hatta 2. İdare Mahkemesi'nin kararını 4. İdari Dava Dairesi'nde bizim yaptığımız itirazla bozdurmuşuz biz.

Savcı: Elçin Bey, birden fazla sorum olacak; o yüzden eylem eylem gidelim. Eylem 48 ile başlıyorum. Mehmet Torun'un bir beyanı var eylemde. Beyanında der ki: "Ben ayrıldıktan sonra Yakup Öner, Metin Karakoç'un yanındayken Elçin Karaoğlu ile görüşmüş ve daha sonra ruhsat başvurumuz olumlu sonuçlandı." Bu konu hakkında sizin bilginiz var mı veya o süreçte Yakup Öner sizi aradı mı?

Elçin Karaoğlu: Yakup Öner beni bir sefer aradı. Beni aradığında aramızda geçen konuşma şuydu: "Elçin Bey, bu ruhsat süresi devam ediyor mu?" Ben de baktım, "Evet, devam ediyor" dedim. Bunun dışında Yakup Öner ile bir konuşmamız olmadı.

Savcı: Yine Yakup Öner beyanlarında; sizinle ruhsat için görüştüğünü, talebin haklı ve ruhsatın verilmesinin doğru olduğunu, konuyu da "Ekrem Başkan'la ben konuşurum" şeklinde bir beyanda bulunarak ruhsatın onaylandığını söylüyor. Bu konu hakkında bir diyeceğiniz var mı?

Elçin Karaoğlu: Bu konu tamamıyla gerçek dışı ve uydurma bir ifadedir Sayın Savcı. Yani ruhsatın hukuka uygun olup olmadığını ben bilmeyeceğim de Yakup Öner mi bilecek? O benim işim. Yakup Öner harita mühendisi, bu konuları da bilmez; onun hukuki değerlendirmesini ben yaparım.

Mahkeme Başkanı: Sayın Savcı o soruyu sormuşken araya ben bir şey sorayım. Yakup Öner ile tanışıklığınız ne zaman başladı?

Elçin Karaoğlu: Sayın Başkanım, ben Beylikdüzü Belediyesi’ndeyken kendisini tanırdım diyemem, sadece bilirdim; bir tanışıklığımız yoktu. Karşılaştığımızda "merhaba merhaba" dediğim birisiydi. Çünkü o dönemde belediyede bir görevi yoktu diye biliyorum. Dolayısıyla kendisini asıl tanımam, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde göreve başlamamla ilgilidir. Onu da Ekrem İmamoğlu'nun Özel Kalem Müdürlüğündeki ekibinde bir danışman olarak tanıyorum.

Mahkeme Başkanı: Samimiyet dereceniz nedir?

Elçin Karaoğlu: Sayın Başkanım, kendisi benim çok hazettiğim veya sevdiğim bir kişi değildir. Kendisinin de benimle ilgili aynı duyguda olduğunu düşünüyorum ki ifadelerinde de zaten bahsediyor. Benim ondan hazetmediğim taraf şu: İnsani tarafıdır; egosu ve hırsıdır. Sağda solda "Genel sekreter olmalıydım, genel sekreter yardımcısı olmalıydım, bana görev layık görülmedi" gibi söylemleri varmış, zaten ifadelerde de geçiyor. Belki de Boğaziçi İmar Müdürü olmak istemiştir, bilmiyorum. Bu tamamen onun kişisel tutumuyla ilgilidir, yoksa işle ilgili bir konudan dolayı değil yani.

Savcı: Devam edelim. Müdürlüğünüz sürecinde birçok insanın bir şekilde Yakup Öner ile Boğaziçi İmar’ı ilgilendiren konuları görüşüp, rüşvet pazarlığı yaptığı iddia ediliyor. Bu hususta 5 yıllık müdürlük sürecinizde kulağınıza herhangi bir şey gelmedi mi?

Elçin Karaoğlu: Ben böyle bir şeyi asla duymadım. Kendisini çok sevmem, gerekçesini de söyledim; tamamen insani tarafıyla ilgili. Ancak bu okuduklarımı burada görünce açıkçası şaşırdım açıkçası, nasıl böyle bir süreç içerisinde olabilmiş diye. Kulağıma gelen böyle bir bilgi kesinlikle yoktur.

Savcı: Eylem 48 yönünden sorularım devam edecek. Torunlar firmasının sürekli isim değişikliği talebinde bulunmasını Boğaziçi İmar Müdürlüğü olarak nasıl açıklıyorsunuz? Bu durum normal mi? Çünkü kanuna göre ruhsat alındıktan sonra 5 yıl içinde inşaatın tamamlanması zorunludur. Burada firma, sürekli isim değişikliği talebiyle süreci uzatıp 5 yıllık süreyi aşarak kanunu arkasından dolanıyor gibi bir manzara ortaya çıkıyor. Siz müdürlük olarak bu şekilde süre aşımlarını isim değişikliği talepleriyle tolere eder misiniz?

Elçin Karaoğlu: Sayın Başkanım, böyle bir şey olabilir mi? Süre aşımlarını tolere etmek diye bir şey olamaz ki. Vatandaş müracaat eder, dilekçesine bakarsınız. Dilekçe nedir? İsim değişikliği talebi. Haklı bir talepse onay verirsiniz. Şantiye şefi istifa edebilir, vefat edebilir veya azledilebilir; bunlar doğal süreçlerdir. Bir başvuru geldiğinde "Burada kanunu bypass ediyorsunuz" diyemezsiniz, evraka bakarsınız.

Savcı: Bakın, sorumu şöyle düzelteyim: Evraklara baktığım zaman bu firmaların bunu aslında bilinçli bir yöntem olarak kullandığını düşünüyorum. Normalde 5 yıllık bir süreç var ama anladığım kadarıyla bu süre bir 5 yıl kadar daha aşılmış durumda. Bu süreçteki devamlılık kanuni bir boşluktan mı kaynaklanıyor, yoksa sizin müdürlüğünüzün bir tercihi mi?

Elçin Karaoğlu: Ben oradaki kronolojiyi açıkladığımda kendim de anlam veremedim, onu söyleyeyim.

Savcı: İşte ben de veremedim.

Elçin Karaoğlu: Evet, ben de anlam veremedim. Dolayısıyla biz de şunu yaptık; her müracaatı kendi içinde değerlendirdik ama ortada garip bir tablodan bahsediyoruz, bu doğru. Ancak orada şunu da belirttim. Burada görülen, altı çizilebilecek olan şey bir tadilat talebi esas anlamda. Israrla devam eden talep, tadilat talebi. İnşaatta yerinde hafriyat çukuru; böyle söyleyeyim, iksa perdeleri yapılmış bir hafriyat çukuru. Hani ben süre açısından konuya hiç bakmadım çünkü süre meselesi önem arz eden bir konu değil. Süresi dolsa da, hani velev ki ruhsat süresi dolmuş; gel yeniden ruhsat al. Onaylı projesi var, kanun var. Bizim imar planlarımızda, Boğaziçi öngörünüm bölgesindeki uygulama imar planlarında o parsele ilişkin hiçbir imar plan tadilatı yok, hiçbir imar plan değişikliği yok.

Savcı: Hayır, şimdi bu isim değişikliği meselesi var; yani bununla ilgili başvuru yapılıyor. Burada bir harç ortaya çıkıyor. Bu eylem nezdinde bu değişimler olduğu zaman harç meydana geldi mi? Mesela değişiklik yapılacak, isim değişikliği...

Elçin Karaoğlu: Tabii harç aldık, tabii harç aldık.

Savcı: Peki bu tadilat ruhsatları var ya; bunun işte tadilat değişimi ile ilgili yapılan o harçlarla bu harçlar arasında bir fark var mı? Yani rakamsal anlamda, son aşama miktar anlamında? Tabii mesela ruhsatta ne çıkıyor?

Elçin Karaoğlu: Var, bir miktar fark var ama hani öyle ahım şahım miktarlar değil.

Savcı: Yani hani müteahhit mesela böyle bir harç farkından kaçmak için mi acaba böyle bir şey yapıyor, onu anlamaya çalışıyorum.

Elçin Karaoğlu: Yok Savcım; yani o öyle hani dikkat çekecek ölçüde bir fark değil yani.

Savcı: Tamam. Şimdi Süleyman Atik, sizin ve Aziz Torun arasında bir tartışma yaşandığından bahsediyor. Aziz Torun'la tanışıyor musunuz veya böyle bir tartışma aranızda oldu mu?

Elçin Karaoğlu: Aziz Torun'la tanışmıyorum. Mehmet Torun'la bir sefer bana geldiğinde tanışmıştım. Aramızda da bir tartışma geçmedi. Benim dünyamda insanlarla tartışmak, kavga etmek yoktur Sayın Savcım. Hani az çok bilmiyorum; kendimizi, kişiliğimizi, şahsımızı burada size gösterebildik mi? Ben tartışarak, kavga ederek meselelerimi çözmem. Tartışılacak bir konu da yok. Şöyle söyleyeyim; geldiğinde süreçle ilgili bir miktar ön yargılıydı. Hani geçmişten bugüne o tadilat ruhsatlarıyla ilgili süreçlerin reddedilmesi, ta 2019'dan başlayarak... Onun dışında da o ön yargıyla alakalı hani sohbet ettik, konuştuk; "doğrusu bu" dedik. O da bizi anladı.

Savcı: Müdürlüğe mi geldi yoksa?

Elçin Karaoğlu: Müdürlüğe, müdürlüğe.

Savcı: Tamam, diğer sorulara geçiyorum. Eylem 49'a geldim. Şimdi Başkan Bey daha demin sordu ama tam o kısmı anlayamadım ben de. Bu Cüneyt Yakut meselesiyle ilgili; Cüneyt Yakut müdürlüğe geldi mi?

Elçin Karaoğlu: Evet.

Savcı: Sizle bu konuyu görüşme adına veya başka konularla ilgili?

Elçin Karaoğlu: Evet.

Savcı: Geldiğinde ne görüştünüz?

Elçin Karaoğlu: Geldiğinde şimdi şöyle; ben bana gelen kişiye önce bakarım. Bu kişi yerin sahibi mi, maliki mi ya da yasal vekili mi? Malik ya da yasal vekil değilse ben konunun muhtevasına dönük herhangi bir şey konuşmam. Bu benim ilkesel tutumumdur. Dolayısıyla benim kendisiyle görüşmem bir nezaket görüşmesidir, onun dışında bir görüşme değildir. Zaten ifadesine bakıldığında da onu söylüyor; hani o nezaket görüşmesinin sonucunda "ben buradan bir şey çıkmayacağını anladım" diyor.

Savcı: Peki daha önce kendisini tanır mıydınız?

Elçin Karaoğlu: Tanımazdım.

Savcı: Birisinin vasıtasıyla mı geldi yoksa direkt kapıdan çıktı geldi mi?

Elçin Karaoğlu: Biz herkesle görüşürüz Sayın Savcım, bizim kapımız açık. Onu hatırlamıyorum; birisi vasıtasıyla gelip gelmediğini.

Mahkeme Başkanı: Belki o Cüneyt Yakut'un o yerle bir bağlantısı var mı?

Elçin Karaoğlu: Benim için o bağlantı ancak vekaletle ortaya konacak bir bağlantıdır. Bana da öyle bir bağlantı, önüme herhangi bir vekalet konmadı. Dolayısıyla da ben konu içeriği anlamında herhangi bir görüşme yapmadım; kimseyle de yapmadım.

Savcı: Şimdi yine bu bir hediye çeki meselesi var, siz de yine konudan bahsettiniz. Bu konuda bir soru soracağım çünkü bazı tarih aralıklarında uyuşmayan konular var ilk beyanlar doğrultusunda. Şimdi bu Seyfettin Taş dosyaya bir evrak ekledi; A101'den alınan bir hediye kartı var. Yakup Öner'in bunu talep ettiğini ve seçim öncesi olduğunu söylüyor. Bu çekleri aldığı tarih seçimden tam bir hafta önce; temin ediyor ve daha sonra Yakup Öner'e teslim ediyor, böyle bir iddiası var. Daha sonra zaten bu çeklerin tesliminden sonra bu yıkım meselesi var ya; hatta bahsettiniz, "Oraya gittik, eşya ve insan yoğunluğu var diye yıkım yapmadık" dediniz. O da 29 Mart tarihine denk geliyor galiba. Bununla bunun arasında herhangi bir bağ var mıdır?

Elçin Karaoğlu: Yok Başkanım biz oraya sadece 29 Mart'ta değil, üç sefer gitmişiz. Bizden önce de iki sefer gidilmiş.Bu yıkım kararı olan yerlerle ilgili…

Savcı: Peki gittiğiniz zamanlarda Seyfettin Taş'ın sizle bir görüşme talebi oldu mu veya arayıp konuyu anlattı mı? Bu 25 arama içerisinde böyle bir durum yaşanmadı mı?

Elçin Karaoğlu: Yok. Öyle bir tanışıklığı istismar edecek bir konuşmaya ben müsaade etmem.

Savcı: Şimdi Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün bu restoranlarla ilgili bir raporu var. "Uskumru" ile ilgili raporda şunlardan bahsediyor: "Söz konusu yerdeki yapının tamamı ruhsatsız ve kaçaktır. Yapı Tatil Tutanağı düzenlenen yapıdaki aykırılığın giderilmesi için yapının tamamının yıkılması gerekmektedir. Boğaziçi İmar Müdürlüğü tarafından 11.07.2025 tarihinde arazi çalışması doğrultusunda gidilmiş olup, yapıda aykırı yapının mevcut halini koruduğu bildirilmiştir. Ancak 30.11.2002 tarihinde İBB Kültür Varlıkları Dairesi Başkanlığı KUDEB müdürlüğünün yangın sonrası yapılan tespitindeki fotoğraflarda yapının üç katlı olduğu görülmektedir. Boğaziçi İmar Müdürlüğü tarafından herhangi bir kaçak yapı yapılmadığı bildirilmiştir" diye bir kısım var raporda.

Elçin Karaoğlu: O tarihte öyle bir tespit olmamış, evet.

Savcı: Devam ediyorum rapordan: "İmara aykırı yapılan kaçak yapıya iş yeri açma ve çalışma ruhsatı usule aykırı düzenlenmiştir. İş yeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlendiği tarihten itibaren mevzuat dahilinde herhangi bir denetim yapılmamıştır. İş yeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlenirken alınan harç ve ücretlerin hesaplanması teyit edilememiştir" deniliyor.

Elçin Karaoğlu: Bu iş yeri ruhsatı, tespit ve onlarla ilgili konunun bizimle hiçbir alakası yok.

Savcı: Hangileriyle ilgili? Bu iş yeri ruhsatı ile ilgili başvuruyu normalde nereye yapması gerekiyor?

Elçin Karaoğlu: Beykoz Belediyesi'ne, ilçe belediyesine. Beykoz İlçe Belediyesi AK Partili belediyedir, onlar bizden görüş almazdı o dönemde.

Savcı: Yani sizin İmar Müdürlüğü'nün Boğaziçi öngörünümündeki bir restoranla ilgili ruhsat verme yetkisi yok, değil mi?

Elçin Karaoğlu: Yok, yok. İş yeri ruhsatı ile ilgili bizim hiçbir imza atma yetkimiz yok.

16.45 | İMAMOĞLU GAZETECİLERE SESLENDİ

Duruşmaya 1 saat ara verildi. İmamoğlu, duruşmadan çıkarken gazetecilere seslendi “Satır satır okuyorum teşekkür ederim. çok az gazetemiz kaldı, çok az televizyonumuz var. hepinizi varlığı çok kıymetli. teşekkür ederim” dedi.

15.30 | "SAVCILIK KANAAT GETİRDİ"

Şikayetçi Mehmet Torun'un ifadesinde talebini Ekrem İmamoğlu'na ilettiğini daha sonra Yakup Öner'le görüştüğünü söylediğini ifade eden Karaoğlu, Yakup Öner'in ise itirafçı olduğu ifadede Ekrem İmamoğlu’nun bu konuyu kendisine sorduğunu, sonra kendisinin Mehmet Torun ile görüştüğünü söylediğini belirtti. Karaoğlu, olayın taraflarının açık beyanlarına rağmen savcılığın konuyu Ekrem İmamoğlu'na kendisinin ilettiğine kanaat getirdiğine dikkati çekti.

Mehmet Torun'un talebiyle ilgili konuyu Ekrem İmamoğlu'yla bir kez bile konuşmadığını ifade eden Karaoğlu, "Ben isim değişikliği ruhsatını Ekrem İmamoğlu'na soracaksam Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nü yapmam" dedi. Karaoğlu ayrıca, "Ben Ekrem İmamoğlu’na yönlendirmiş olsam, o neden Yakup Öner’e sorsun. Zaten Yakup kendi ifadesinde başkan bana bu konuyu sordu demiş" diye konuştu.

Feshane'de Mehmet Torun'un şirketi tarafından yapılan restorasyonun rüşvet ödemesi olmadığını belirten Elçin Karaoğlu, "Mehmet Torun, Feshane’nin restorasyonu için şartlı bağışı biz memlekete kalıcı bir eser mahiyetinde faydamız olsun diye yaptık, herhangi bir rüşvet ödemesi değildi diye açıkça söylüyor" dedi. İddianamede şartlı bağış iddiasını yalanlayan Karaoğlu, "Böyle bir şeyi benim bilmem, haberimin olması söz konusu değil" açıklamasında bulundu.

Uskumru adlı yerdeki kaçak yapıya karşılık rüşvet alındığı iddiasına yönelik de savunmasını yapan Karaoğlu, "Rüşvet olduğu iddia edilen kartların fatura tarihi 22 Mart 2024. Ben ne ile suçlanıyorum, imara aykırılıklara göz yumma ile. Ama biz kurum olarak kartların alındığı iddia edilen tarihten 7 gün sonra yıkıma gitmişiz" dedi. Karaoğlu, "Rüşvet anlaşması yapmış olsak yıkıma mı gideriz?" diye sordu. Mahkeme başkanına seslenen Karaoğlu, "Haklarında yıkım kararı çıkartılan ve yıkıma gittiğimiz yerlerle ilgili ben daha ne yapabilirdim?" dedi. Karaoğlu savunmasının son kısmında, Mehmet Faruk Baştürk'ün verdiği rüşvete aracılık ettiği iddiasına yönelik konuştu. Baştürk'ün "Hatırladığım kadarıyla Elçin Karaoğlu beni Yakup Öner'e yönlendirdi" ifadesine değinen Karaoğlu, bahsi geçen kişiyle bir kez görüştüğünü söyledi ve "O görüşme dışında hiçbir ifadede ve değerlendirmede benimle ilgili bir husus yok" dedi. Kamu idarecisi olarak bir çok kişiyle görüşmek durumdan olduğunu ifade eden Karaoğlu, "Bir oteli satın alacağını problem olup olmadığını sordu. Ben de dosyayı bilmeden yorum yapmayacağımı, henüz malik olmadığı için bilgi veremeyeceğimizi söyledim" diye konuştu.

15.01 | "GERÇEKLEŞİP GERÇEKLEŞMEDİĞİNİ DE BİLMİYORUM"

Ara sona erdi. İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu, Torun Center’ın sahipleriyle ilgili suçlamaya ilişkin, “Savcılığın değerlendirmesi, içinde olmadığım, bilgimin bulunmadığı hatta gerçekleşip gerçekleşmediğini de bilmediğim bir takım görüşmelerden ibaret” dedi. Emirgan'da bulunan bir yapıya güçlendirme ruhsatı istendiği ve talep sahibini Yakup Öner'e yönlendirdiği iddiasına yönelik savunmasını yapan Karaoğlu, "Ben de bu güçlendirme ruhsatını, bu talebi Yakup Öner’e yönlendirmekle suçlanıyorum. Fakat bakıyoruz iddianameye, Yakup Öner şüpheliler arasında yine yok" dedi. Karaoğlu, bazı taleplerde yapı sahiplerinin isim değişikliğine gidip peşi sıra başvurular yaptığını anlattı ve "Esas motivasyon inşaat alanını arttırmak ve iptal edilen yerleri satılabilir ya da kiralanabilir hale getirmek" diye konuştu.

12.51 | DURUŞMAYA ARA VERİLDİ

Edip Bey Köşkü'yle ilgili Yakup Öner'i SİNPAŞ'ın sahibi Avni Çelik'e yönlendirmekle suçlandığını söyleyen Karaoğlu, "Yakup Öner'le Avni Çelik arasındaki görüşmelerde benim adım yok" dedi. Galataport'taki bir güçlendirme talebiyle ilgili suçlandığını da ifade eden Karaoğlu, "İddianameye göre Ekrem İmamoğlu'na gidip 'Burada güçlendirme talebi var' diyorum. 'Bunu bana niye söylüyorsun' der. Rutin bir güçlendirme işlemini Ekrem İmamoğlu'na mı soracağım" diye konuştu. Duruşmaya 1 saat ara verildi.

Karaoğlu, güçlendirme ruhsatı talebiyle ilgili suçlandığı Galataport'un sahibi Doğuş Holding'in merkezinin Maslak'ta olduğunu ifade etti İBB Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nün de aynı güzergahta olduğuna değinerek, "Aynı bölge olduğu için aynı baz mı olur bilmiyorum, irdelesem de işin içinden çıkamam. Bu nedenle baz vermiş olabilirim" dedi. Mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi. Öğle arası sona erince Karaoğlu'nun savunması devam edecek.

11.49 | "ADIM GEÇMİYOR, NASIL SAVUNMA YAPACAĞIMI BİLMİYORUM"

İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu yarım kalan savunmasına devam etti. Mehtabiye Köşkü'yle ilgili suçlamada Murat Özyeğin'i itirafçı Yakup Öner'e yönlendirdiği iddia edilen Karaoğlu, "Murat Özyeğin'in yanlış bilgilendirildiğini düşünüyorum. Mevzuata göre ilerlenmiş, iddianamenin aksine ruhsata ilişkin hiçbir yavaşlama söz konusu değil" dedi. Köşkle ilgili mayıs ayında İBB'nin izin verdiğini ancak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın haziran ayında yapılan başvuruyu eylül ayında onayladığını savunan Karaoğlu, itirafçı Yakup Öner'in sözlerinin tutarsız olduğunu belirtti. Karaoğlu, Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu'nun da mayıs ayında izin verdiğini ancak bakanlık izni nedeniyle sürecin uzadığını söyledi. Kendisine yöneltilen "İzni bekletip Yakup Öner'e yönlendirdi" suçlamasının asılsız olduğuna vurgu yapan Karaoğlu, "Bakanlığın iznine odaklandık ama 20 tane evrak eksik. Yönlendirme iddiası tamamiyle gerçek dışı" dedi. Karaoğlu, Yakup Öner'i arayanın Murat Özyeğin olduğunu, Öner'in de konuyu kendisine aktardığını ifade etti. Edip Bey Köşkü'ne yönelik suçlamada ise "Ne eylemde ne de eylem değerlendirilmesinde benim adım geçmiyor. Hiçbir ilgimin olmadığı bu suçlamayla ilgili nasıl savunma yapacağımı bilmiyorum" dedi.

10.50 | DURUŞMA BAŞLADI

İBB Davası’nda 25. gün başlıyor. 24. günde savunmasına başlayan İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu’nın savunması bugün de devam edecek. Karaoğlu savunmasını bitirince sorgusu yapılacak. Daha sonra da avukatlarının beyanları alınacak. Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu salona girince “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganı atıldı. İzleyiciler tutuklu Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’e de “Beyoğlu burada başkanının yanında” sloganıyla destek verdi. Mahkeme heyeti geldi ve duruşma başladı.

İBB DAVASINDA DÜN NE OLDU?

İmamoğlu’nun da sanıkları arasında yer aldığı İBB davasının dün 24’üncü duruşması görülerek yedinci hafta başladı ve gün boyunca sanıklar ile avukatların savunmaları dinlendi.

Duruşma, Ali Rıza Akyüz’ün avukatlarının savunmalarıyla açıldı; savunmalarda dosyadaki suçlamaların somut delile dayanmadığı ve müvekkillerinin tahliyesi gerektiği vurgulandı.

Duruşmada söz alan İmamoğlu, iddianamenin iftiralara dayandığını öne sürerek bazı tanık ve itirafçıların ifadelerinin baskı altında alındığını iddia etti ve Akyüz’e kendisinden herhangi bir talimat alıp almadığını sordu; Akyüz ise böyle bir durum olmadığını söyledi.

Aranın ardından savunmalar devam ederken, dosyası ana davayla birleştirilen İnan Güney ilk kez duruşmaya katıldığı ifade edildi.

Kaynak:Halk TV

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Büyük finalden sonra Şampiyon kızların bu görüntülerini kestiler! İşte TRT'nin sakladığı görüntüler Kızılay'ın deprem bölgesinde kurduğu aşevi bilgileri Mehmet Uçum'un soruşturmaya müdahale ettiği iddia edilmişti! ROK'tan Rezan Epözdemir soruşturmasında bomba iddia CHP’li Yarkadaş açıkladı: 50 bin sandıktan veri alamadık, 20 bin sandıkta kimse yoktu