Geçen hafta Medya A.Ş.’nin eski yöneticileri ve tutuklu sanıkların savunmaları alınmıştı. Yeni haftada önce Fatoş Ayık’ın yarım kalan sorgusunun tamamlandıktan sonra ardından Serap Karay ve Taner Çetin’in savunmalarına geçildi.
13 dakika önce
Ekrem İmamoğlu, savunması tamamlanan Taner Çetin'e sorular sordu.
Çetin, İmamoğlu'nun "Size herhangi bir usulsüz talimatım oldu mu?" sorusuna "Hayır," şeklinde yanıt verirken; İBB Başkanı, savcının gözaltı sorgusunda Çetin'e yönelik tavrına tepki gösterdi.
"Göğsünde tespih sallayan ya da göğsünü kaşıyarak bu şekilde ifadelerde bulunmak, gerçekten bir iddia makamı adına, savcılık mesleği adına, Cumhuriyet Savcısı şeklinde tanımlanan bir meslek adına utanç vericidir." diyen İmamoğlu şöyle konuştu:
"Ben buradan yine bu sabah ilettiğim talebim üzerine tekraren iletiyorum ki: İlgili mercii Adalet Bakanlığı’dır, HSK’dır. Artık onlarcasını dinledik. Bunlara duyarsız kalınması noktasında ve "Bu savcılar kimdir, bunu nasıl yaparlar?" SEGBİS, kamera vesaire gibi detaylar varken sorgulanmamasının bir şüphe doğurduğunu, büyük bir zafiyet yarattığını ifade edeyim. Bu sözleri söylemişse de o kişiyi, göğsünde tespih sallayarak bu ifadeyi alan kişiyi de kim ise tespit edilmesini hem talep ediyorum hem de en üst seviyede kınıyorum."
Taner Çetin'in savunmasının ardından duruşmaya ara verildi.
İBB Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanı Taner Çetin savunmasını yapmak üzere kürsüye çıktı.
Çetin, gözaltı sürecinde savcının kendisine etkin pişmanlıktan faydalanması için baskı yaptığını öne sürdü.
"Benim oğlum 40 yaşında, sanıyorum Savcı Bey de 40 yaşındaydı, o civarlardaydı." diyen Çetin, soruşturma savcısı ile kendisi arasında geçenleri şöyle aktardı:
"İçeriye girdiğimde, 'Gel bakalım Taner,' dedi. Sonra elindeki tespihi göğsünün üstüne getirip çekerek, 'Sen,' dedi, '63-64 yaşına gelmişsin, buradan çıkamazsın. Zaten senin suçların sübut bulmuş, buradan çıkma şansın yok. Gel etkin pişmanlıktan faydalan, ben de sana yardımcı olayım.' Ne olduğunu bile anlamadım, etkin pişmanlık neydi onu bile bilmiyordum. Korku ve umutsuzluk telkin ederek beyan üretmeye çalışmak, hukuki bir açıklama yapmak yerine magazin haberleriyle sorgulanmak ne kadar doğrudur, size sormak isterim. Bana gazetede, sosyal medyada çıkan kadın çalışma arkadaşlarımın isimlerini sorarak çirkin ifadelerde bulundu. Sonra 'Sen ne mezunuydun?' diye sordu. Daha benim bir şey söylememe fırsat bırakmadan, 'İlkokul terk miydin, ortaokul terk miydin, neydin sen?' derken, konuşmama izin vermeden: 'Ya senin Ekrem'in de zaten diploması yok ki. Senin gibi lagara lugara adamları buraya dolduruyor, bir de onlara yüklü maaş veriyor. Gel sen bak, buradan çıkamazsın. Senin yaşın yetmez buna. Gel etkinden faydalan, ben de sana yardımcı olayım.' dedi."
Savunmasını sürdüren avukat Kerem Donat, müvekkili Serap Karay’ın yaklaşık 13 aydır tutuklu bulunduğunu belirterek cezaevi koşullarına dikkat çekti.
Karay’ın hükümlü koğuşunda kaldığını söyleyen Donat, “Serap Hanım 392 gündür tutuklu. Bugün kendisini 60 dakika boyunca savundu. Koğuşuna döndüğünde korktuğunu ifade ediyor” dedi.
Müvekkilinin uzun süredir özgürlüğünden mahrum bırakıldığını vurgulayan Donat, soruşturma kapsamında el konulan dijital materyal ve eşyaların iadesini talep etti. Donat ayrıca, Serap Karay’ın tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmesini istedi.
Müvekkili Serap Karay’a yöneltilen suçlamalara ilişkin mahkeme heyetine seslenen avukat Kerem Donat, iddianamede yer alan değerlendirmelerin “fazla kopyala-yapıştır” yöntemiyle hazırlandığını savundu.
Donat, Karay’ın çok sayıda eylem ve işlemde yer almasının olağandışı ya da suç teşkil eden bir durum olmadığını belirterek, bunun personel eksikliğinden kaynaklandığını ifade etti.
Savunmasında, “Birçok ihalede görev alması olağandışı ya da suç değil. Bu durum tamamen personel yetersizliğinden kaynaklanıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Ara verilen duruşma, Serap Karay’ın avukatı Kerem Donat’ın savunmasıyla devam etti.
Donat, yargılama sürecine ilişkin değerlendirmesinde “Savcı tutukladı, savcı serbest bıraktı” şeklindeki yorumların davanın geldiği noktayı özetlediğini belirtti.
Soruşturma makamına ve kaleme ulaşmakta zorluk yaşadıklarını ifade eden Donat, dosya kapsamı dışında kalan çok sayıda iddia ile basın üzerinden karşı karşıya kaldıklarını da savunmasında dile getirdi.
Duruşmaya verilen araya çıkarken Adalar Belediye Başkanı'na seslenen İmamoğlu "Başkanım geçmiş olsun. Hepinizi kucaklıyorum en yüksek cesaretle" diye seslendi.
Aranın ardından yeniden salona gelen İmamoğlu bu kez kendisine destek için Sultanbeyli'den gelenlere seslendi:
"Metronunuz hayırlı olsun!"
Serap Karay, savunmasında 20 yıldır yerel yönetimlerde, 17 yıldır ise devlet memuru olarak görev yaptığını belirterek hakkındaki suçlamaları reddetti.
Karay, basılı materyal teminine ilişkin hizmet alımı üzerinden cezalandırılmasının istendiğini ifade ederek, yürütülen ihalelerin zorunlu ihtiyaçlara ve makul gerekçelere dayandığını savundu. İhale süreçlerinin mevzuata uygun şekilde yürütüldüğünü vurguladı.
"Basılı materyallerin temini hizmet alım işinden cezalandırılmam isteniyor. Bizim yaptığımız ihaleler zorunlu ve makul gerekçelere dayanmaktadır."
Kariyeri boyunca birçok denetimden geçtiğini ve hakkında idari ya da adli bir işlem yapılmadığını belirtti.
Görevinin halkla ilişkiler, tanıtım ve organizasyon süreçlerini yürütmek olduğunu; bu kapsamda ihalelerin teknik şartnamelerinin hazırlanması, ihtiyaçların belirlenmesi ve süreçlerin mevzuata uygun şekilde yürütülmesinde rol aldığını anlattı. İhale süreçlerinde harcama yetkilisi, komisyonlar ve mali hizmetler birimlerinin ayrı sorumlulukları bulunduğunu, kendisinin ise icracı ve gerçekleştirme aşamasında görev aldığını vurguladı.
Hakkındaki iddiaların büyük bölümünün, 2022–2023 yıllarındaki organizasyon ve tanıtım ihalelerinde “kısmi teklife kapalı olma”, “mal ve hizmetlerin birlikte ihale edilmesi” ve “rekabetin sınırlanması” gibi gerekçelere dayandığını söyledi. Ancak bu uygulamaların idarenin takdir yetkisi içinde olduğunu, işin bütünlüğü ve verimlilik nedeniyle tek yüklenici modelinin tercih edildiğini savundu.
Bilirkişi raporlarının varsayımlara dayandığını, somut bir delil ortaya koymadığını ve ihale mevzuatının yanlış yorumlandığını ileri sürdü. Mal ve hizmetlerin bir arada alınmasının organizasyonun doğası gereği olduğunu, parçalanmasının ise maliyet ve koordinasyon sorunları yaratacağını belirtti.
Ayrıca ihalelerin şeffaf, EKAP üzerinden açık usulle yapıldığını, dokümanlara herkesin erişebildiğini ve tek teklif çıkmasının idarenin değil piyasadaki tercihlerin sonucu olduğunu ifade etti. Sonuç olarak, kendisine yöneltilen suçlamaların hukuki dayanağının bulunmadığını ve tüm işlemlerin kamu yararı gözetilerek mevzuata uygun yürütüldüğünü savundu.
Karay, 13 ayın uzun bir süre olduğunu ifade etti ve "İnsan 13 ayda çok şey öğreniyor. Ben de cezaevinin ne olduğunu öğrendim. 20 yılı aşkın kamu hizmetimin sonunda suçsuzluğumu anlatacağım aklıma gelmezdi. İnsanın özgürlüğünü kaybetmesi çok ağır. Özgürlüğümü yalnızca kendim için değil aynı zamanda birlikte daha ne kadar vakit geçireceğimi bilmediğim ailem için de istiyorum" diyerek savunmasını noktaladı.
Karay'ın sorgusunun ardından mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.
Murat Ongun' avukatı Rahşan Sertkaya Daniş, Serap Karay'a Murat Ongun hakkında yöneltilen ihalelere ilişkin "talimat verdi mi?" sorusunu yöneltti.
Karay, görev yaptığı dönemde Murat Ongun’un kendisine doğrudan ya da dolaylı şekilde herhangi bir ihale, iş veya başka bir konuda emir ya da talimat vermediğini söyledi.
Ayrıca Ongun’un, Taner Çetin veya Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı’nda görev yapan diğer personele yönelik herhangi bir talimat verdiğine dair bir gözlemi ya da duyumu olmadığını da ifade etti.
Avukat Güner, “Bu hukuksuzluğu bitirecek vicdanınızın olduğuna inanmak istiyoruz. Tahliyesine karar verilmesini talep ediyorum” dedi ve savunmasını noktaladı.
İBB Davası Serap Karay’ın savunmasıyla devam ediyor.
Uğur Güner, gözaltı ve tutuklama sürecinde ağır insan hakları ihlalleri yaşandığını savunarak, müvekkillerinin SEGBİS üzerinden dinlendiğini ancak bu beyanların kararlara tam olarak yansıtılmadığını ifade etti. İtirazların ise “kopyala-yapıştır” gerekçelerle reddedildiğini söyledi.
Savunmada dikkat çeken bir diğer iddia ise Ayık’ın ifadesinde çocuğundan bahsedilmesine rağmen gerçekte çocuğunun olmaması oldu. Güner, bunun Pınar Türker’in ifadeleriyle karıştırıldığını belirterek, dosyada ciddi bir karışıklık yaşandığını öne sürdü.
Avukat Güner ayrıca iddianamenin büyük ölçüde kopyala-yapıştır ifadelerle hazırlandığını, bilirkişi incelemelerinin usule uygun yapılmadığını ve bunun savunma hakkını fiilen kısıtladığını savundu.
Güner'in ifadesi şu şekilde:
"Müvekkillerimiz SEGBİS ile bağlandı, dinlenmedi. Dinlenenlerin beyanları da kararlara geçirilmedi. Hep basmakalıp gerekçelerle tutuklulukların devamına karar verildi.
Baktım Fatoş Ayık ifadesinde çocuklarından bahsediyor. Fatoş Ayık'ın çocuğu yok. anladık ki Fatoş Pınar Türker'in ifadeleri ile karıştırılmış.
Bu süreçte yaşadığımız tutukluluk gözden geçirmeleri, tek başına kişi özgürlüğü hakkının ihlalini oluşturacak niteliktedir. İtirazlarımız da yine kopyala-yapıştır gerekçelerle, esasen incelenmeden reddedildi.
Bu olay daha önce anlatıldı ancak olayın kahramanlarından biri olarak benim de anlatmam gerekiyor. Sayın Başkanım; burada tutuklulardan birini hiç dinlememişler, diğerini de dinlediklerini zannetmişler. Ama ikisinin de tutukluluğunun devamına karar vermişler.
İddianame çıktıktan sonra gördüğümüz bir başka konu da şu oldu: Şimdi iddianameye bakıyoruz, bilirkişi incelemesinden söz ediliyor. Meslektaşım da açıkladı; bunların aslında bilirkişi raporu niteliği taşımadığı, bilirkişi incelemesinin nasıl yapılacağı, bilirkişilerin nasıl seçileceği ve buna ilişkin yönetmeliklerin bulunduğu ortadadır.
Yüzlerce insanı tutuklamadan, sorgu altına almadan önce inceleme yapmaya dahi tenezzül edilmemiş.
Diğer husus ise, Sayın Başkanım, iddianamenin bir kişinin ifadelerinin her yere kopyalanıp yapıştırılması suretiyle binlerce sayfa olarak hazırlanmış olmasıdır. Müvekkilime CD ortamında tebliğ edilen iddianame, dışarıda özgürce çalışan biz avukatlar için bile savunma hakkını kısıtlayan bir yöntemdir. Cezaevinde bilgisayar erişimi son derece sınırlı olan kişiler için ise çok daha ağırdır. Bu durum savunma hakkını fiilen ortadan kaldırmaktadır. "
Burak Candan, duruşmada Fatoş Ayık’a, Pınar Türker’in İstanbul Medya A.Ş. yönetimine gelmesinin ardından şirkette bir değişiklik olup olmadığını sordu. Ayık, Türker döneminde şirketin kurumsallaştığını, organizasyon yapısının yeniden düzenlendiğini ve işleyişin yazılı prosedürlere bağlandığını söyledi. Herhangi bir ayrıcalık ya da usulsüz bir ödeme uygulaması görmediğini belirtti.
Avukatın Emrah Bağdatlı üzerinden yönelttiği ihale sorusuna da yanıt veren Ayık, Türker sonrası dönemde en fazla bir sözleşme olabileceğini, genel olarak tedarik süreçlerinin değişen ihtiyaçlara göre yürütüldüğünü ifade etti.
Daha sonra Ulaş Özkan, Ceyda Kıray’ın ihale ve satın alma süreçlerindeki rolünü sordu. Ayık, müvekkilinin bu süreçlerle hiçbir ilgisi olmadığını, sadece saha etkinlik işlerinde görev aldığını söyledi.
Fatoş Ayık'ın avukatı Uğur Güner, savunmasına tutukluluk sürecine ilişkin eleştirilerle başladı. Güner, “15 aydır tutukluyuz, bundan önce sadece 15 dakika konuştuk” diyerek sürecin işleyişine tepki gösterdi.
Avukat Güner, yaşananların insan haklarına ve insan onuruna aykırı olduğunu savunarak, ifadeyi alan savcının soruşturmayı yürüten savcı olmadığını söyledi. Tutukluluk sonrası müvekkilinin önce Silivri Cezaevi’ne, ardından Gebze Cezaevi’ne sevk edildiğini belirten Güner, bu süreçte avukatlara dahi bilgi verilmediğini ifade etti.
Ekrem İmamoğlu’nun ardından Murat Ongun, duruşmada tanık Fatoş Ayık’a yönelttiği sorularda kendisi ya da Emrah Bağdatlı tarafından herhangi bir baskı yapılıp yapılmadığını sordu. Ongun ayrıca, Ayık’ın kuruma kendi tarafından mı yerleştirildiği yönünde bir soru yöneltti. Ayık her iki soruya da “Hayır” yanıtını verdi.
Ongun’un ardından söz alan İmamoğlu da, “Bir suç örgütü iddiası ortaya atılıyor. Kendimi eleştiriyorum, buradaki ifadeleriyle kendilerini tanıma fırsatı buluyorum, örgüt üyesi olduklarını öğreniyorum. Daha önce tanışmış mıydık?” ifadelerini kullandı.
Fatoş Ayık yine bu soruya da “Hayır” yanıtını verdi.
İmamoğlu, bu yanıtların ardından “Bu ülkenin hazinesini teslim edeceğimiz kadınları dinliyorsunuz.” değerlendirmesinde bulundu.
Ekrem İmamoğlu, geçen hafta Pınar Türker tarafından gündeme getirilen çıplak arama ve savcı baskısı iddialarına ilişkin değerlendirmede bulundu.
İmamoğlu, AKP Grup Başkanvekili’nin konuya gösterdiği duyarlılığı ve İçişleri Bakanı’nın meseleyi hassasiyetle ele almasını önemsediklerini söyledi. Aynı yaklaşımın Adalet Bakanı’ndan da beklenmesi gerektiğini vurgulayan İmamoğlu, bir savcının bir anneyi çocuğu üzerinden tehdit ettiği iddiasına dikkat çekti.
SEGBİS kaydıyla bu iddiaların ortaya konulabileceğini ifade eden İmamoğlu, konunun üzerinin örtülmemesi gerektiğini belirterek, gerekli işlemlerin başlatılmasını beklediğini dile getirdi.
Tutuklu sanıklar, avukatları, gazeteciler ve izleyicilerin salondaki yerlerini almasının ardından duruşma başladı. Sanıklardan Fatoş Ayık'ın sorgusuna geçilmeden önce söz alan Ekrem İmamoğlu, "asrın yolsuzluğu diye yutturulmaya çalışılan" davada yaşananların herkesin gözü önünde gerçekleştiğini ifade ederek tutuklu arkadaşlarının durumlarına dikkat çekti. İmamoğlu, "Özellikle sağlık sorunu olan arkadaşlarımızı ve kadın arkadaşlarımızı bu vicdan değerlendirmenizin en üst basamağında tutmanızı ve tabii ki burada savunma yapmış dostlarımızın durumunu da bu vesileyle en üst seviyede değerlendirmenizi umuyorum" dedi.
Bu hafta yapılacak tutukluluk incelemesine dikkat çeken İmamoğlu, mahkeme heyetine vicdani bir değerlendirme yapmaları çağrısında bulundu. Özellikle kadın ve sağlık sorunları bulunan tutukluların durumuna dikkat çeken İmamoğlu, savunmalarını tamamlayan tutukluların tahliye edilmesini talep etti.
İmamoğlu şunları söyledi:
"9 Mart'ta başlayan duruşma maratonumuzda, 3 ayı geride bıraktık Sayın Başkan. 4. aydan gün aldık. Bu haftanın duruşma bitiminde de tutuklu incelemesi olacak ifade ettiğiniz gibi. Gerçekten burada hepimize "asrın yolsuzluğu" diye yutturulmaya çalışılan bir süreçte neler yaşadığımız kamuoyunun önünde oluyor. Sizin de bunu yaşadığınıza ve bu absürt durumun farkına vardığınıza inanmak istiyorum. Bu vesileyle, perşembe günü heyetçe yapacağınız değerlendirmenin, karar verme sürecinin, sizin vicdanlarınızın en doğru şekilde sürece katkı sunmasını temenni ediyorum.
Özellikle sağlık sorunu olan arkadaşlarımızı ve kadın arkadaşlarımızı bu vicdan değerlendirmenizin en üst basamağında tutmanızı ve tabii ki burada savunma yapmış dostlarımızın durumunu da bu vesileyle en üst seviyede değerlendirmenizi umuyorum. Çünkü sizin de ifade ettiğiniz ve bazen herkesin yüzüne yansıyan yorgunluğu gördüğümüz üzere, normal bir yargılama süreci içinde değiliz. Şunu da ifade edeyim bir hatırlatma olarak: Artık 100 günü geçen bir süreç yaşıyoruz. Yani günler, haftalar değil, ayları yaşamış bir şekilde geçmişe dair savunmasını yapmış arkadaşlarımız var burada ve tutsak. Bunların da bir fırsat elde etmesini bu hafta önemsiyorum. Her ne kadar sizin bu konuda net bir tavrınız olsa da hani o net tavrınızı aşan bir süreç yaşadığımızı size hatırlatmayı ve bu talebi bir beyan olarak size sunmak istedim Sayın Başkan, Sayın Heyet."
Duruşmada daha önce savunma yapan Medya A.Ş.’nin eski genel müdürlerinden Fatoş Pınar Türker de cezaevinde maruz kaldığını öne sürdüğü uygulamalara dikkat çekti. Türker, cezaevine giriş sürecinde çıplak arama dayatmasıyla karşılaştığını iddia ederek yaşananların insan onurunu zedelediğini söyledi. Türker’in bu iddiası başta yalanlansa da İçişleri Bakanlığı, idari soruşturma başlattı.
Davanın 49. duruşmasında Medya A.Ş. Halkla İlişkiler Müdürü Elif Güven ve İBB Medya A.Ş. yöneticisi Fatoş Ayık savunma yaptı. Güven, hakkındaki suçlamaları reddetti ve savcılık aşamasında baskı gördüğünü öne sürdü.
Güven, savunmasında "Hakkımdaki iddiaların hepsi hukuki dayanaklardan yoksundur. Savcı bana 'Sana yardımcı oluruz Elif Güven' dedi. Herhalde iftiracı olsam çıkacaktım o gün, onu gördüm gözlerinde" dedi.
Elif Güven, 19 Mart’ta yıllık izinde olduğunu ve İtalya’da bulunduğunu belirtti. Hakkındaki gözaltı kararını öğrendikten sonra Türkiye’ye döndüğünü söyleyen Güven, kaçma şüphesiyle tutuklanmasına tepki gösterdi.
Güven, "Annem haberi duyunca fenalaştı. Annemi sakinleştirdim, hemen sonra toparlandık ve beraber Türkiye’ye döndük. Havalimanında gözaltına alınmış oldum. Kaçma şüphesiyle tutuklandım. Soruyorum başkanım, yurt dışındayken kendi ayağıyla dönen ben, kaçma şüphesiyle tutuklandım" ifadelerini kullandı.
Güven, suçlamaların siyasi saiklerle hazırlandığını savunarak "2019 öncesine bakılmaması siyasi saiklerle yapıldığının kanıtıdır. 2019 öncesine bakılsa 2019 sonrasının püri pak olduğu ortaya çıkacaktır" dedi.
ELİF GÜVEN’DEN SAVCILIK İDDİASI
Elif Güven, savcılık ifadesi
sırasında kendisine yöneltilen soruların bağlamından koparıldığını
söyledi. Savcının kendisine "Hala istediğim gibi konuşmuyorsun Elif"
dediğini öne süren Güven, etkin pişmanlık ifadesi vermediğini belirtti.
Güven, savcının "Etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyorum" ibaresini yazdırdığını söyledi. Bu ifadeyi kabul etmediğini belirten Güven, "Etkin pişmanlıktan yararlanmadım" dedi.
Gizli tanık beyanlarına da tepki gösteren Güven, "Ben bunun için tutukluyum. Medya A.Ş. Yönetim Kurulu üyesi değilim. Bu savcılığın 15 dakikada ulaşacağı bir bilgi. Bunu bile şu an burada söylüyorum. Bu beyandan da anlaşılacağı gibi gizli tanıkların doğru bilgi vermediği ortadadır" diye konuştu.
Cezaevinde yaşadıklarını da anlatan Güven, "Beni burada acaba öldürecekler mi? Yaşadıklarımız çok ağır, çok zor, kaldırılabilir bir durum değil" dedi. Güven, suçlamaları reddederek beraatini istedi.
İMAMOĞLU’NDAN TEPKİ
Güven’in sorgusuna geçilirken söz alan Ekrem İmamoğlu, cezaevinde yaşandığı öne sürülen uygulamalara tepki gösterdi.
İmamoğlu, "Anladığım kadarıyla sonrasında sizi Bolu’ya gönderiyorlar. Bu eylemlerin hiçbir hukuki yanı olmadığını düşünüyorum. Bunu kamuoyunu açıkladıktan sonra kılını kıpırdatmayan bakanları kınıyorum. Muhalefet partisinin başına kayyım olarak atanan kişiyi kınıyorum" dedi.
FATOŞ AYIK’IN SAVUNMASI YARIM KALDI
Geçen haftaki duruşmada Elif
Güven’in ardından tutuklu İBB Medya A.Ş. yöneticisi Fatoş Ayık’ın
savunmasına geçildi. Ayık, rüşvet ve örgüt suçlamalarının kendisine
tutuklanmadan önce sorulmadığını, bu iddiaları iddianamede gördüğünü
söyledi.
Ayık, "Emrah Bağdatlı'nın Medya A.Ş.'de resmi danışmanlık görevi yoktur" dedi. İddianamede belirtildiği şekilde Medya A.Ş.’nin işlerine karışma durumunun söz konusu olmadığını savundu.
Bilirkişi raporlarında Medya A.Ş. ihalelerinde usulsüzlük bulunmadığını söyleyen Ayık, "Bu, bizim görevimizi hukuka uygun bir şekilde yerine getirdiğimizi göstermektedir" dedi.
Ayık, "Uhdeme geçen bir kuruş olmadı. Hiçbir kazanç elde etmediğim ortadayken örgüt üyesi olmam mümkün değildir" ifadelerini kullandı.
Suçlamaları reddeden Ayık, "Hakkımdaki tüm dolandırıcılık suçlamaları mesnetsizdir. Kabul etmiyorum" dedi.
Fatoş Ayık’ın çapraz sorgusu sırasında savcının soruları üzerine duruşma salonunda dikkat çeken anlar yaşandı. Mahkeme başkanı, savcıya "Soru yanlış yerden geldi savcım" dedi. Ardından "Bütün soruları biriktirdin herhalde savcım" ifadelerini kullandı.
Savcı, sorularına pazartesi devam edebileceğini söyledi. Ayık ise sorgunun aynı gün tamamlanmasını istedi. Ancak duruşma bugüne bırakıldı.
Duruşma sonunda Ayık’ın babası, "Seninle gurur duyuyorum kızım, ağlıyorum. İyi ki böyle bir evlat yetiştirmişim" dedi. Ekrem İmamoğlu da Ayık’ın babasına "Öpüyorum ellerinizden. Biz de gurur duyuyoruz kızlarınızla. Tüm Türkiye’nin hazinesi onlara emanet edilir" diye seslendi.
Hizbullah’ın işkencecisinin dikkat çeken kariyeri70 izlenme
KKM hesaplarında yeni rekor geldi37 izlenme
"Dr. Yavuz Kalaycı’nın çocukları için başlatılan bağış kampanyası engelleniyor!"87 izlenme
Sedat Peker'in kardeşi Atilla Peker gözaltına alındı!118 izlenme
Sadece 1 saatte 5 şiddetli deprem! Ege'de depremlerin ardı arkası kesilmiyor36 izlenme
Ek vergi ve zamların nedeni belli oldu: Merkez Bankası üç ayda 132 ton altın sattı!32 izlenme
Metin Uca'nın Osmaniye'deki gösterisi, İl Kültür Turizm Müdürlüğü tarafından iptal edildi50 izlenme
Gaziosmanpaşa halkı ve CHP İl Başkanı Özgür Çelik, gözaltındaki belediye başkanı için yürüdü50 izlenme