İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu sanıkların yargılandığı İBB davasında ikinci celsenin 24. duruşma günü Silivri'de başladı.
Bugünkü duruşmada, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilmesi bekleniyor. 23. duruşma gününde de tutuksuz sanıkların savunmaları sürmüş, gün sonunda duruşma tamamlanmıştı.
Duruşmanın 23. gününde izleyicilere seslenen Ekrem İmamoğlu son dönemde gündeme gelen ve yüz milyarlarla ifade edilen fon vurgununa atıfta bulunarak, "Cebinize dikkat edin, çalan falan olur" ifadelerini kullandı.
Togay'ın savunması ve sorgusunun ardından duruşma sona erdi.
Tutuklu sanık eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, rüşvetle suçlandığı şirkete ilişkin Ziya Gökmen Togay’la görüşmesini hatırlattı ve “Sizden bir ricam oldu mu yoksa bilgi mi aldım?” diye sordu. Togay, “Bilgi aldınız” dedi.
Erdoğdu’nun “Ekrem İmamoğlu veya Fatih Keleş bir telkinde bulundu mu?” sorusunu Togay “Hayır bulunmadı” diyerek yanıtladı.
Ziya Gökmen Togay'ın sorgusu sırasında söz alan Fatih Keleş, "Murat Gülibrahimoğlu, İSTAÇ ile 2019'da mı çalışmaya başladı?" diye sordu. Bunun üzerine Togay, "2019 öncesinde çalışmaya başlamış" dedi.
Murat Ongun, “Medya A.Ş. ve Kültür A.Ş. iştiraklerden sorumlu olmasına rağmen Ertan Yıldız’a bağlı hareket etmezdi” iddiasını hatırlattı ve Ziya Gökmen Togay’a, “Bu şirketler sizin grup başkanlığınızdaydı. İhale süreçleri, işe alınacak kişiler ona gider miydi?” diye sordu. İtirafçı sanık Togay, “Evet giderdi, tüm iştiraklerde süreçler aynı şekilde işliyordu” yanıtını verdi.
Taşçı'nın ardından kürsüye gelen itirafçı sanık Ziya Gökmen Togay, hakkındaki örgüt üyeliği iddiasını kabul etmediğini, kurum yöneticilerinin talimatıyla işlemleri yaptığını ifade etti. Daha sonra Togay’ın sorgusuna geçildi.
Türker'in ardından tutuklu Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve İBB Başkan Danışmanı Murat Ongun da Recep Taşçı’ya “Elden para dağıtıldığını söylüyorsunuz. Nereden biliyorsunuz?” sorusunu yöneltti.
Taşçı, “Duydum” yanıtını verdi. Mahkeme başkanı, “Kimden duydun?” diye sordu. Recep Taşçı, “Hatırlamıyorum” dedi.
Tutuklu Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, Recep Taşçı’ya, “Göreve Emrah Bağdatlı tarafından getirildiğimi söylemişsin. Tüm sanıklar içinde bunu söyleyen bir tek sensin. Hangi somut delille bunu söylediniz?” diye sordu.
Taşçı, “Somut değil, duyanların aktardığını söyledim” yanıtını verdi.
Fatoş Pınar Türker, Recep Taşçı’ya, ayrıca “Usulsüz olduğunu söylediğiniz şeyleri neden müfettişlere bildirmediniz. Biz tutuklandıktan sonra Sayıştay denetime geldi neden onlara söylemediniz?” diye de sordu.
Taşçı, “Bana kalan bir şey değildi. Savcıya ifade vermiştim neden Sayıştay’a söyleyeyim diye düşündüm” yanıtını verdi.
Eski Medya A.Ş. çalışanı Mehmet Recep Taşçı, savcılıktaki ifadesini tekrarladığını belirtti. Taşçı'ya soru yöneltildi...
Duruşma savcısı: Emrah Bağdatlı talimatı Murat Ongun ve Ekrem İmamoğlu’ndan aldı diyorsunuz. Nereden biliyorsunuz?
Taşçı: Bana talimat müdürden, müdüre genel müdürden, genel müdüre Murat Ongun’dan geliyordu. Bu şekilde düşünüldüğünde Ekrem İmamoğlu’ndan gelir diye düşündüm.
Reklamcı Ahmet Palazoğlu savunma yaptı. Murat Ongun, Palazoğlu’na itirafçı ağabeyi Muhittin Palazoğlu’nun “Tüm işleri 2025’e kadar ağabeyim yürüttü” sözlerini sordu. Ahmet Palazoğlu, “Ben işleri 2022’de devrettim” dedi.
Şahinler Holding’in sahibi Kemal Şahin savunma yaptı. Ardından Zeynep Tezcan savunma yaptı. Zeynep Tezcan, suçlama konusu yapılan 4. taşınmazı eski eşi ile birlikte satın aldıklarını ve 2023’te boşanırken de protokolde bu taşınmazı paylaştıklarını ifade etti.
Duruşmaya ara verildi. Ekrem İmamoğlu salondan çıkarken, "Bir ve beraber olmaya devam" dedi.
Tutuksuz sanık Yılmaz Doğan, itirafçı Cem Çelik’in kendisine gelerek, “Kayyum rapor hazırlayınca sorun yaşayacaksın. Örgütten bahset, ifadeni ver, savcılıktan ayrıl” dediğini belirtti.
Çelik’in adı "İBB Borsası" iddialarına karışan avukat Mehmet Yıldırım’la bir kere daha geldiklerini ve soruşturma savcısıyla irtibatta olduklarını söylediğini ifade eden Doğan, “İfade vermem için baskı kurmaya çalıştılar” dedi.
Murat Kapki’nin eşi Feyza Kapki savunmasında, “Dosyaya, eşimin adını verip tahliye olanlar yüzünden dahil edildim” dedi.
Daha sonra tutuksuz sanıklar Sündüz Özdemir ve Erol Sarıahmet’in savunmaları alındı.
Tutuksuz sanık Cengiz Tosun, Kirazlı-Halkalı ihalesinde, ihaleye fesat ya da rüşvet eyleminde bulunmadığını belirtti. Daha sonra sanık kürsüsüne reklamcı Kaan Ketenci geldi.
İtirafçı Kaan Ketenci geçmiş ifadelerinin doğru olduğunu söyledi. Sorgusuna geçildi.
Mahkeme başkanı: Muvazaalı sözleşme nedir?
Ketenci: Bilmiyorum.
Ongun’un avukatı: Muvazaalı sözleşmeyi bilmiyorsanız savcılık ifadenizde nasıl 3 kere kullandınız?
Ketenci: Hatırlayamadım.
Ekrem İmamoğlu, Utku Cihan'a sorular yöneltti...
Ekrem İmamoğlu: Utku Başkan hoş geldiniz. Esasen siz bir siyasi kimliğinizle buradasınız. O konuda önemli bir soruyu sormam gerekiyor. Ama önce hazır böyle bir sunumla başladınız, ki önemli de bir mevkidesiniz. Bu arada Hopa’ya, iyi ve cesur insanların bu güzel şehrine çok selam ederim hemşehrilerime. Ama şunu sorarak başlamak istiyorum esas soruma. Güzel bir yere işaret ettiniz hayatınıza dair, yükseldiğiniz o mertebelerde İstanbul’a göreve tayin oldunuz. Dahası nakliniz geldi ve göreve başladınız ki Ulaşım Daire Başkanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin en önemli 3-5 daire başkanlığından bir tanesidir. Hem ulaşım kavramı itibarıyla hem de İETT ve diğer metro gibi gibi iştiraklerinden tutun da iç daire başkanlıklarının koordinasyonunu yürüten en üst seviyedeki daire başkanlıklarından biridir. Bu hem bütçe anlamında böyledir hem uygulama anlamında böyledir hem de hayatı etkileyen bir kavramla. Bu kadar önemli bir daire başkanlığına gelirken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak Ekrem İmamoğlu ile bir tanışmanız veya geçmişe dair bir samimiyetiniz mi buna vesile oldu yoksa az önce anlattığınız liyakat ve deneyimlerinizle birlikte süreciniz mi ve nasıl bir işe başlama süreci yaşadınız? Bunu özellikle aziz milletimizin huzurunda kayda geçsin istiyorum. Çünkü Türkiye'de liyakatsizliğin nereye sebep olduğunu çok da taze bu günlerde yaşıyoruz. Lütfen bu konudaki geçişinizi anlatırsanız çok sevinirim başkanım.
Utku Cihan: Teşekkür ederim Başkanım. Öncelikle Hopa sizi çok özledi, hepsinin selamı var. Onu da iletmiş olayım. Başkanım, ben sizi İBB'ye gelmeden önce sadece televizyondan izliyordum. Ben 24 yıl boyunca İzmir'de yaşadım. Dokuz Eylül Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra 11 yıl boyunca İzmir Büyükşehir Belediyesinde çalıştım. Ben işimi önceden de anlattığım gibi iyi yapmaya çalışan biriyim. Dolayısıyla İzmir'de yaptığım çalışmalarla beraber, İzmir ulaşım ana planının hazırlanması, oradaki akademik kadronun beni İstanbul'da ulaşım planlama alanında birileri lazım bize bir pozisyonda bir müdürlükte ya da böyle bir ihtiyaç var denilerek aslında ben de başvurumu yaparak, süreçler üzerinden İK'yla görüştükten sonra bu süreç devam etti. Ben ulaşım planlama müdürü olarak önce göreve başladım. Sonra toplu ulaşım hizmetleri müdürü olarak devam ettim, iki müdürlüğe baktım. Sonrasında ulaşım daire başkanlığı kadrosu boşaldıktan sonra yine oraya bir üst makama getirildim. Dolayısıyla bütün süreç, aslında benim bütün hayatımdaki süreç, en baştan biraz önce anlatmaya çalıştığım gibi ESHOT genel müdürlüğünde fotokopi çekerek başlayan, sonrasında sahada, sonra İzmir Büyükşehir Belediyesinin ana kadrosunda, sonra oradan şeflik, müdürlük, sonrasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne gelip yine müdürlükle devam ederek ve sonrasında da ulaşım daire başkanı. Dolayısıyla kimseyi tanımadığım için hani sadece sizi değil, hiç kimseyi tanımadığım için ben bu makama gelmedim. Tamamen liyakatle bu sürece geldiğime inanıyorum ve böyle olduğunu biliyorum.
Ekrem İmamoğlu: Bu çok önemli Sayın Başkan, sayın heyet. Bu niye önemli? Altını çizdiğim kısa bir yorum yapacağım. Çünkü bir suç örgütü, bu işin ana çatısıdır. İddianame olarak isnat edilen suç ve suç örgütü oluşumunda da örgüt üye vs. gibi isnatlarla insanlar suçlanmaktadır. Buraya gelen her yöneticinin bir hayat hikayesi var ve işe başlama süreci var. Ana prensiplerimiz çok temeldir, liyakat ve bu memleketin insanı olması ama geçmiş dönemde başka siyasi partiden ama başka bir şehirden gelse de aslında bir beyin avcısı gibi, insan kaynağı avcısı gibi hareket ederek insanları bulmak gayretiyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi oluşmuştur. Burada eksik, hata olabilir ama %99 oranında Utku Bey gibi birçok arkadaşım burada tutuklu ya da tutuksuz, böylesine bir süreçle görevine gelmiştir. Kesinlikle ve kesinlikle katı kurallar; akraba olmayacak, yakınlık olmayacak, başta buna ben dahil olmak üzere ve hiç kimse, hiçbir yöneticinin bir başka akrabası yönetici olmayacak gibi yazılı olmayan prensiplerimiz vardır. Biz ne buraya akrabaları, ne eşleri, ne dostları doldurmadık. Utku Bey gibi liyakatli dostlarımızla, yol arkadaşlarımızla çalıştık. Onun için tertemiziz, pırıl pırılız. Onun için bundan hiç şüphe duymuyorum. Allah memleketi eş, dost, akraba kayırmacılığından korusun. Bedelini millet ödüyor çünkü.
İkinci husus Sayın Başkan, sorularıma devam ediyorum. İkinci husus; bu kadar önemli bir görev yaptınız, 3.5 yılı aşkın süredir, sonraya asıl soruma geleceğim ama bu önemli görevde genel sekreter yardımcısı, genel sekreter içerisindeki çalıştığınız alan ulaşım olduğu için beraber olduğumuz büyük masalarımızda çok oldu. Çünkü çok temel görevlerimiz, temel konulara birlikte eşlik ettik. Burada yani Ekrem İmamoğlu olarak veya diğer yöneticilerin veya sizlerin kendi içinizdeki mekanizmada bir ortak aklın teknik, bilim süreçlerinin dışında bir emir talimat, "Şunu imzalama, şunu imzala, şunu yap, şunu yapma, şunu ver, verme" yani böyle bir listeleme üzerinden bir talimat zinciri… Bunu niye soruyorum? Garipseyebilirsiniz Utku ama burada bahsedilen bir örgüt ve iddia edilen bir örgüt ve örgüt suçu üzerinden sanki böyle bir silsile yaşanıyormuş gibi. Yani burada göreve gelmeden masada aylarca, yıllarca bekletilen imzaların mağduru oldum ilçe belediye başkanıyken. Ama ben burada hiçbir vatandaşın işinin aksamaması adına böyle bir talimat zinciri yaşandı mı yoksa tümüyle sizin bu ortak akıl masalarınızda teknik ve bilimsel masalarınızda süreçler mi yönetildi? Bunu da yine hem belediye başkanı deneyiminizle hem bürokrat deneyiminizle açıklamanızı isterim ve bu soruma şekilde cevap verirseniz sevinirim.
Utku Cihan: Sayın Başkanım, bununla ilgili kısa bir konu var. Bunu örneklendiriyorum de anlatıyorum da size özellikle soranları anlatıyorum. Bir kavşak tasarımı yaptık. Biz bir milletvekilimiz o kavşak tasarımı ile ilgili sorun yaşadığını söyledi ve itiraz ettim bu kavşak tasarımına. Vekilimizin ismini söylemeyeyim. Biz de projeleri hazırladık, size gelen bir şikayet ve çok sinirliydi milletvekili. Biz de projeleri hazırladık sahada sizin olduğunuz bir noktada size anlatalım istedik. Projede elimdeydi, siz zaten çağırmıştınız. Projeyi tam size gösterdim yani yanımda projeyi anlatacağım Başkanım, açacağız projeyi. Şöyle yaptınız, "Tamam mı bu kavşak, yani ne yaptığınızı biliyor musunuz? Uygun mu sizin açınızdan?" "Evet uygun" dedim. "Tamam o zaman" dedim. Bu kadardı, yani bizim yaptığımız kavşaklara, yaptığımız işlere, tamamına sizin bize güveniniz, aslında hani sadece bize değil bütün işinin liyakatiyle yapan herkese güveniniz bu kadar tamdı. Nereden bir baskı gelirse gelsin ya da ne olursa olsun siz iş yapan insanlara görevini layıkıyla yapan insanlara her zaman güvendiniz. Biz bunu sizden öğrendik, öğrendik. Sizin belediyeciliğiniz böyleydi, o yüzden biraz önce de konuşmamda liyakatli bir süreç yürüttüğünden bahsettim Başkanım.
Ekrem İmamoğlu: Burada bir hatırlatmayı yapmak isterim Sayın Başkan ve heyetine. Çünkü mahkemenin temel konusu bu hiç olmadı, olamadı. Zira temel isnat şu: Bir suç örgütü var ve bu suç örgütü önce Beylikdüzü'nü, sonra İstanbul'u ele geçirdi; ardından Cumhuriyet Halk Partisi'ni ele geçirmeye teşebbüs etti, sonra da Türkiye'yi ele geçirecek diye lanse edildi. Ve bu şekilde bir iddianame düzenlendi ve bir iftira organize edildi. Bu organizasyonun net tarifi de hani ben bir ele geçirme operasyonu yapıyorum. Sen de bizim değerli bir bürokratımızdın. Sonrasında Cumhuriyet Halk Partisi'nden Hopa'da belediye başkanı adayı oldun. Böyle bir siyasi, bu kadar önemli bir siyasi kararı alırken evet, bana gelip böyle bir niyetin olduğunu ve bu süreci yaşamak istediğini ifade ettiğinde, bir: Ben mi seni görevlendirdim? Parti içinde böyle bir atamamı yaptım? Ya da senin yörendeki tercih edilmenle ilgili bir dahlim mi oldu? Yani bu kadar önemli bürokratım olarak nasıl bir ilişki yaşadık? Bunu da hem siyasi anlamda heyetin duyması gerekir, bunun ne kadar kof, ne kadar absürt bir iddia olduğunun ortaya çıkması açısından. Böyle önemli bir görevde nasıl bir yol aldın, lütfen bunu da cevaplarsan sevinirim.
Utku Cihan: Şöyle anlatayım Başkanım: İlk başlangıcı Hopa'dan, yani memleketimden abilerimiz, büyüklerimiz böyle bir teklif yaptılar. Ve sizden izin, tabii ki ben bir bürokrat olarak, o dönem devlet memuru olarak sizden izin almamız gerekiyordu. Dolayısıyla bu izin sürecini ben aslında sizin beni bırakacağınızı düşünmüyordum ama onların da talepleriyle beraber bu yola çıkmama izin verdiniz. Dolayısıyla bu böyle bir süreçti. Sizin herhangi bir bu konudaki talimatınız yoktu. Tamamen önce kendi memleketimden gelen talep, benim bunun üzerinden onlara olur demem ve sonrasından tabii bir bürokrat olarak sizden izin almamız ve sonrasında da çalışmalara başlamamız sürecinde oldu. Sizin bu konuyla ilgili hiçbir talimatınız olmadı Sayın Başkanım.
Cihan sözlerini şöyle tamamladı:
"Hiçbir firmaya gizli bilgi vermedim. Hiçbir kamu görevlisine bir firmayı kayırması yönünde talimat vermedim. Hiçbir kişiye veya şirkete haksız menfaat sağlamak amacıyla hareket etmedim. Böyle bir niyetim de olmadı, böyle bir eylemim de olmadı.
Ben yalnızca görevimi yaptım ve görevimi yaparken de kamu kaynaklarını korumaya çalıştım. Evet, önümüzde bir dosya var. O dosyanın içerisinde de; 18 yıllık emeğim var. Mesleğim var. Onurum var. Ama bunların hiçbiri bana ayrıcalık sağlamasın. Sadece hakkım olan hukuki değerlendirmenin yapılmasını istiyorum. Somut olanla varsayımın birbirinden ayrılmasını istiyorum."
Cihan, kendisine yöneltilen ihale suçlamalarını tek tek reddetti. “İhaleye fesat karıştırdın mı?” sorusuna cevabının net olduğunu belirten Cihan, “Hayır. Hiçbir firmaya gizli bilgi vermedim. Hiçbir kamu görevlisine bir firmayı kayırması yönünde talimat vermedim. Hiçbir kişiye veya şirkete haksız menfaat sağlamak amacıyla bir harekette bulunmadım” dedi.
Dosyada kendisiyle ilgili suçlamaların ağırlıklı olarak üç ihaleye dayandığını belirten Cihan, bunların 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında açık ihale usulüyle ve EKAP üzerinden gerçekleştirildiğini söyledi.
Ek iddianameyle dosyaya giren bazı eylemlerde de adının geçtiğini ancak bu suçlamalarla ilk kez iddianamenin yayımlanmasıyla karşılaştığını belirten Cihan, “İsmim geçiyor diyorum çünkü böyle bir suçlamadan ilk defa iddianamenin yayınlanması ile haberim oldu” ifadelerini kullandı.
Cihan, “Dosyada, tarafıma isnat edilen herhangi bir somut fiil veya eylem ortaya konulmaksızın, yalnızca İBB’de sahip olduğum görev ve makamdan hareketle cezai sorumluluk çıkarılmıştır” dedi.
İhalelerin daha fazla firmaya açık olması halinde daha düşük fiyat oluşabileceği yönündeki değerlendirmeyi ise varsayımsal olarak nitelendiren Cihan, şunları söyledi:
“‘Kısmi teklif olsaydı daha fazla firma katılabilirdi, daha fazla firma katılsaydı da daha düşük fiyat oluşabilirdi’ şeklindeki değerlendirme ise gerçekleşmiş bir sonuç değil, varsayımsal bir ihtimaldir. Daha düşük bedelle teklif verebilecek bir firma varsa, açık ihalede EKAP üzerinden teklif verme imkânı zaten bulunmaktadır.”
İBB’deki görevinden doğduğu Hopa’ya hizmet etmek için ayrıldığını ve ardından belediye başkanı seçildiğini belirten Cihan, kamu kaynaklarıyla ilişkisine de değindi.
“Bu 18 yılın içerisinde halkın menfaatinin önüne hiçbir menfaati koymadım” diyen Cihan, “Ben kamu görevini hiçbir zaman bir kazanç kapısı olarak görmedim. Bana verilen yetkiyi kendim için değil, kamu için kullandım” ifadelerini kullandı.
Cihan, kişisel mal varlığına ilişkin de “Hiç zenginleşmedim. İBB döneminde eşim ile İstanbul’da lojmanda kalıyorduk, şimdi de Hopa’da kiralık bir evde yaşıyorum” dedi.
Hopa Belediye Başkanı Utku Cihan, belediyecilik geçmişini ve İBB’deki görevlerini anlattığı savunmasında, kendisine yöneltilen “ihaleye fesat karıştırma”, haksız menfaat sağlama, rekabeti engelleme ve gizli bilgi paylaşma suçlamalarını kabul etmedi.
18 yıldır belediyecilik yaptığını belirten Cihan, mesleki hayatının büyük bölümünü belediyelerde geçirdiğini söyledi. 2008 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde şehir plancısı olarak çalışmaya başladığını anlatan Cihan, daha sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanlığı görevini yürüttüğünü aktardı.
Cihan, belediyeciliği makamdan ziyade sahada öğrendiğini belirterek, “Kapı arkasında fotokopi de çektim, otobüs durağı da planladım, ulaşımın her alanında çalışmalar yürüttüm. Yani belediyeciliği bir makamdan değil, sahadan, sokaktan, insanların hayatına dokunan hizmetlerden öğrendim” ifadelerini kullandı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde görev yaptığı dönemde FETÖ’nün kumpaslarıyla karşılaştıklarını söyleyen Cihan, 129 belediye çalışanıyla birlikte yargılandığını ve davadan beraat ettiğini belirtti. Cihan, “O gün de hukuka güvendim. Bugün de hukuka güveniyorum” dedi.
Sanıklar, izleyiciler ve mahkeme heyeti salondaki yerini aldı, duruşma başladı. Hopa Belediye Başkanı Utku Cihan savunmasına başladı.
EPDK’dan elektrik tedarik tarifesinde yeni karar53 izlenme
Dolar 7.94'ü gördü, vatandaş sordu: #NeredesinYiğitBulut66 izlenme
İmamoğlu: "İstanbul’daki gibi Türkiye’de de israf düzenine son vereceğiz"54 izlenme
Türkiye ikincisi müdür görevden alındı, tepki yağdı: "Bu neyin telaşı?"52 izlenme
Bahçeli teğmenlerin ihraç kararını savundu38 izlenme
Hedef gösterilmişti! CHP’li Tanju Özcan hakkında soruşturma!200 izlenme
AKP'de kongre öncesi istifalar peş peşe geliyor!214 izlenme
Komutanlar 870 gündür cezaevinde çürüyor47 izlenme
AKP'li eski Bakan çözümü buldu: Etin kokusunu alıp kebapçıya gelen fakirin yediğinin parasını karşılayacakmış!
Meclis'te 'apar topar' Akkuyu düzenlemesi: "Bedelini yine millet ödeyecek"
Erdoğan Sisi ile el sıkıştı, sosyal medya Erdoğan ve Çavuşoğlu'nu affetmedi!
YENİ Parti'li Umut Akdoğan emekli polisin intiharına isyan etti! "Emekli bir polis memurunun emekli eyleminde yaşamına son vermesi Türkiye'nin hazin tablosu"