İmamoğlu, Erdoğan'a seslendi: "Bu düzenden sen bile kendini koru"
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da yer aldığı, 53’ü tutuklu 436 sanığın yargılandığı İBB davasında 101'inci duruşması görülüyor. Bugünkü duruşmada Ekrem İmamoğlu, 4 gün süren savunmasını tamamlayacak. Savunmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seslenen İmamoğlu, "Bu düzenden sen bile kendini koru" dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 101. duruşması bugün görülüyor.
Silivri'de duruşma saat 11.00 sularında başladı. İzleyiciler, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” ve “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganlarıyla destek verdi. 2. celsenin 37. gününde, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu savunmasını bugün tamamlayacak.
DURUŞMAYA ARA VERİLDİ
İmamoğlu savunmasını tamamladıktan sonra duruşmaya ara verildi. Aranın ardından duruşma İmamoğlu'nun sorgusuyla devam edecek, ardından avukatlarının savunmasına geçilecek.
İMAMOĞLU SAVUNMASINI TAMAMLADI
“Bu ülkede ilk kez bir kuşak, daha önceki kuşaklardan çok daha yoksul ve bunu kapatmak kolay olmayacak” diyerek sözlerine devam eden Ekrem İmamoğlu, “Türkiye’yi zenginleştirmek zorundayız. Bunu birkaç kişinin zenginliğiyle açıklayamayız. Vatandaşın zenginliğini arttırmalıyız “ ifadelerini de kullandı.
İmamoğlu, yaklaşık 4 gün süren savunmasını şu sözlerle sonlandırdı:
“Kıymetli milletim, sözümün sonuna geldim. Bu dosyanın kapağında benim adım yazıyor: 'Ekrem İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü' deniyor. Ama biliyorum ki bu dosyada yargılanmak istenen ben değilim. Bu dosyada 31 Mart'ta sandığa giden milyonlar yargılanıyor. Bu ülkede geleceği tasarlayacak ve kararı verecek milletin gelecekteki seçimdeki iradesi yargılanıyor. Bugünden geleceğe vesayet ortaya konulmaktadır. 1 kez değil 3 kez aynı kararı veren İstanbullu hemşehrilerim yargılanıyor. Bu ülkede iktidarın sandıkla değişebileceğine hala inanan 87 milyon yurttaş yargılanıyor.
'BU ÜLKEYE HUKUK DÖNDÜĞÜNDE BU DOSYAYI AÇANLAR HAKİM KARŞISINA ÇIKACAK'
Onun için en başta ne dediysem en sonda da onu söylüyorum. Ben burada savunma yapmıyorum. Bu iftiranameyi yazanları ve yazdıranları yargılıyorum ve yargılamaya devam edeceğim. Kimi zenginleştirmişim, kime tek bir kamu malını peşkeş çekmişim? Adım gibi eminim. Yarın bu ülkeye hukuk geri döndüğünde bu dosyayı açanlar hakim karşısına çıkacak. Ama şafak vakti kapıları kırılmadan, avukatlarıyla çıkacaklar. Onlar hukuku silah yaptı, biz hukuku herkes için yeniden kalkan yapacağız.
"560 MİLYAR DEDİLER, 560 KURUŞ BULAMADILAR"
Bu salonda aylarca benden hesap soruldu. Ben de şimdi milletimin huzurunda bu dosyanın defterini kapatıyorum. 560 milyar dediler, 560 kuruş bulamadılar. Rakamı 160 milyara indirdiler. 3'te 2'sini Maden Kanunu'nu açmadan davanın tarafı olan bir bakanlığın memurlarına hesaplattırdılar. Geri kalanını borcunu ödemekten, kâr etmekten, ihaleyi iptal edip daha ucuza yaptırmaktan zarar diye yazdılar.
"DELİL DİYE 5 DAKİKALIK BİR NEZAKET ZİYARETİNİN FOTOĞRAFINI KOYDULAR"
'Örgüt' dediler, şemaya koydukları adam 'Ben örgüt yöneticisi değilim' dedi. Örgütün kuruluş cümlesini saydı, 'Ben onu şablon olarak gördüm' dediler. Yöneticiler birbirini bu salonda tanıdı. Çünkü öyle bir örgüt yok. 'Casus' dediler, delil diye 5 dakikalık bir nezaket ziyaretinin fotoğrafını koydular. Aynı beyefendinin devletin en üst düzey yetkilileriyle geçmişten bugüne onlarca fotoğrafı var. O Cumhurbaşkanı Yardımcısı, o Milli İstihbarat Başkanı, Ekrem İmamoğlu hapiste ve casus…
'Rüşvet' dediler, rüşvet verdiğini söyle, verdiği söylenen 'Hissettik' dedi. Parayı aldığı söylenen beni ilk defa Vatan Emniyet'te gördüğünü söyledi. Rüşveti kreşe, bir okula, bir kavşağa, bir metro hattına çarptıklarını herkes bu salonda gördü. Bizim elimizde noter var, tapu var, dekont var, Sayıştay var, Hazine izni var, kurum içi denetimler var. MAPEG yazısı var, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun 'borcu yoktur' yazısı, belgesi var. Onların elinde ne var? Tahliye ile takas edilmiş, bir gecede değişmiş, eşiyle, çocuğuyla, malıyla sıkıştırılmış insanların ağzından alınmış cümleler var. Bir de neyi bulacağı önceden söylenmiş bilirkişilerin raporları var. İşte akşamdan sabaha Melih'in yaşadıkları var.
155'e çıkartıldı eylem. Hangisinde, bana dair somut bir belge, somut bir evrak, somut bir söz var elinizde? Hangisine dair somut bir görüntü var elinizde? Kime, tek bir kamu malını peşkeş çekmişim? Kimi ayırmışız? Kalyon'a 'İş yapamazsınız' mı demişiz? Cengiz'e 'İş almışsa ihale yapacak' demişiz, 'Al, yap işini bitir, git başımızın üstünde yerin var' demişiz. Kendisi ne yapmışsa etraftan aynı şeyi bekleyen bir zihniyetle mücadele ediyoruz biz burada. Bu dosyada suç geliri dedikleri her şeyin adresi bellidir. Biz kamuya hizmet ettik, kamuya iş ürettik ve insanların gönlünü, hayatını mutlu ettik, huzurlu kıldık.
"MÜCADELEMİZ ADALET, DEMOKRASİ VE CUMHURİYET MÜCADELESİ"
Buradan çok açık söylüyorum, ben ayrıcalık istemiyorum. Bana başka, rakibime başka hukuk istemiyorum. Bugün bize yapılanın yarın başkalarına yapılmasını hiç ama hiç istemiyorum. Çünkü bizim mücadelemiz intikam mücadelesi değil. Bizim mücadelemiz adalet, demokrasi ve cumhuriyet mücadelesi. Bu ülkede yarın hukuk geri geldiğinde bu dosyayı kuranlar da hakim karşısına çıkacak. Adım gibi eminim. Ekrem İmamoğlu'nun kelimesi kadar, harfi kadar gelecekten eminim. Yaradan bunu bana yaşatacak, 87 milyona bunu yaşatacak.
Ama şafak vakti kapıları kırılmadan çıkacak insanlar, avukatlarıyla adil bir savunma yapacak insanlar, biz böyle bir Türkiye istiyoruz. Kapısı açılıp geceliğiyle kadını çekmek için gayret eden insanlar, onu görüntüleyen, oradan bir ses "Abi kapatın kapıyı, içeri dal, içeri dal" diyen bir sabah operasyonunu, gece operasyonunu, iffete, namusa saldıran bir anlayışı bu ülkeye yaşattırmamak için mücadele edeceğiz biz.
Herkesin evladını koruyacağız, herkesin çocuğunu koruyacağız. En caninin, en başinin bile evladını, ailesini koruyacak bir düzeni inşa edeceğiz biz. Savunmaları kısıtlanmayan, kitapları toplatılmayan, aileleri rehin alınmadan süreçleri işleten bir Türkiye var edeceğiz biz.
Bir itirafçının 'tahmin ediyorum'la değil, belgesiyle, kaydıyla, her şeyiyle, ispatıyla yargılanacaksa yargılanacak insanlar. Mışla muşla değil ya. Aramızdaki fark bu. Onlar hukuku silah yaptı, biz hukuku herkes için, onlar için de yeniden kalkan yapacağız.
Benim cumhurbaşkanlığı hedefimde, bana hayatında hiç oy vermemiş bir vatandaş sabah kalktığında şunu söyleyebilmelidir: Benim devletim hala benim devletimdir. Omzunu diyecek, onun huzurunu hissedecek. Hiçbir endişesi olmayacak.
Mahkemesi onun mahkemesi olacak, polisi onun polisi olacak, valisi onun valisi olacak, askeri onun askeri olacak, jandarması onun jandarması olacak. Valisi, kaymakamı, emniyet amiri, milli eğitim müdürü, herkesin bürokratı olacak. Hazinesi onun hazinesi olacak. Cumhurbaşkanı, yalnızca kendisine oy verenlerin değil, herkesin cumhurbaşkanı olacak. İş işten herkesin cumhuriyeti budur.
Biz İstanbul'u böyle yönettik. Onun için 100 milyonlarca dolar vergi borcunu kapattık, sigorta borcunu kapattık, kamu kurumlarına olan borcunu kapattık. Bu kadar zalimliğe, baskıya rağmen. Hiç olmayanı var ettik. Bahsettik, yurtları, kreşleri. Sadece kreşlerimizde 27 bin çocuk ilk defa kreş eğitimi aldı. 27 bin. Sadece bu sene buna eklenenlerle, sadece bu sene eklenenlerle bu sayı 40 bine çıktı. Ne biliyor musunuz? Onların içinden nasıl güzel insanlar çıkacak biliyor musunuz? Sadece kent lokantasından 10 milyon insan karnını doyuruyor.
"MÜCADELEMİZE DEVAM EDİYORUZ"
Bir sürü şey… Var olanı büyüttük, sıfırdan birçok şey yaptık ama var olanı büyüttük. Metroyu 153 kilometreden 248 kilometreye büyüttük. Ormanlarını, yaşam vadilerini, kütüphanelerini, müzelerini, spor tesislerini, sosyal tesislerini büyüttük. Anne Kartı, Halk Sütü… Halk Süt tam 55 milyon litreye ulaştı. 55 milyon litre sütü pırıl pırıl bebelerimize ulaştırdık.
Mücadelemize devam ediyoruz. Şu anda Türkiye'de açılış yapan, temel atma töreni yapan tek kurumuz, tek. İddiayla söylüyorum. Aralık'ta Göztepe-Ataşehir Ümraniye hattı açılacak, 1,5 yıl sonra. İnanılmaz spor salonları, inanılmaz tıp merkezleri, hizmet alanları, yeşil alanlar, sosyal yaşam merkezleri, yaşam vadileri, önümüzdeki günlerde açılacak. Rumeli Hisarı'nın restorasyonu bitmiş hali insanlarımızla buluşacak.
Buradan başkan vekilimize, Nuri Aslan'a ve şu son günde yaşananlardan dolayı bütün emeğiyle sahada olan 95000 emekçimize, meclis üyelerimize, yöneticilerimize, genel sekreterimize, yardımcılarına, bütün herkese, buradaki bütün arkadaşlarımızın boşluğunu hissettirmeyen, hizmetine devam eden, hala bu işleri tıkır tıkır yerine getiren bütün can yoldaşlarımı sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
"BU KİTAP BİR GÜN RAFLARDA OLACAK"
Bugün bu salonda… Sayın Başkan, Sayın Heyet; bir şey getirdim. Bu benim yayınlanmayan kitabımın maketi. Bir tane maketi yapılmıştı. Bu maketi, gördüğünüz bu kitabın üstünde bomba bomba yok. Bu kitabın içinde şiddete çağıran tek bir cümle yok. İçinde bu dosya var. Evet, size anlattığım şeyler, bunun biraz daha kısalmışı ve son 3 ayda yaşadıklarımızla yaptığım bir savunma. O tarihte hazırladığım savunmanın da biraz kısaltılmışı bu kitap. O savunmanın kendisinden korkularak, usulsüz bir biçimde, polisimizin de bu işe alet ederek bu kitaptan korkuldu ve bu kitap yasaklandı.
Bir nüsha nüshası elimde ve bu nüshayı mahkemeye, dosyaya delil olarak koruması için veriyorum. Bu nüsha arkadaşlarımın bu makete ulaştırmasını istiyorum. Delil olarak görmek isteyen, delil olarak görsün. İçinde bu dosyanın bütün delilleri zaten var. Bu dosyaya eklenmesini istiyorum. Bu kitap bir gün raflarda olacak, bir şekilde linklerde bulunacak, takip edilecek, günü yakındır. Yanında bu dosyanın tutanakları konacak, okuyan herkes hangisinin gerçeği anlattığını görecek. Allah büyüktür, millet şahittir, gelecek yakındır.
Sözlerime son verirken, beni ve benim şahsımda millet iradesini Silivri’de tutsak alan herkesin bildiği o siyasi iradeye seslenmek istiyorum bir kez daha: Bilmelisiniz ki kurmak istediğiniz bu rejimin ne Türkiye tarihinde bir yeri vardır, ne de Türkiye'nin geleceğinde bir yeri olacaktır.
"BEN SİZE ÇÖP TENEKESİ MUAMELESİ YAPIYORUM"
Beni hapse atabilirsiniz, babamın emekli maaşına el koyabilirsiniz, oğlumun özgürlüğünü kısıtlayabilirsiniz, yüzümü gizleyebilirsiniz ama benim irademe engel olacak kişi anasının karnından doğmadı. Baskılarınız, psikolojik operasyonlarınız, stratejileriniz, tutukladığınız masum insanlarla, operasyonlarla, karamalarınız, vız gelir tırıs gider.
Ben size çöp tenekesi muamelesi yapıyorum. Eskiden beni sürekli rüyanızda görüyordunuz. Şimdi kabusunuz daha da büyüdü. Bunu bilin. Bana yaptığınız şahsımı açtı. İlahi adalete yöneldi. Bir günde unutulur dediniz, bir ayda unutulur dediniz, bu millet unutmadı. Bu millet her zaman zalimin karşısında durmuş mazlumun yanında olmuştur.
Silivri’nin duvarları yüksek ama bakınca o kadar net görüyorum ki… Size acıyorum. Eyyy kişi, sana acıyorum. Ama o duvarların ardında baktığımda gördüğüm millete inanamadığım kadar çok güveniyor ve inanıyorum. Bir koğuşta görüş kabininin arkasında ben milletin yüzünü görüyorum. O yüz yorgun ama teslim olmamış.
"EN BÜYÜK İNANCIM SİZ GENÇLERSİNİZ"
Biz korkma diyen Mehmet Akif’in seslendiği insanlarız. Ama bir avuç korkaklar. Korkaklar biliyorum. Gençler. Size bekleyin demiyorum. Sıra size de gelecek demiyorum. Bu ülke şimdi sizin. Hayal kurun. Soru sorun. En büyük inancım siz gençlersiniz. Bu ülkeyi zenginleştirecek emeği de karakteri de görüyorum. Adaletsizliği görüyorum ama adalet isteyen milleti de görüyorum. Gençlerin öfkesini görüyorum ama gelecek enerjisi de görüyorum. Ben umudu teselli olarak anlatmıyorum umuda inanıyorum. Bu millete inanıyorum."
ERDOĞAN'A SESLENDİ: BU KALLEŞ DÜZENDEN SEN BİLE KENDİNİ KORU
Savunmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a da seslenen İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Ama bu da değil size anlatmak istediğim. Bunun yanı sıra anlatmak istediğim şu. Şimdi bir hayal edin. Muhalif bir belediye başkanına, muhalif bir belediyenin, yani ben Cumhuriyet Halk Partisi belediye başkanıyken bana operasyon yapıldı. Bugün muhalif, adı YENİ Parti olsun veya X olsun. Muhalif bir belediyede bir belediye başkan yardımcısına yönelik bir operasyon yapılacak. Bir para evi bulunacak, bir para kasası bulunacak. 7 milyon dolar şu bu falan filan neyse Allah bilir arkasında neler çıkacak ve bu 1 buçuk senede bu 1 buçuk senede o kayyum oraya ne kadar AK Parti'de görev yapmış, ne kadar AK Parti'de bürokrat varsa, kadın kollarından, gençlik kollarından ya da AK Partili bir belediyeden bir başkan yardımcısı vesaire vesaire dolduracak. Onlarla görev yapacak. Cumhuriyet Halk Partili veya YENİ Partili veya X muhalif partili birisi bu şekilde kendi partileri kurduğu kadronun içinden bir başkan yardımcısı bir evi parayla dolduracak, ziynet eşyasıyla dolduracak ve savcılık gidecek sadece başkan yardımcısını gözaltına alıp, 5-10 tane de ona işte iltisaklı iş adamı vesaireyi gözaltına alacak sonra da tutuklayacak.
"BURADAN UYARIYORUM, EY CUMHURBAŞKANI"
Buradan uyarıyorum, ey Cumhurbaşkanı. Bu düzenden kendini de koru. Seni uyarıyorum. Bu kalleş düzenden bu yürütülen iş ve işlemlerden akşamdan sabaha sabahtan akşama Türkiye’yi yöneten bir insanın bunlardan haber olmayacağını düşünerek, bu kalleşlikten sen bile kendini koru. Seni uyarıyorum."
Devleti yönetenlerin kanunların üzerinde olmaması gerektiğini vurgulayan Ekrem İmamoğlu, “Devlet bir parti devleti, bir hanedan devleti olamaz” dedi. İmamoğlu, ülkenin hiçbir döneminde adaletin bu kadar yerle bir olmadığını vurguladı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tekrar seslenerek, “Bunu yapanlar sana da yapar” diye konuştu.
Erdoğan'a seslenmeyi sürdüren İmamoğlu, savunmasına şu sözlerle devam etti:
"Ben 12 metrekareden sesimi yükseltiyorum, bazılarına saray 12 metrekareden küçük geliyor. Rakiplerini Edirne ve Silivri'de tutarak sen meşru olamazsın. Senin girdiğin seçim de meşru olamaz."
30 Ekim'de Esenyurt Belediyesi'ne kayyum atanmasından ve seçilmiş belediye başkanı Ahmet Özer'in gözaltına alınmasından bahseden İmamoğlu, şöyle konuştu:
"30 Ekim'de, sevgili Ahmet Özer başkanımıza yapılan operasyonla beraber en konan vurgun yapılan milli irade vurgunuyla birlikte Türkiye'nin en büyük ilçesi, 1 milyonu aşan belki fiili yaşayanlarının Esenyurt'a kayyum atandı. Ve bu kayyum atandıktan sonra, aslında devletin bir mülki amiri olmasına rağmen, bu kayyum, bayağı bildiğiniz AK Parti siyaseti yaptı. Çok net yakın bir coğrafya evimin, yaşamımın, hayatımın olduğu Beylikdüzü ile iç içe bir alan olduğu için de her yaptığı işlem ve eylemden haberdar oldum.
Hatta bu kişi kaymakamken bir anda vali yardımcısı yapılıyor operasyondan önce, sonra o pozisyondan bu operasyon yapıldıktan sonra ısmarlama kayyum olarak atanıyor. Yani düşünün ki Esenyurt'a operasyon yapılacağı belli, kimin atanacağı belli. Önceden konumlandırılıyor İçişleri Bakanlığı tarafından, sonra kayyum olarak atanıyor. Bu kadar, yani bu kadar tesadüfün iğne deliği meselesi yani. Bu milletin huzurunda, gözünün önünde yapılıyor bunlar.
'KİRALIK GİZLİ KASALAR NEDİR ÇOK İYİ BİLİYORLAR'
Dün akşam görüntüleri gördüğümde, bir kasa. Bu kelimeleri hatırlayacaksınız bu iddianameden. Bir “kasa evi” olduğunu gördük. “Gizli kasa”ların olduğu bir yeri gördük. Bu iddianamede, bu iftiraların atıldığı bu iftiranamede kasa evleri, kasa odaları, gizli kasalar, bankalardaki gizli kiralık kasalar gibi nice tarifleri gördük ve okuduk. Okumayı bırakın, yayladaki mini minnacık bir kasayı bile gizli kasa diye bu ülkenin bütün ahlak, bütün terbiye, iffet sınırlarını yerle bir eden TRT'nin ekranlarından izledik. Ve bu şekilde tariflenen ne varsa bu iftiranamede, hep diyorum ya, kişi kendinden bilir işi misali, bunu yazanlar ve yazdıranlar gizli kasa nedir çok iyi biliyorlar. Bunu yazanlar ve yazdıranlar kasa evleri nedir çok iyi biliyorlar. Bunu yazanlar ve yazdıranlar, 1 değil 5-10 tane bankada kiralık gizli kasalar nedir çok iyi biliyorlar. Vallahi biliyorlar billahi biliyorlar. Bakın bunu iddia etmiyorum iddiayı aştı artık o benim damarlarıma yerleşti. Tekrar ediyorum vallahi biliyorlar billahi biliyorlar.
Bunların yazdıklarında muhtemelen para var. Yazanların ve yazdıranların muhtemelen tarlalarında gömü var. Muhtemelen kuyuların dibinde altın var. Muhtemelen bunlar benim burada öğrendiğim Hawala diye bir sistemi kullanıyorlar. Muhtemelen buradaki insanlar döviz bürolarıyla ortak çalışıyorlar. Bunu yazanlar. Bunu yazanlar ve yazdıranlar. Muhtemelen bunu yazanlar ve yazdıranlar, yurt dışında İsviçre'de, Lüksemburg'da orda burda hesapları var. Muhtemelen bunu yazanların ve yazdıranların, o zihniyetin offshore'da hesapları var. Benim yok. Arkadaşlarımın yok. Ne gizli kasa var, ne para kuleleri var, ne başka bir şey var.
"MİLLETE YAPILAN ZULÜM VAR"
Millete yapılan zulüm var. Bu milletin cebinden çalınan paralar var. 570 milyar doları, 5 tane aksiyonla burada size yansıttım. Çok üzüldüm. Ama esas konu ne biliyor musunuz sayın başkan, sayın heyet burayı size anlatıyorum. Esas konu şu: Bir evin görüntülerini izledik sayın başkan. 7 milyon dolar, bilmem ne kadar Euro, sayısız saatler, sayısız mücevherler vesaire vesaire dökülmüş. Soruşturma böyle yürütülür biliyor musunuz? Delille olur, ispatla olur, tespitle olur."
BULUNDUĞUNUZ KÜRSÜDE AHTAPOTUN KOLLARI VAR
“Vurgunlar milletin huzurunda, gözünün önünde yapılıyor” diyen Ekrem İmamoğlu, eski İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Naim Erol Özgüner’in ifadesiyle dün İSTTELKOM Genel Müdürü Melih Geçek’in ikinci kez savcılığa çıkarıldığını ve tutuklandığını ifade etti. İmamoğlu, “O müptezelin ifadesiyle alıyorsun, tutuklama veriyorsun” dedi ve mahkeme başkanına seslenerek “Bulunduğunuz kürsüde ahtapotun kolları var” diye konuştu.
İMAMOĞLU BUGÜN SAVUNMAMIN 4. VERSİYONU
Ekrem İmamoğlu, savunmasının son günündeki konuşmasına, 600 gün sonra savunma yapacağı bir yargı düzeninin olmaması temennisinde bulunarak başladı.
İlk başta talep ettiği savunmasının başka bir formda olduğunu söyleyen İmamoğlu, bugün gelinen noktada bunun 4. versiyonu olduğunu belirtti. İmamoğlu, "Bu savunmamın daha farklı formata dönüştüğü Türkiye'de 3 ay öncesi ile bugün arasında nasıl bir tribülansın yaşandığını ve bunun tüm oluşumlarının bizim burada duruşumuzla alakalı olduğunu size sunmam akışında oluştu" dedi.
DURUŞMA BAŞLADI
Tutuklu ve tutuksuz sanıklar, avukatları, gazeteciler, izleyiciler ve mahkeme heyeti yerini aldı, duruşma başladı. Ekrem İmamoğlu’nun annesi Havva İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu, eşi Dilek Kaya İmamoğlu ve oğlu Selim İmamoğlu da duruşmayı takip edenler arasında. İzleyiciler, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” ve “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganlarıyla destek verdi.