Aziz İhsan Aktaş'ın liderliğini yaptığı iddia edilen "çıkar amaçlı suç örgütü"nün, bazı belediye başkanlarına rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla, 33'ü tutuklu 200 sanık hakkında açılan davanın duruşması, İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülmeye devam ediyor.
Bugünkü duruşmada, tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat savunma yaptı. Akpolat savunmasında, 578 sayfa iddianamede bir sürü yalan dolanın yer aldığını belirterek, "Bari kızlarımın adını kullanmasaydınız. Neymiş ‘kızlarımla oturacağım villada’ demişim. Ya ben Beşiktaş Belediye Başkanıyım. Beykoz’da ne işim var? Benim de itirafçı olmam istendi. CHP kurultayı ile ilgili konuşmam istendi. Bana da ‘CHP Kurultayı hakkında konuş, itirafçı ol. Beşiktaş dosyasını temizleriz’ denildi. ‘Bak sana mayısa kadar süre’ dendi. Ne tesadüf ki mayıs ayında oldu her şey. Ben 86 milyonun çocuğunu düşündüm, sadece kendi çocuklarımı düşünsem iki kelime söyler çıkardım. Ben bir tercih yaptım, çalışma arkadaşım ve ailem ile cezalandırılıyorum. Ben o gün öyle bir tercihte bulunmasaydım vatandaşların hiçbir umudu kalmayacaktı" dedi.
Rıza Akpolat, uyduruk bir not kağıdından çıkan birtakım inşaat firmaları isimleri, işletme isimleri ve bunlardan alındığı söylenen paralar iddiasının ortaya atıldığını, "Bu işletmeler artık başka bir soruşturmanın konusu. Ancak bu dosyada bu suç işlenmiş gibi gösterilip bu dosyanın konusu olup sonra aynı dosyanın tefrik edilip onlarca firmanın içerisinde benimle husumeti bulunan 2-3 firmanın soyut beyanıyla ikinci kez tutuklandım. Burada ilginç olan şeyler, bu not kağıdı ve listeler 8 aydır olduğu halde neden soruşturulmamıştır? Ya da soruşturulduğu ama savcılığın istediği yönde beyan verilmediği için mi dosyaya konulmadı? Konuyla teknik olarak hiç ilgisi olmayan ve yetkilerinde olmayan 2 belediye çalışanının ortaya attığı bu iddialar sonucu tutukluluk durumları değişmiş midir? Ben hücremde oturup bir not kağıdı yazsam buna itibar edilecek mi?" diye sordu.
Dosyada gizlilik kararı olmasına rağmen aleyhte beyan verenlerin ifadelerinin basına sızdırıldığını, lehte beyan veren onlarca firmanın ifadesinin yayınlanmadığını belirten Akpolat, şu savunmayı yaptı:
"İddianame yayınlandı ve mahkeme tarihi açıklandı. Mahkemeden 18 gün önce alınan bu ikinci tutuklama kararı bu dosyanın ne kadar boş olduğunu teyit edip yedeklemek için midir? Yoksa bu dosyada zorla, baskıyla, tehditle iftiraya zorlanan iftiracılar ifadelerini değiştirmesin diye sopa olarak üzerlerinde tutmak için midir? Bence her ikisi de. Ancak huzurunuzda bu sorunun cevabını bir örnekle somutlaştırmak istiyorum. 6 Ocak tarihinde CHP İstanbul İl Kongresi davasında mahkeme huzuruna çıktım. Oradaki suçlama yine somut bir delil olmaksızın itirafçı Veli Gümüş'ün ifadelerine ve Emirhan Akçadağ’ın ifadesine dayanıyordu. Emirhan Akçadağ ile Veli Gümüş Paşakapısı Cezaevi'nde aynı koğuştayken sözde Veli Gümüş, Emirhan Akçadağ’a, CHP İstanbul İl Kongresinde benim menfaat temini yoluyla kendilerinden bir adaya oy vermeye yönlendirdiğimi, bununla ilgili ses kayıtlarının olduğunu söylemiş. Hesabına para gönderdiğimi ve görüşmelerin Ankara'da sürdüğünü vesaire anlatmış.
İtirafçı Veli Gümüş çıkarıldığı mahkemede hakim huzurunda Emirhan Akçadağ ile böyle bir şey konuşmadığını, kurultayda Ankara'ya hiç gitmediğini, Rıza Akpolat’ı ismen bildiğini ama hiç yan yana gelmediğini, dolayısıyla bir para alışverişinin, menfaat temininin mümkün olmadığını söyledi. Söz konusu ses kaydını mahkeme yasa dışı yollarla elde edilmiş olmasına rağmen salonda dinletti ve orada benim adım hiç geçmiyor. Sayın Başkan en vahimi şudur; kendisinin ifadesinde Rıza Akpolat ile ilgili tek bir cümle etmediğini, savcılığın söylemediklerini tutanağa geçirerek kendisine imzalattırdığını beyan etmiştir. Bu suçlamaları ortaya atan kişiyi de savcılığa şikayet ettiğini söylemiştir. 6 Ocak’taki bu gelişme üzerine 9 Ocak'ta alelacele kimse beyanını değiştirmesin diye bu tutuklama yapılmıştır. Herhalde bu durum, içinde bulunduğumuz durumu izah etmeye yetmiştir. İşte bu nedenle bugün karşınızda bulunmamın sebebi işlenmiş bir suç değil, sürecin ilerleyebilmesi için ihtiyaç duyulan iftiralardır. Bu iftiralar gerçeği ortaya çıkarmak için değil, bilakis üstünü örtmek için üretilmiştir. Oysa gerek AİHM gerek Yargıtay'ın kararlarında yalnızca sözde itirafçı beyanlarına dayanılarak bir insanın suçlu ilan edilemeyeceği defalarca vurgulanmıştır. Buna rağmen ben yalnızca bu iftiralar nedeniyle yüzlerce yıl hapis tehdidiyle yargılanıyor ve bir yılı aşkın süredir özgürlüğünden mahrum bırakılıyorum. Asıl ağır olan da budur."
Sözcü
Özgür Demirtaş Arjantin örneğiyle uyardı: "Faiz artışları nereye kadar?"38 izlenme
Atatürk’ün ölüm saatinde direksiyon sınavı yapacaklar!27 izlenme
İstanbul’da kırmızı et fiyatlarında 3 ayrı tarife30 izlenme
Beşiktaş Belediyesi, Çırağan Caddesi üzerindeki Atatürk albümünü yeniledi12 izlenme
AKP’li Belediye 2.3 milyon lirayı amacı dışında kullanmış!124 izlenme
Çanakkale'deki yangın vatandaşın kamerasında: "Yangın çok büyük, Ayvacık Tuzla Köyü’ne kadar ulaştı. Köylüler panik halinde. Rüzgâr çok fazla"59 izlenme
Erken seçim tarihi açıkladı, Erdoğan'a seslendi13 izlenme
Bu dincilerin ahlakı mahlakı yok273 izlenme