AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “karar alma süreci hızlanacak” dediği başkanlık sistemi, felaketi daha da katladı. İlk günden itibaren en küçük yetkiliden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a ve bakanlara kadar hiç kimse “Cumhurbaşkanı’mızın talimatıyla” demeden tek bir söz dahi söylemedi. Bu durum aksaklıkları o kadar artırdı ki birçok enkaza hâlâ yardım ulaşılamadı.
Erdoğan, 2017 Anayasa Değişikliği Referandumu öncesi yaptığı bir açıklamada “Başkanlık sistemi hız veriyor, tırmandırıyor. Güçlü lider olabilmeniz için çoklu yaklaşım anlayışının olmaması gerekiyor. Rahat karar vermek, karar sürecini hızlandırmak, istikrarı yakalamak gerekir” demişti. Fakat bu sözler sadece söylemde kaldı. Sistem hız vermek bir yana devleti ve bürokrasiyi daha da hantallaştırdı. Bu depremde yaşananlar da devletteki hantallığı net bir şekilde gösterdi. O kadar ki neredeyse vinç ve iş makinelerini kaldırmak için bile bürokratlar Erdoğan’ın iznini bekledi.
BirGün'den Mustafa Kömüş'ün haberine göre, kamera karşısına geçen her yetkilinin ağzında tek bir söz var: Cumhurbaşkanı’mızın talimatıyla. İlk depremin hemen ardından AFAD Deprem Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar depremin ardından yaptığı açıklamada bakanların bile Erdoğan’ın talimatı olmadan hareket etmediğini gösterdi. Tatar şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı’mızın talimatıyla bakanlarımız şu anda bölgeye intikal etmiş durumdalar.”
AFAD Başkanı Yunus Sezer de Tatar’dan farksız değil. Sezer “Ülkenin tüm kaynakları şu anda afet bölgesine Sayın Cumhurbaşkanı’mızın talimatlarıyla, bakanlarımızın koordinesinde sevk edilmiş durumdalar” ifadelerini kullandı.Fuat Oktay da aynı gün “Cumhurbaşkanı’mız tüm afet yönetiminin başındadır; önce AFAD’a geldiler, şimdi Külliye’deler, oradan başkanlık ediyorlar çalışmalara” dedi.
En göze çarpan örneklerden birisi ise askerin depreme geç müdahalesi oldu. İlk iki gün neredeyse hiçbir asker arama kurtarma ve enkaz kaldırma çalışmalarında bulunmadı. Tepkilerin ardından ancak askerler çalışmalara destek verdi. Erdoğan’dan talimat gelmediği için gecikmeler yaşandı.
Elbette bununla da sınırlı değil. Günlerdir kamuoyu depremde yıkılan binaların müteahhitlerine ne olacağını konuşuyor. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ tahkikat başlatıldığını ve ‘ihmal varsa’ gerekenin yapılacağını söyledi. Ancak bugüne kadar herhangi bir soruşturmanın açıldığına yönelik bir duyuru yapılamadı. Erdoğan’ın bir sözüyle harekete geçen savcılar günlerdir bu binaları yapan müteahhitlere karşı harekete geçemedi.
AKP’li yerel yönetimler bile yardımları Erdoğan’ın talimatıyla gönderdiklerini açıkladı. Örneğin Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başeğirmen deprem bölgesine gönderilen yardımlara ilişkin açıklamasında “Sayın Cumhurbaşkanı’mızın talimatlarıyla biz de deprem bölgesinden gelen her türlü talimatı yerine getirerek bu işin içerisinde faydalı olmaya çalışıyoruz” dedi.
Bu yaşananlar sadece bugünle de kalmıyor. Örneğin Balıklı Rum Hastanesi’nde geçen ağustos ayında çıkan yangının ardından Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın sözleri oldukça dikkat çekmişti. Kalın, “Cumhurbaşkanı’mızın talimatıyla olaya müdahale edildi. Valiliğimiz İçişleri Bakanlığımız yangını kontrol altına aldılar” demişti. Yangına müdahale için bile Erdoğan’dan talimat beklendiği bu sözlerle ortaya çıkmıştı. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu da hantallığa dikkat çekerek şu ifadeleri kullanmıştı: "Gerçekten de televizyonlara yansıyan görüntü, verilen haberler ama sahada karşılaştığımız gerçekler çok farklı. İnsanlar feryat halinde. Gördüğüm tablo şu; aslında bürokratlar çalışmak istiyorlar ama önüne engeller konuluyor, farklı tercihler konuluyor ve bu devletin rahat nefes almasını engelliyor." Enkazların kaldırılmadığı bölgelerden yardım çığlıkları yükseliyor ama Erdoğan’ın talimatı olmadan tek bir adım dahi atılamıyor. Birçok noktadan talimat almadıkları için görevlilerin hareket etmedikleri bilgileri geliyor. Vinç operatörleri bile adeta Erdoğan’ın talimatı gelmeden hareket etmiyor.
Yaşanan bu durumu değerlendiren Siyaset Bilimci İlter Turan şunları söyledi: “Aşırı merkezileşme diyebiliriz. Üç şey söyleyebilirim. Birincisi son zamanlarda bizde uygulandığı şekliyle bu başkanlık sistemi, her işin başkan tarafından en ince ayrıntısına kadar karar alınması gibi yorumlandı. Böyle bir yorum, bu kadar büyük bir nüfusu, bu kadar kapsamlı bir devleti yönetmekte güçlüklerle karşılaşmak anlamına gelir. Bir kişinin her şeye yetişmesi böyle bir toplumda imkan dahilinde olmadığı için, birçok konuda ya gecikmeler olacaktır ya da bazen hiçbir karar alınmayacaktır ve konu ihmale uğrayacaktır.
İkinci husus da şu: Bir sistemin nasıl işleyeceği sadece yazılı kurallarla değil, o sistem içinde yer alanların görevi nasıl yorumladıklarıyla da ilgilidir. Hükümetimizin yetki dağıtmayı bilememesi, bu hantallığın da bir sebebini teşkil etmiştir. Dikkat ederseniz, deprem gibi hemen müdahalenin başlaması gereken bir ortamda dahi talimat beklenmesi ve talimat alacak veya verecek kişilerin durumla ilgili bilgileri alıp değerlendirerek, ondan sonra karar verme yoluna girmeleri dolayısıyla büyük gecikmeler ortaya çıkmıştır.
Üçüncü bir husus ise, tek kişilik sistemde mevkilere atanma genellikle tek kişinin takdirine bırakılmakta ve bunun da sonucu olarak, liyakatin yerini daha çok sadakat almakta. Bunun da sakıncaları son yaşadığımız tecrübede bütün berraklığıyla ortaya çıkmıştır.”
Depremin yaşananları çok görünebilir hale getirdiğini vurgulayan Turan şöyle dedi: “Fakat görünebilir hale gelmeyen birçok alanda büyük ihmaller, liyakatsiz atamalar; inisiyatif kullanılamaması dolayısıyla kaçırılan fırsatlar veya kolayca halledilebilecekken büyüyen sorunlar ortaya çıkacaktır. Bunların hepsini deprem olayındaki gibi berraklıkla göremiyoruz ama kişi yönetiminin yarattığı sorun zamanında hareket edememe, fırsatları kaçırma, liyakatin yerini sadakatin alması gibi birçok mahsuru yanında getiriyor.”
AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan dün iki kez kamera karşısına geçti. Yaptığı her konuşmada tehditler yağdıran Erdoğan depremzedelere seslenerek “Bize bir yıl müsaade edin” dedi. Hakaretlerine de devam eden Erdoğan şunları söyledi: “Gerek deprem bölgesinde gerek bölge dışında bu işin istismarını yapan hangi kurum ve kuruluş olursa olsun, hangi siyasi olursa olsun lütfen bunlara inanmayın. Böyle bir durumda, birlik ve beraberliğin olması gereken bir zamanda bunu istismar edenlere prim vermeyin. Çünkü bu millet asildir. Bu tür soysuzlara da gereken cevabı inşallah gerekli zamanda verecektir.”
Hatay'da neler oluyor? “Yakında geleceğiz. Biz İslam devletiyiz” diyerek mezarlara saldırdılar!551 izlenme
Erdoğan terörle masaya oturmam dedi ama bakın arşivinden ne çıktı !2880 izlenme
AKP döneminde İBB: Tüm imkânlar TEKNOFEST'e seferber edilmiş15 izlenme
Akıl alır gibi değil! İmamoğlu'nun dava sürecinden haberi olmayanların oranı şaşırttı18 izlenme
Asgari ücretle geçinmek giderek daha da zorlaşıyor: "Şubat'ta aldığını Mart'ta alamıyorsun!"36 izlenme
Yine yoksulluk yine intihar! İşyerini devretti ertesi gün intihar etti599 izlenme
AKP’li vekilden felaketlere çözüm önerisi! “Hasbinallah ve nimel vekil” demeliyiz528 izlenme
'Türkiye turistlere 'Erdoğan'ı eleştirirseniz tutuklanırsınız' diyor'153 izlenme
AKP'li belediyeden Kudüs ve Paris’e 'Teknik' gezi!
Genç adam 1 kere gittiği Almanya'nın ekonomisini anlatırken, 27 yıldır Almanya'da yaşayan gurbetçiye inanmadı: "Çıkar pasaportunu göster, bana kanıtla"
Evde yılbaşı yemeğinin faturası 8.000 TL’yi aştı
Sedat Peker’in Taşkesenlioğlu'nun otelinin kağıt üzerindeki sahibi olarak iddia ettiği Ali Ercan borsa aracı kurumu satın aldı