Yozgat’ta 5-6 masalık bir işyerinde lokantacılık yapan Tülay Uslu; yurttaşların alım gücünün her geçen gün daraldığını, fiyatların sürekli arttığını, bu durumun sadece küçük esnafı değil halkın tüm kesimlerini olumsuz etkilediğini söyledi.
Yozgat'ta 10 yıldır lokanta işlettiğini anlatan Uslu, Türkiye’de fiyat artışlarının bir fırsatçılık olarak kullanıldığını da belirterek, şunları söyledi:
"Yemeklik malzemelerin, pazar malzemesinin, pirincin bulgurun... Her aldığımızda fiyat artışı bizi gerçekten olumsuz yönde çok etkiliyor. Bu konuda bize bir şekilde yardım edilmesini düşünüyorum. Fiyatlar sürekli artırılmasın. Bazı ülkeler fırsat ülkesi oluyor, bizim ülkemiz sanki fırsatçılık ülkesiymiş gibi geliyor. İnsanların fırsatçılık yaptığını düşünüyorum. Gidiyorum bugün pirinci atıyorum 180 liradan alıyorum. Ertesi gün, bir hafta sonra gidiyorum 200 liradan alıyorum. Fiyatın bu kadar artmış olması gerçekten bizim için biraz sıkıntılı oluyor. Fiyatlarla da gerçekten çok oynanmamalı. Devletin bu konuya çok iyi denetlemesi lazım. Aynı ürünü bir mağazada farklı fiyat diğer mağazada farklı fiyat. Biz akşama kadar dükkanımızda yemek yapıp satacağız. Ondan sonra akşam da market market gezip hangi markette daha uygun fiyatlı ürün bulmak için mi çaba sarf edeceğiz?
Lokanta işleten arkadaşlarla ara ara görüşüyoruz. Onlar da işlerinin durgunluğundan bahsediyor. İşlerimiz durgun olmasa bile gerçekten aldığımız ürün fiyatlarının çok artmış olması bizim elimizde hiç para bırakmıyor, boşa çalışmış oluyoruz. Hiç kazanmıyoruz. Şu an sadece vergimizi verebiliyoruz. Dükkân kiramızı, eleman paramızı, bir de aldığımız malzemelerin parasını veriyoruz. Kenara köşeye bir kuruş para atma diye bir olay kalmadı artık. Para biriktirme diye bir olayımız kalmadı. Tamamen bitti. İnsanların gerçekten alım gücü çok düştü. Önceden et yemeğini haftada bir iki kere yiyen müşterilerimiz artık ayda bir yemeye başladı. Genelde çorba tarzı şeyler daha revaçta. Çünkü daha uygun fiyat. Üç kişi gidip de bir yerde yemek yiyelim dese 3 kişi ödeyeceği parayı evinde belki bir ay geçindirecek malzeme alabilecek. Onu da düşünüyor insanlar. O yüzden de çok alım gücünün olduğunu düşünmüyorum bu dönemde. Bu dönem gerçekten ülkemiz için de esnaf için de özellikle de küçük esnaf için çok sıkıntılı durum. Bu durumu da nasıl aşarız artık bilmiyorum. Yetkililer bu konuda mutlaka bir şeyler yapacaktır. Özellikle marketlerin denetlenmesini çok istiyorum.
Kazandığımız parayı marketlere bıraktığımızdan dolayı ne vergi borcumuzu ödeyebiliyoruz ne Bağ-Kur prim borcumuzu ödeyebiliyoruz. Elimizde para kalmıyor. Şu an sadece marketlere çalışıyoruz. Vergi borcu, Bağ-Kur borcu öylece kalıyor. Bağ-Kur borcunu sayın bakanımız sağ olsun 72 ay vade ile taksitlendirme imkanı sundu. Keşke sunmasaydı, çünkü tecil faizi diye bir faiz getirdi. O faiz faizin de faizini almaya başladı. Bağ-Kur prim borcu o şekilde ödenecek bir borç haline gelmedi. Acilen ona sevgili Cumhurbaşkanımızın Recep Tayyip Erdoğan'ın tekrar gündeme getirmesini istiyoruz. Bağ-Kur prim borçları ya primimiz üzerinden taksitlendirilmeli ya da sadece kendi faizi üzerinden taksitlendirilmeli. Tecil faizi faizin faizini de aldı. Hep duyuyoruz kendi ağzından faizin haram olduğunu, bunu zaten biliyoruz faizin haram olduğunu ama faizin olduğu yerde bereketin olmadığını kendisi söylüyor. Bereket olmayan yerde faizin faizini alarak mı bereketlendirmeyi düşünüyor acaba sevgili Mehmet Şimşek? Ben anlamadım onu. Bir an önce Bağ-Kur prim borcumuzun ödenmesine yönelik çalışma yapılmalı. Faizi silinsin istemiyorum. Bari sadece faiziyle taksitlendirme yapılsın da biz bir an önce onu ödeyelim de Bağ-Kur’dan emekliliğimizi sağlayalım. Yoksa biz bu şekilde ne Bağ-Kur prim borcu ödeyebiliriz bu fiyatların artışından dolayı ne de dükkânı çocuğumuza bırakıp devam ettirmesini sağlayabiliriz. Bu şekilde küçük esnaf ayakta kalacağını hiç düşünmüyorum. Küçük esnaflar bitmek üzere. Devletimizin gerçekten de arkamızda olduğunu hissetmek istiyoruz."
Kaynak: ANKA
Meteoroloji 20 kent için uyardı
Vatandaş iktidara böyle konuştu! 'Sen Saray'da ejder meyvesi yiyeceksin ben bir paket makarnayı nasıl alacağımı düşüneceğim'
Süleyman Soylu şikayetçi olmuştu: Özışık kardeşlere Sedat Peker baskını!
Bir bu eksikti: Erzurum'da doğan bebeğe Ebu Ubeyde adı verildi
İstanbul’da 200 dönümlük buğday küle döndü
TBMM Başkanvekili Karaca'dan 'şeriatçıyız' diyen Cübbeli Ahmet'e suç duyurusu
Mehmet Cengiz, gözünü fok mağaralarına dikti
Milyarları yuvarlıyorlar: Millet bahçelerine dudak uçuklatan harcama
CHP ‘Ruhsar Pekcan’ın dezenfektan satışı araştırılsın’ dedi, AKP ve MHP reddetti!
Bodrum'da yurttaşlar Mehmet Cengiz'e karşı ayağa kalktı: Cennet Koyu'nda eylem düzenledi