Gazeteci Tolga Şardan, T24'deki yazısında, Gülistan Doku soruşturması ile ilgili olarak, şüpheliler Mustafa Türkay Sonel, Umut Altaş ve Uğurcan Açıkgöz'ün Gülistan Doku ile beraber 27 Aralık 2019 günü saat 13:39 ile 15:45 arasındaki zaman diliminde Tunceli Gençlik Merkezi’nin içinde bulunduklarının “kesin biçimde” tespit edildiğine dikkat çekti.

Şardan, Tunceli Gençlik Merkezi’ne yönelik özel olarak yapılan daraltılmış baz çalışmasının sonucunun soruşturmanın önemli aşaması olduğuna vurgu yaparak önemli olanın gençlik merkezinde geçen 126 dakikaya yönelik delilleri ortaya koyabilmek olduğuna işaret etti.

Şardan yazısında Tunceli Gençlik Merkezi’nde yaşananlarla ilgili elde edilecek delillerin soruşturmanın aydınlatılmasında aşama kaydedilmesini sağlayacağını yazdı.

Şardan'ın T24'de kaleme aldığı yazı şöyle:

Bilirkişi, 27 Aralık 2019 günü Tunceli Gençlik Merkezi’ndeki cep telefon sinyallerini özel olarak inceledi. İncelediği telefonlar, Gülistan Doku ile dosyanın şüphelileri Mustafa Türkay Sonel, Umut Altaş ve Uğurcan Açıkgöz’e aitti. Bilirkişi, dört kişinin cep telefonlarının sinyallerinin alındığı 27 Aralık 2019 günü saat 13:39 ile 15:45 arasındaki zaman diliminde Tunceli Gençlik Merkezi’nin içinde bulunduklarını “kesin biçimde” tespit etti

Tunceli’de 5 Ocak 2020’de kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’yla ilgili soruşturma konusuna devam edeceğim.

Büyüteç’te bir önceki yazıda, olayın ardından dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun talimatıyla Doku’nun kaybolmasının aydınlatılması amacıyla Ankara’daki Emniyet İstihbarat Başkanlığı’ndan Tunceli’ye gönderilen özel ekibin eksik bıraktığı, “daraltılmış alan” cep telefonu baz verilerinin incelenmesiyle ortaya çıkan tabloyu aktardım.

Kaldığım yerden ilerleyeyim; Doku’nun kaybolmasıyla ilgili dosyayı raftan indiren Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı, henüz operasyona başlamadan önce olaya adı karışan ve aralarında halen izi bulunamayan Gülistan Doku, tutuklu Vali Tuncay Sonel’in tutuklu oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku’nun erkek arkadaşı olduğu ifade edilen tutuklu Zeinal Abakarov, tutuklu şüpheliler Şükrü Eroğlu, Engin Yüceer, halen ABD’de tutuklu olan şüpheli Umut Altaş’ın da aralarında yer aldığı 16 kişinin cep telefonlarına ait baz verilerini inceletti.

Bilirkişinin 3 Nisan 2026’da verdiği daraltılmış alan baz raporunda ortaya çıkan sonuçları bir önceki Büyüteç’te aktardım.

Bu raporda dikkat çeken verilerden birisi, “27 Aralık 2019 günü Umut Altaş, Gülistan Doku, Mustafa Türkay Sonel ve Oğulcan Açıkgöz’ün kullandığı telefonların, 22 Aralık 2019 günü belirtilen saatlerde Tunceli Gençlik Merkezi civarından aynı bölgeden baz verdikleri değerlendirilmektedir” cümlesi oldu.

Başsavcılığın soruşturmasında Doku’nun kaybolmasından dokuz gün önce gençlik merkezinde gerçekleşen “baz birlikteliği” dikkat çekici konuma dönüştü. Savcılık, buradaki baz birlikteliğini çözmeye çalıştı.

Raporun ardından savcılık gözaltı talimatlarını verince şüpheliler teker teker yakalandı.

Mustafa Türkay Sonel’e sorgusunda gençlik merkezindeki buluşma soruldu. Tutuklu Sonel, sorulara “olayla ilgim yok” şeklinde kaçamak yanıtlar verdi. Dosyadaki gizli tanık ifadesinde geçen tecavüz ve cinayet iddiasını kabul etmedi.

Fakat, başsavcılık söz konusu bilirkişi raporunu yeterli bulmadı. Bu kez, Tunceli Gençlik Merkezi’ndeki baz birlikteliğinin peşine düştü. Bir kez daha bilirkişi görevlendirmesi yaptı.

Bilirkişi, bu defa 27 Aralık 2019 günü Tunceli Gençlik Merkezi’ndeki cep telefon sinyallerini özel olarak inceledi. İncelediği telefonlar, Gülistan Doku ile dosyanın şüphelileri Mustafa Türkay Sonel, Umut Altaş ve Uğurcan Açıkgöz’e aitti.

Başsavcılık talimatıyla baz verileri üzerinden analiz yapan bilirkişi, 20 Mayıs 2026 günü Tunceli Gençlik Merkezi’ndeki buluşmayı netleştirdi.

Bilirkişi, dört kişinin cep telefonlarının sinyallerinin alındığı 27 Aralık 2019 günü saat 13:39 ile 15:45 arasındaki zaman diliminde Tunceli Gençlik Merkezi’nin içinde bulunduklarını “kesin biçimde” tespit etti.

Bilirkişi raporundaki değerlendirme şöyle:

“27.12.2019 günü belirtilen saatler aralığında Umut Altaş, Gülistan Doku, Mustafa Türkay Sonel ve Uğurcan Açıkgöz’ün kullandığı telefonların Tunceli Gençlik Merkezi içinden baz verdikleri, çalışmalar sonucunda bazların gençlik merkezi içerinin çok katlı olması, eğrelti ve yükselti gibi nedenlerden dolayı yan cadde ve sokaklar ile farklılık gösterdiği, bu nedenlerden dolayı Umut Altaş, Gülistan Doku, Mustafa Türkay Sonel ve Uğurcan Açıkgöz’ün kullandığı telefonların bina içerisinde (giriş kat ve bahçe harici) herhangi bir alandan baz verdiği değerlendirilmektedir.”

Elbette adli soruşturma aşaması henüz tamamlanmadı. Hem Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı hem de Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı, dosya üzerinde çalışmaya devam ediyor.

Ancak Tunceli Gençlik Merkezi’ne yönelik özel olarak yapılan daraltılmış baz çalışmasının sonucu, soruşturmanın önemli aşaması.

Burada yaşandığı ifade edilen süreçle ilgili gizli tanık ifadesi dosyada. Fakat önemli olan gençlik merkezinde geçen 126 dakikaya yönelik delilleri ortaya koyabilmek.

Tunceli Gençlik Merkezi’nde yaşananlarla ilgili elde edilecek deliller soruşturmanın aydınlatılmasında aşama kaydedilmesini sağlayacak.

Emniyet’te “klasik” haziran kaosu
Emniyet teşkilatında her haziranda yaşanan tayin, terfi, atama heyecanı dönemi salı itibarıyla başladı.

Atamalarda yaşanan heyecan, tüm rütbelerdeki terfi ve tayinlerin ardından daha da hızlanacak. Öncelikli heyecan ve kaotik tablo terfiler ve tayinlerde. Terfilerde bu yıl dikkat çeken bir gelişme yaşandı.

Teşkilatta amir ve müdürlerin terfilerini görüşüp uygulamakla görevli Yüksek Değerlendirme Kurulu’na il emniyet müdürleri arasından seçim yapıldı. Aday gösterilenler arasından Ankara Emniyet Müdürü Maksut Yüksek ile Konya Emniyet Müdürü Necmettin Koç, kurul üyesi seçildi.

Aday gösterilmemekle birlikte bağımsız aday olarak seçime giren Antalya Emniyet Müdürü Sabit Akın Zaimoğlu ise seçilemeyerek devre dışı kaldı.

Yüksek Değerlendirme Kurulu, TBMM’de çıkan kadro artırımı yasasından sonra yeniden toplanacak ve komiser yardımcısından birinci sınıf emniyet müdürü rütbesine kadar olan amirler ile müdürlerin terfisini yapacak. Ardından da rütbe terfilerini alan personel haziran sonu itibarıyla tayin oldukları kentlerde iş başı yapacak.

TBMM’den çıkan kadro sayısının artırımı yasası “şimdilik” terfi sorununu çözecek kuşkusuz. Ancak emniyet teşkilatında normal seyrinde gitmesi gereken bir personel politikası olmaması, bir süre sonra kaçınılmaz biçimde yeniden kadro tıkanmasına neden olacak.

17-25 Aralık 2013’e kadar olan süreçte sistem, kimi zaman ağır aksak da olsa makul şekilde ilerliyordu. Fakat 2016’daki FETÖ tasfiyesi sonrasında teşkilata kazandırılmak istenilen yeni kimlik çerçevesinde yapılan “ayarsız” personel alımları ve terfi – atama politikası bozulan sistemle bugünlere kadar gelinmesine yol açtı.

Üç yılda üçüncü Emniyet Genel Müdürü olarak atanan Ali Fidan, bakanlık bürokrasisini iyi bilmesine rağmen emniyette “ilk haziran” deneyimini yaşayacak.

Fidan’ın telefonları bugünlerde susmadığı gibi “yukarıdan” gelen “hatırlı” notlar ve mesajların haddi hesabı yoktur. Tabii Fidan’la birlikte İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi de “ilk haziran” sürecini yaşayarak görecek!

Çiftçi ve Fidan için asıl sıkıntılı süreç terfilerden sonra yaşanacak. Tayinler ve atamalar, bakan ile genel müdürü epeyce bunaltacak. Vekaleten yürütülen görevler var. En önemlisi Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı kanımca.

Bakıldığında hem önceki Bakan Ali Yerlikaya’nın hem de mevcut Bakan Çiftçi’nin en çok önem verdiği suçla mücadelenin başında gelen bu birim, üç yıla yakın süredir “vekaleten” yürütülüyor! Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı’na “asaleten” bir atamayı yap(a)mayan bir yönetim iş başında.

Çiftçi’nin -yıllık rutin kaymakamlar kararnamesi dışında- henüz geniş kapsamlı mülki idare ile emniyet kararnamesi çıkar(a)madığını göz önünde bulundurursak heyecanlı ve kaotik bir yaz bekliyor teşkilatı.

Gelelim, polisin özlük haklarında iyileştirme yapılması meselesine.

Ali Yerlikaya’dan aldığı görevin ilk günlerinde İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, ayağının tozuyla polislerin özlük haklarında özellikle maaşlarında düzenleme yapılacağını mesajını verdi sürekli.

Üstelik de üzerine basa basa söyledi, iyileştirme çalışmalarını.

Özlük haklarındaki iyileştirme çalışmaları bugün gelinen noktada “iyi niyetli bir girişim” olarak kaldı anlaşılan.

İçişleri Bakanı bu görüntüleri izledi mi?
Özel sektördeki özlük haklarını alamadıkları için Ankara’ya yürüme eylemi yapan bir grup madencinin feryadı yeniden gündemde.

Geçen Büyüteç’te “üç bakanlığın madencilerin haklarını alabilmelerini sağlamak amacıyla gerçekleştirdikleri girişimin ‘halkla ilişkiler’ yani algı yönetimi” aşamasında kaldığına dikkati çektim.

Bayram öncesinde “aspirin tedavisi”yle evlerine gönderilen madencilerin sorunları çözülmedi maalesef. Yeniden yollara düştüler.

Ankara’da Yıldızlar SSS Holding’le başları dertte olan madencilere şimdi de Tekirdağ’daki Özşen firmasından üç aydır maaşlarını alamayan madenciler yürüyüşe geçmek isterken polisin sert müdahalesiyle karşılaştılar.

Madencilerin Ankara’da bulunduğu sırada görüştüğü isimlerin başında İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin yer alması, madencilere karşı polisin her defasında yaptığı sert müdahalelerde ve görüntülerde kulaklarının çınlamasına neden olacak ne yazık ki.

Ankara’da ve Tekirdağ’da yaşanan olaylar sırasında Çiftçi, Cumhurbaşkanlığı’nda Başdanışman Mehmet Uçum ile görüştü.

Görüşmeyle ilgili “hukuk, güvenlik ve özgürlük dengesini merkeze alan anlayışla; hak ve özgürlükleri koruyan, önleyici yaklaşımı esas alan, vatandaş odaklı ve hukuk temelli güvenlik politikalarımızı değerlendirdik” mesajını paylaştı.

Ankara ve Tekirdağ’dan kamuoyuna yansıyan görüntüler, görüşme konusuyla ne kadar örtüşüyor?

yenicaggazetesi.com