Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na verilen suç duyurusu dilekçesinde, Gezi davasında verilen karar sonrasında yaşananlar anımsatılarak, “Bu sıralı gelişmeler neticesinde; iktidar partisinin hoşuna gitmeyen bir mahkeme kararına karşı, iktidar partisinin siyasi yönlendirmesi ve/veya baskısı ile HSK’nın, iktidar partisi lehine bir yargılama sürecine müdahalede bulunduğu, kararı veren yargıçlara ve şüphesiz bütün olarak yargıya bir gözdağı verildiği algısı da, kamuoyu nezdinde haklı olarak oluşmuştur. Nitekim bizzat iktidar partisi mensupları ve yandaşları nezdinde, HSK’nın söz konusu tasarrufu, bir hesap sorma, bir cezalandırma hamlesi olarak algılanmış ve sevinçle karşılanmıştır” denildi.
Yargının bağımsız ve tarafsız olduğu belirtilen dilekçede, “Oluşan tabloda HSK; anayasa ve kanunlar ile bilinen yargısal teamüllerde yer bulan görev ve niteliğini yitirmiş; iktidar partisinin menfaatlerini ve çıkarlarını savunan, yargı erkini de bu menfaatlere ve çıkarlara göre dizayn eden, hatta iktidar partisinin yargı erki ve yargı mensupları nezdindeki zor aygıtı olarak da işlevlenen, siyasi ve tarafgil bir yapı haline gelmiştir” ifadesi kullanıldı. Dilekçede, şu sorular yöneltildi:
*İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2019/74 Esas nolu yargılamasında verilen beraat kararlarını, şimdi istinaf incelemesinde ele alacak olan ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi yargıçları; hiçbir etki, korku, çekince taşımaksızın, hür ve hukuki vicdanlarına göre karar verebilecekler midir? Kaldı ki, HSK 1. Dairesi üyeleri, olası bir hatalı/yanlış kararın, yargının bilinen bütünsel ve usulü iç işleyişinde ele alınıp düzeltilmesini dahi neden beklememiş, neden mahkeme yargıçları hakkında derhal bir inceleme başlatma telaşına girmiştir?
*Öte yandan, HSK 1. Dairesi üyeleri, beraat kararı verildikten birkaç saat sonra başlattıkları bu incelemeyi; hangi somut olgu, kanıt ve olası ihbar/şikayet üzerine temellendirmişlerdir? Mahkeme yargıçlarının olası bir hatalı/yanlış karar verdikleri, karar verildikten henüz birkaç saat sonra, sayın daire üyelerine malum mu oluvermiştir?
*Üstelik, İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yaklaşık bir yıldır süren yargılamada; sanıkların ve sanık savunucusu meslektaşlarımızın savunma hakları defalarca ağır biçimde ihlal edilmişken; birçok celsede avukatlar susturulmuş, duruşma salonundan çıkarılmış yada çıkarılmakla tehdit edilmiş, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin davanın tutuklu sanığı hakkında tesis ettiği bağlayıcı tahliye kararı dahi görmezden gelinmiş, bütün bunlar defalarca gündeme gelmiş, duyulup bilinmişken; her nedense hiç kılını kıpırdatmayan sayın daire üyeleri, beraat ve tahliye kararı verilince neden birden bire inceleme başlatma gereği duymuştur?
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/hskuyelerinesucduyurusu1722996
Vatandaş yağmur gibi zamlar yüzünden aracını park etti!59 izlenme
Bir gerici yobazdan daha küstah sözler! 'Atatürk’ü seven kâfir olur'59 izlenme
'AKP'ye destek yüzde 35'in altına düştü, istifası beklenebilir bir şey''420 izlenme
Adile Naşit aramızdan ayrılalı 33 yıl oldu...96 izlenme
Futbolcu Kubilay'ın cinayetinde kritik ifade! Araç içindeki 3. kişi neler anlattı neler23 izlenme
İsmini Vermeyen Türk Banka Yöneticisi TL'deki Değer Kaybıyla İlgili Çok Konuşulacak Bir Yorumda Bulundu: "Kasıtlı!"37 izlenme
Diyanet'ten skandal 'baldızla zina' fetvası!48 izlenme
Hakan Fidan'ın diploması şaibeli iddiasına YÖK'ten açıklama24 izlenme
Avukatı duyurdu: BAE'den yeni Sedat Peker gelişmesi
İsmail Saymaz'dan binlerce beğeni alan ‘Mustafa Ceceli’ paylaşımı
Merkez Bankası, İngiltere’deki 99,5 ton altını Türkiye’ye mi getirdi?
İl Sağlık Müdürü: Hasta sayımız yüksek, bu hızda giderse bir şehir hastanesi daha olsa yetmez!