19 Mart operasyonlarının ardından tutuklanıp görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu, 92’si tutuklu toplam 414 sanığın yargılandığı İBB Davası, Silivri’de 22’nci gününde görüldü.
Duruşmada dikkat çeken anlar yaşandı. Öğle saatlerinde İmamoğlu ile jandarma arasında gerginlik çıktı. İmamoğlu, "Cesaretleri yok seçime gidemedikleri gibi benim karşıma da gelemezler" sözleriyle iktidara yüklendi.
Mahkeme başkanının, savunma yapan Koruma Müdürü Mustafa Akın'a kameraların bantla kapatılması olayını sormasına tepki gösteren İmamoğlu, 'MOBESE' olayını hatırlatarak, "Ben MOBESE kameralarıyla takip edilip, İçişleri Bakanlığı talimatıyla görüntülerin basına sızdırıldığı dönemde hizmet ettim. Erzurum'da bizi 50 kişi taşladı, 200 polis seyretti. Mustafa Bey 1,5 ay tedavi gördü bu olay yüzünden. Mustafa Akın kamera bantladı diye hapis yatıyor, bu vicdana sığar mı?" ifadelerini kullandı.
İşte gün boyu duruşmada yaşananlar...
Mustafa Akın'ın savunması ve İmamoğlu ile avukatların sorularının ardından mahkeme, yarın devam etmek üzere duruşmaya ara verdi. İBB Davası yarın, Mustafa Akın'ın avukatlarının savunmasıyla devam edecek.
Ekrem İmamoğlu'nun babası Hasan İmamoğlu'nun avukatı Nusret Yılmaz, Mustafa Akın'a Giresun'daki yayla evinde bulunan ve içinde beylik silahına ait mermiler çıkan ve iktidara yakın medya kuruluşlarında üzerinde çokça konuşulan kasaya atıf yaparak, "Gizli kasanız var mı?" diye sordu. Akın, "Benim ailemin onurun zedelenmesine söylenecek çok şey var ama davalık olmayayım diye müdafilerime bırakıyorum." yanıtını verdi.
Hasan İmamoğlu'nun avukatı Yılmaz, "Suç delillerini gizlemekle suçlanıyorsunuz? Gizlenecek bir şey olsaydı tamamen yok etmez miydiniz?" diye sordu. Akın, "Art niyetli olsanız elektrik kaçağıyla yakardınız bu cihazı. Biz cihazları ilgili birime teslim ettik" yanıtını verdi.
Necati Özkan'ın avukatı Kazım Yiğit Akalın, "Koruma polisleri, koruduğu kişinin suç işlediğini görürse bir yükümlülüğü var mı?" diye sordu. Akın, "Var, resmi koruma polisleri eğer yasa dışı bir toplantı varsa rapor verirler amirlerine. Ben de görevdeyken rapor verirdim" yanıtını verdi. Akın'ın sorgusu bu soruyla sona erdi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu söz alarak, "İddia makamının jammer meselesini sorgulamak istemesine sırıtarak bakmak istiyorum ama yapmayacağım" dedi.
İmamoğlu, "Türkiye'yi yöneten zihniyetin bize her alanda yaşattığı fetret döneminin yansıması olan iftiranamenin en vahşi alanındayız şu an" ifadelerini kullandı.
"Bunları tekrar sormanızı bile ayıplıyorum. Hem size söylüyorum hem iddia makamına" diyen İmamoğlu, "Ben MOBESE kameralarıyla takip edilip, İçişleri Bakanlığı talimatıyla görüntülerin basına sızdırıldığı dönemde hizmet ettim. Erzurum'da bizi 50 kişi taşladı, 200 polis seyretti. Mustafa Bey 1,5 ay tedavi gördü bu olay yüzünden. Mustafa Akın kamera bantladı diye hapis yatıyor, bu vicdana sığar mı?" ifadelerini de kullandı.
Kadir Topbaş döneminde satın alınan, İBB envanterinde bulunan ve piyasa değeri 150 milyon lira olan iki zırhlı araçla ilgili de konuşan İmamoğlu, "Bunu ben alsaydım idamla yargılardı beni bu iddia makamı" dedi.
İmmaoğlu Akın'a, "12 yıl boyunca birlikte çalıştık. Bu süreçte benim gayrimeşru talimat verdiğim bir ana şahitlik ettiniz mi?" diye sordu. Akın, "Kesinlikle etmedim. Zırhlı araç kullanırken bile söylemezdik, tedbir alırdık tehditlere karşı" yanıtını verdi.
İBB iddianamesine 'foseptik çukuru' diyen İmamoğlu, "Benim 300'e yakın suç duyurum var, bir tane sonuç yok" ifadelerini kullandı.
"Ben Ekrem İmamoğlu'yum, benim çocuklarım var, ben bir babayım. Bu ilginizi çekmiyor mu?" diyen İmamoğlu'na mahkeme başkanının yanıtı "İddianame dışında bir konu benim ilgimi çekmiyor" şeklinde oldu.
Ara sona erdi. Duruşma başladı.
Savunmasına devam eden Akın, "Hiçbir gizli toplantıya şahit olmadım. Yanımızda her zaman devletimizin gönderdiği iki polis memuru mevcuttu. Sayın Başkan'ın yaptığı toplantıların içeriğini bilmek ve sormak bizim görevimiz değildir" ifadelerini kullandı. Kamera bantlama konusuna ilişkin de konuşan Akın, "Gizli bir durum olsa otelin giriş ve çıkışındaki kameralar da kapatılmaz mıydı? Otele girerken bir tek davul zurnamız eksik, çakarlı araçlarla geliyoruz. Böyle gizli toplantı mı olur? Hayatın olağan akışına aykırı" dedi.
Akın, örgütün temin ettiği suç gelirinin şoförler üzerinden elde edildiği iddiasına ilişkin, "Devlet ciddiyetimi bozmadan yanıt vereceğim. Benim gibi bir insana bu suçlama nasıl yazıldı çok merak ediyorum. Bunu hangi el yazdı?" diye sordu.
İtirafçı Bayram Yıldırım'ın kendisine yönelik verdiği ifadeye de değinen Akın, "O şahıstan şikayetçiyim. Eğer vicdanı varsa, insansa ailesinin gözlerine bakıp bu iftiraları nasıl attığını anlatsın. Bu ona bir abi tavsiyesi" diye konuştu.
"Üzerime atılı hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum. Ben kaçacak bir insan değilim. Yeşil pasaportum var ama ülkemi asla terk etmem. Ben bu ülkeden fare gibi kaçanları gördüm. Biz onlardan değiliz" diyen Akın, "Benimle birlikte tutuklu olan arkadaşım Çağlar Türkmen ve iddianamesi çıkmayan şoför arkadaşlarımla birlikte tahliye talep ediyorum" ifadelerini kullandı.
Akın'ın savunması sona erdi ve mahkeme başkanının sorgusuna geçildi. Mahkeme başkanı, "Jammerler envantere kayıtlı mı?" diye sordu, Akın, "Topbaş döneminde alınmış, kayıtlı" yanıtını verdi.
Mahkeme başkanı, kameraların bantlanmasına ilişkin "Bantlama tedbirini her yerde uyguluyor musunuz?" sorusunu yöneltti. Akın, "Üzerini değiştirecekse, yemek yiyecekse, toplantı yapacaksa yapıyoruz" dedi. Duruşma savcısı, jammer kullanımıyla ilgili bir tebligat olup olmadığını sordu. Akın, "Biz jammerlerı sadece taşıdık, kullanmadık" dedi.
Duruşmaya 1 saat ara verildi. Koruma müdürü Mustafa Akın savunmasında şunları söyledi:
"25 yılını devletine ve hizmetine adamış, feda etmiş biri olarak, bana isnat edilen “özel vasıflı örgüt üyesi” suçlamasını asla kabul etmiyorum. 11 ayımı burada geçirten yapıyı da kınıyorum.
İddia edildiği gibi bir oluşumun içinde bulunmam da mümkün değildir. Ben zaten bir örgüte üye olsam, 2012 yılında örgütlerin devlet içinde cirit attığı bir dönemde emekli olur muydum?
Bu, benim onuruma ve haysiyetime zarar veriyor. Ben meslek onurumu başımı eğmeden yaptım; bakın sizin karşınızda bile dimdik duruyorum, asla başımı eğmem, sadece Yaradan’ın karşısında başımı eğerim.
Ben niye buradayım ya? Liyakatli arkadaşlarımız niye burada? İşlerini yaptıklarından dolayı mı buradalar? Lütfen bizi bir şeylere alet etmeyin. Mahkeme başkanı, size söylüyorum; buna müsaade etmeyin.
12 metrekare beni hiç öldürmez, hiç de takmam. Ben dağda yaşamış bir insanım, 3200 metresine kadar çıkmış bir insanım. Bu tutsaklık beni fikir ve düşüncelerimden asla ve kata vazgeçiremez. Ben Ağrı Dağı’nda koyun sürüsüyle buz üstünde yatmış bir insanım. Burası ne ki! 12 metrekare benim için lüks. Onu da alabilirler, hiç sorun değil.
Biz bunları hak etmiyoruz Sayın Başkan. Böyle giderse yarın sizler için, devlet için kendini feda edecek koruma bulunamaz; bahanecilik başlar.
Böyle bir örgütün oluşumuna şahit olmadım. Olmayan bir örgüt yaratıyoruz. Ben buna şahit olmaz mıyım 12 senelik çalışmamda?"
Akın, koruma denilince akla fiziki korumanın geldiğini ifade etti ve işini "Çok önemli bir kişinin sosyal hayatının, itibarının ve hatta kişisel verilerinin korunmasını da kapsamaktadır" diyerek tanımladı. Uzun yıllar hizmet verdiği emniyet teşkilatına yönelik sitemini de dile getiren Akın, "Yıllarımı verdiğim teşkilatımın mobese görüntülerinin cep telefonuna kaydedilip sözde basın mensuplarına servis edilmesidir. Biz buna başvurduk, kovuşturmaya gerek yoktur denildi" diye konuştu.
İmamoğlu'nun kendi aracını kullandığını, yakıtını da kendisinin karşıladığını belirten Akın, Kadir Topbaş'a da teşekkür etti. "Kadir Topbaş'ın koruması ve kollanmasında çalışan arkadaşlar bize bir iyilik daha yapmış. Jammer dediğimiz, bize istinat edilen suç var Sayın Başkanım, dediğimiz sinyal kesici cihazlar o dönemde alınmıştır" diyen Akın, İBB envanterindeki araçların ise durduğu yerde masraf çıkartan ve arızalanan araçlar olduğunu söyledi.
Akın savunmasında, ifadesini alan savcıyla aralarında geçen diyaloğu da anlattı. "Ben terörist olsam, önünüzdeki çağrı butonunun içine bir plastik patlayıcı koyarım, bastığınız anda dört kolluyla gideriz. Basit bir şey anlattığımı düşünüyorlar ama bu çok önemli. Sizin hayatınızı da savcımın hayatı da önemli" diyen Akın, en küçük ayrıntılara bile dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti ve kamera bantlama konusuna atıf yaparak, "Bu işlerin arkasında başka bir şey aramaya gerek yok" dedi.
Duruşmada ekrana İmamoğlu'na yönelik suikast girişimi iddialarının yer aldığı haberler yansıtıldı.
Habere ilişkin konuşan Akın, şunları söyledi: "Bu sadece 1 tanesi; yüzlerce tehdit var Sayın Başkan. Ve biz bunların hepsi için savcılığımıza suç duyurusunda bulunduk. İmkân var ise bu zırhlı araçları kullanabilirsiniz. Sayın Ekrem İmamoğlu 12 senedir kendi aracını kullanmıştır. Ekranda gördüğünüz araçları belli süreler içerisinde, makam araçları arıza yaptığında çok kısa sürelerde kullandık.
İBB envanterinde bu zırhlı araçlardan 2 adet mevcut. Bombaya karşı bile etkilidir bu araçlar. İsterseniz İBB’den sorabilirsiniz, var mı yok mu diye.
Bu araçlardan biri 2015 model KİPTAŞ, diğeri 2017 model İGDAŞ himayesindedir. Tarihlerinden de anlayacağınız gibi rahmetli Kadir Topbaş döneminden kalmıştır. Almanya’da özel siparişle yapılmıştır. Korumadan tasarruf edilmeyeceğini ortaya koymuşlardır."
Mustafa Akın'ın savunması şu şekilde:
"Ağrı Özel Harekat Şube Müdürlüğü’nde görevime başladığımda, başta PKK olmak üzere tüm terör örgütleriyle mücadele etmek için bu görevi seve seve kabul ettim.
25 yaşında, sırtına kefen giymiş biriydim.
Kucağımda iki asker şehit oldu. 1996 yılına kadar Ağrı Özel Harekat’ta görev yaptım. 1996’dan sonra başka bir göreve atandım. Daha sonra 7. Cumhurbaşkanının koruma görevini üstlendim. Almanya’nın başkenti Berlin’de başkonsoloslukta güvenlik ataşesi olarak 3 yıl görev yaptım.
Ardından 2002 yılında Muğla Marmaris Özel Harekat’a atandım ve Cumhurbaşkanı koruma görevim devam etti. 2004 yılından 2012 yılına kadar devlet büyüğümüzü koruma görevini sürdürdüm.
Teşkilatım içerisindeki olumsuz gidişatı gördüğüm için 2012 yılında istifa kararı aldım. 15 Temmuz 2016’yı görünce ne kadar doğru bir karar verdiğimi anladım. Emekli olduktan sonra ise çalışmaya hiç ara vermedim.
2014 yılında, aynı zamanda ikamet ettiğim yer olan Beylikdüzü’nde Ekrem İmamoğlu’nun belediye başkanı seçilmesinin ardından, bir dostum tarafından belediyede çalışan güvenlik personeline ağabeylik yapacak birine ihtiyaç olduğu bana iletildi. Konuyu ailemle görüştükten sonra bu görevi kabul ettim. O günden bugüne Sayın Başkan ile birlikte başarılı bir çalışma dönemi geçirdik.
Ben birçok bürokrat ve yazarla çalıştım. Sayın Başkanı çok çalışkan ve üretken bir kişi olarak tanıdım. Kendini kanıtlamış bir insan; benim bunları söylememe ihtiyacı yok.
2014 yılından itibaren birlikte çalıştığımız tüm arkadaşlarıma ağabeylik yapmaya çalıştım. Bilgi ve birikimlerimi aktardım, bizden sonraki sürece liyakatli bireyler olarak hazırlanmalarına katkı sundum. Onların gelişimini görmekten büyük mutluluk duyuyorum; hepsiyle gurur duyuyorum. Allah ayaklarına taş değdirmesin."
Ekrem İmamoğlu’nun dördüncü dalga operasyonda tutuklanan koruma müdürü Mustafa Akın, kürsüye gelerek savunmasına başladı.
Akın, Mahkeme Başkanına, "Sıkıldınız farkındayım" diye seslenerek, "Az önce oturuşunuzdan gözledim, işim gözlemlemek çünkü. Ama bizimki biraz daha farklı konular. Benim anlatacağım konuları biraz daha dikkatli dinlemenizi istirham ediyorum."
Müvekkilinin mal varlığına dair devlete tek tek bildirim yaptığını söyleyen Akbaşak, Ali Kurt hakkında olumsuz bir algı çalışması yapıldığını öne sürdü. Adem Soytekin'in rüşvet iddiasına yönelik, "Şoförüyle Soytekin'in iddiaları uyuşmuyor. Yalan söylerken bile aynı yalanı söyleyemiyorlar" diyen Akbaşak, "Adem Soytekin'in rüşvetin belgesi diye sunduğu şey, A4 kağıdına kendi düzenlediği bir metindir" dedi.
CHP delegelerine 100 daire verildiği iddiasına yönelik, satış yetkisinin yüklenici firmada olduğunu söyleyen avukat Akbaşak, "KİPTAŞ yalnızca onay mercii" dedi. "İlk günden itibaren tutuklama haksızdı, tutukluluk devam kararları da yanlıştı. Sorgusu tamamlandı, Ali Kurt'un tutuklu kalmasını gerektirecek bir şey yok. Bu tutsaklık bitsin artık" diyen Akbaşak, müvekkilinin tahliyesini talep etti. Ali Kurt ve avukatlarının savunmasının bitmesiyle sıra İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun Koruma Müdürü Mustafa Akın'ın savunmasına geldi.
Ara sona erdi. KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kurt'un avukatı Seçkin Akbaşak'ın savunması başladı. Avukat Akbaşak, Ali Kurt'un tutuklanması için sevk edildiği suçlamalarla iddianamedekilerin farklı olduğuna değindi ve "Zamanında Ali Kurt'a soru sorulmuş olsaydı, görmezden gelinmeseydi belki de bugün tutuklu olmayacaktı. Ali Kurt, isnatların soyut olduğunu somut delillerle kanıtladı" dedi.
İstanbul’da bir anne ve bir baba, SMA’lı çocuklarının tedavisi için böbreklerini satılığa çıkardı!76 izlenme
Yolda gördüğü genç kızı taciz eden 76 yaşındaki adam giyimine karıştı: "Ya ben 76 yaşındayım beni tahrik ediyorsun"64 izlenme
Depremde yıkılmayan ünlü binayı yıkacaklar: Rezerv alan planında binaya yer verilmedi31 izlenme
Dünya liderleri Ahmet Necdet Sezer'in önünde kuyruğa girmişti67 izlenme
Ekmeğin fiyatı 7 lirayı zorluyor!36 izlenme
Ordu'yu ayağa kaldıran skandal! Müdür yardımcısından 16 çocuğa istismar38 izlenme
Akaryakıta indirimi bekleniyor! Konuşulan indirim araç sahiplerini memnun edecek27 izlenme
Bir AKP'li belediye daha 'kuponla ekmek' uygulaması başlattı!58 izlenme