Anasayfa1
06 Nisan 2026 ( 6 izlenme )
Reklamlar

İBB davasında 16. gün! İmamoğlu: "Sistem böyle işleyecekse bilirkişi-iddianame işbirliği ile hapse atamayacağınız bürokrat yok"


107 sanıklı İBB davasında 18 kişinin tahliyesinin ardından bugün ilk celse... İlk dört haftada itirafçıların ifadelerini geri çekmeleri ya da baskı gördüklerine ilişkin açıklamalarıyla tartışılan davanın bugünkü celsesi de gergin başladı. İmamoğlu "Sistem böyle işleyecekse bilirkişi-iddianame işbirliği ile hapse atamayacağınız bürokrat yok" diye konuştu.


89'u tutuklu, 107 sanıklı İBB davasında bugün 5. hafta, 16. gün... Geçtiğimiz hafta son savunmayı İSFALT Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Karataş yapmış, ardından avukatların tahliye talepleri alınmıştı.

Mahkeme geçen hafta bir ara karar vermiş, savcının 8 ismin tahliyesini istemesine karşın, 18 kişi tahliye edilmiş ve 89 kişinin tutukluluğuna devam kararı çıkmıştı.

Bugün savunma kürsüsü sırası 18. isim olarak İBB Yol Bakım ve Altyapı Daire Başkanı Seyfüllah Demirel'de.

Halk TV Muhabiri Gamze Altunay gelişmeleri aktarıyor...

SAAT 18.20 : DURUŞMA YENİDEN BAŞLADI

Duruşmaya verilen ara sona erdi ve duruşma kaldığı yerden devam ediyor. Zafer Keleş'in avukatı Yağmur Kavak savunma yaptı. İşte Avukat Kavak'ın savunmasından bir bölüm:

"Murat Keleş'in beyanında uzun uzadıya anlatmıştık. "İlişki nedeniyle suç istinadı" diye bir iddiamız var. Bu dosyada da Keleş ailesi üzerinden bu yaratılmış demiştik. Sonra üzerine birazdan düşününce aslında bu isnadın sadece Keleş ailesi üzerinden yoğun bir şekilde gerçekleşmediğine kanaat getirdik dosyayı biraz düşününce. Karşınızda aslında aynı aileye mensup çokça kişinin olduğunu da görüyoruz. Ama aslında asıl mesele karşınızda olmayanlar ve aynı aileden olanlar, şu an tutuklu olmayanlar yani. Bunlar kim oluyor? Dosyada etkin pişmanlıktan faydalanan dosya sanıkları oluyor. Bu aile üzerinden suç isnadı, ilişki üzerinden suç isnadı meselesi aslında etkin pişmanlıktan faydalanan dosya sanıkları üzerinden daha çok yürütüldü. Bunu tespit edebildik diyebilirim. Bu insanlar da yakınlarıyla test edildi. Müvekkil Zafer Keleş gibi aynı aslında Murat Keleş gibi.

Bu insanların, dosyadaki sanıkların kiminin eşini aldılar, kiminin kalp hastası kayınbiraderini gözaltına aldılar. İnsanların eşini gözaltına alıp, bu insanları da yan odalarda ifadelerini aldılar savcılık odalarında. Burada karşınızda eşi aylarca ev hapsiyle kalmış sanıklar var. Biliyorsunuz, çok iyi biliyorsunuz. Tahliye olmuş, tekrar alınmış insanlar var. Kardeşi alınmış bambaşka insanlar var. Bir tek biz değiliz yani bu meseleden muzdarip olan aslında. Ve aslında bu insanlara dediler ki: "Bizim dediklerimizi konuş, seni rahat bırakalım." İnsanların yakınları yan odada beklerken, yakınları geceyi nezarette geçirirken bu insanları ifadeye aldılar söylediğim gibi. Ve aslında sadece bu ifadeler savcı odasına alındı diye, bu ifade sırasında savcı odasında avukat var diye bu ifadelerin üstünde hakları hatırlatıldı yazıldı. Direkt o ifadeler usulüne uygun olarak alınmış ifadeler olarak bizim iddianamemizde ve dosyamızda muamele görüyor.

Hatta bunu da aşalım; kimisi burada savcılıkla pazarlık yaptığını açıkça da söyledi. Açıkça da söylüyorlar. Geçen Perşembe günü tutuklulara ilişkin beyanlar alınmıştı, sanık müdafileri söz aldı. Burada etkin pişmanlıktan faydalanmış bir dosya sanığı müdafisi açıkça bunu söyledi. Bize dedi ki: "İşte bizi üye yazmayın, bizi yönetici yazmayın diye biz beyanda bulunduğumuzu söyledik, buna ilişkin savcılık makamıyla konuştuk" dedi. Ve hatta sonrasında gerçekten kimseyi kötü niyetli olarak atfetmiyorum ama Sayın Başkan, burada sizi de aslında bence bir pazarlığa sevk etmeye çalıştılar. Çünkü avukat bey dedi ki: "Bizi dedi eğer tahliye ederseniz merak etmeyin, kaygı duymayın. Biz tahliye olduktan sonra da aynı etkin pişmanlıkla söylediklerini gelip yine karşınızda söyleriz, siz müsterih olun" dedi. Avukat Bey bunu söyledi.

Yani burada bilmiyoruz, belli ki bilmediğiniz bir şey dönüyor. Bazı şeyleri anlamlandıramıyoruz. Anlamlandırmaya çalışırken iddianame bize hiç yardımcı olmuyor Sayın Başkan. O yüzden çok meslektaşım gibi de ben gibi de müvekkillerim gibi de sürekli bir iddianamenin 90'ının çevresinde soru işaretleriyle devam ediyoruz yargılamaya. Dediğim gibi, yani bu insanlar sevdikleriyle test edildiler ve bir şeyler konuşulmuş, belli şeyler dönmüş belli ki. Bu dosyada görüyoruz ki falaka yok, başka türlü fiziksel işkence durumları yok ama insanların yakınlarıyla test edilmesi bu dosyadaki baskıların en büyüğü oldu. Burada da kimisini etkin pişman yaptılar, kimisini de yapamadılar, başaramadılar. Başaramadıkları da zaten şu anda karşınızda duruyor."

SAAT 17.10 : DURUŞMAYA ARA VERİLDİ

Mahkeme başkanının Zafer Keleş'e yönelttiği soruların ve Keleş'in cevaplarının ardından duruşmaya ara verildi.

SAAT 16.00 : MAHKEME BAŞKANI İLE ZAFER KELEŞ ARASINDA SORU - CEVAP

Zafer keleş hakim karşısındaki savunmasını bitirdikten sonra mahkeme başkanı kendisine birtakım sorular yöneltti.

Mahkeme başkanı ile Zafer Keleş arasındaki soru - cevap şöyle gerçekleşti:

Mahkeme Başkanı: Evet, şimdi biz bu hakkınızdaki eylemleri zaten inceledik. Daha öncesinde bu Ahmet Sarı, Süleyman Atik ve Selim Özderya ile hepsiyle ilgili anlattınız. Ahmet Sarı ve Süleyman Atik için de aynı şeyi söylediniz; ikisini de Başkanlık Konutu'nda 2-3 defa görmüşlüğünüz vardı.

Zafer Keleş: Tabii ki ben giderim, kahvaltı yaparım.

Mahkeme Başkanı: Siz, bunlar tutuklu kalmamak için bu yönde beyanda bulundu diyorsunuz.

Zafer Keleş: Adamın aklına başka bir şey gelmiyor…

Mahkeme Başkanı: Etkin pişmanlık kapsamında ifade verenlerle ilgili zaten hep bu yönde savunma veriyorlar. Yalnız şu husus var; Süleyman Atik, Başkanlık Konutu'nda sadece 2 defa gördüğünüz bir kişi, samimiyetiniz yok, dışarıda görüşmüşlüğünüz yok. Bu kişi anlatırken, -47 nolu eylem- 500.000 dolardan bahsediyor. İfade verirken, madem tutuklu kalmamak için, sizin tabirinizle tırnak içinde söylüyorum "uyduruyor" diyelim; neden ayrıntı vererek uyduruyor? Mesela der ki "Başkanlık Konutu'na gitti, Fatih Keleş'e teslim ettim" Ayrıntı vermezse, bunun tespiti daha zor olur. Şimdi sizde bunun bazı tutacak mı, tutmayacak mı? Onları falan mı hesaplayacak o ifadeyi verirken? Der ki, "Girdim, orada verdim, çıktım" diyebilirdi. Sizi niye karıştırdı o işin içine? Sizi hayatında 2 defa gördü sadece… O husus sadece bir soru işareti olarak kafama takıldı…

Zafer Keleş: Şimdi orayı tekrar anlatayım. Ben, Süleyman Atik’i söylediğim gibi, Fatih’in yanına gittiğimde, Ertan Yıldız’ın yanında gördüm, orada tanıdım zaten. Orada karşıda kafeterya var; gittim oturdum, o da yanıma geldi, çay içtik. Bana kendini avukat olarak tanıttı, ilk kez orada tanıştık. Bir de cerrahi bir operasyonla ilgili bana bir adres vermişti, bir oraya gittim onun aracılığıyla oraya gittim. Telefonla mı oldu yüz yüze mi tam hatırlamıyorum ama büyük ihtimalle yüz yüzedir. Bir de bana kendi ustasının telefonunu vermişti; Büyükçekmece’deki bahçemde bir kuyu var, suyunu bir türlü çekememiştik. Pancar motoru getirdik, onu getirdik ama olmadı. Babasının bir çiftliği mi varmış ne; "Benim ustam anlar" dedi, Allah razı olsun, gönderdi, adam geldi işini halletti. Ama adamla başka bir bağlantımız yok, başka bir menfaatim de yok. Süleyman Atik ile dışarıda bir yerde ne oturdum ne sohbetim oldu. Hiçbir yerde oturmadım. Kafede, yolda, arabada hiçbir yerde oturmadım.

Mahkeme Başkanı: Selim Özderya'yı daha önceden tanıyordunuz. Hemşehriniz olması nedeniyle…

Zafer Keleş: Selim Özderya'yı evet, hemşehrimizden ziyade... Duymuştum adını zaten.

Mahkeme Başkanı: Beyanda bulunurken de demişsiniz ki "Çok bir samimiyetim yoktur. Ben Kayaşehir tarafında evet gittim iş yerine bir defa... Hatta konum istedim, konum attı gittim. Oraya ev bakmaya gitmiştim Kayaşehir tarafına, o esnada onun da yanına uğradım." Yani bu kadar samimiyetiniz yokken o gün uğrama amacınız neydi? Bir ticaretiniz mi var aranızda sizin?

Zafer Keleş: Şimdi Sayın Başkan... Şimdi ben beyanımı öyle vermedim konuşurken burada. Ben dedim ki... Ya ben şöyle söylüyorum zaten, ben ilkokul 1. sınıfta ne yaptığını hatırlayan bir adamım. Az önce konuştum. Benim 2005'li yıllardan tanırım dedim, 2005-2008'li yıllardan tanırım dedim Selim Özderya'yı. Fakat çok fazla samimiyetim yoktu dedim.

Daha sonra Fatih'in fabrikasına geldiği zaman... Ben de fabrika işlerinde falan da arada koştururum inşaatlara şuraya buraya... Oraya mermer bakmaya geldiğinde bir saate yakın bir sohbetimiz oldu. Orada biz tanıştık, kaynaşmamız orada. Telefonumu aldı. Hatta dedim ya biz arkadaşları da aradık orada da. Onu da eski ortağının oğluyla görüştürdüm zaten.

Mahkeme Başkanı: İş yerine gitmenizden ne kadar zaman önce oluyor o görüşme?

Zafer Keleş: İş yerine gitmeden herhalde zannediyorum ki... Hafızamda şöyle, şöyle söyleyeyim size... Yani bu anlattığım benim 2013-14'lü yıllar...

Mahkeme Başkanı: Tabi tam hatırlanamayabilir... Kaç sene önce, hangi ayda ne yaptığını, hangi ayrıntısını hatırlarsın...

Zafer Keleş: Ya Ben o zaman dairemi de satmıştım zaten. Bu dairemi sattıktan sonra olan bir olay. Zaten o... Ben o arada zaten şöyle bir yıl kadar, İstanbul'da bir-iki yıl kadar daire baktım. O daire baktığım arada gidiyordum geliyordum. Bu da zannediyorum bir-iki sene aralıklı bir şeylerdir yani.

Mahkeme Başkanı: İş yerine de konum yollayarak...

Zafer Keleş: Konum tabi, konuma... Aynen aynen, telefonla. Bilmiyorum ki zaten. Ben nereden bileyim? Bir defa gittim zaten. Bir daha beni yollasan hayatta bulamam. Konum atarsa giderim. Bulamam yani.

Mahkeme Başkanı: Aranızda hiçbir ticaret de yok.

Zafer Keleş: Hayır, kesinlikle bir ticaretimiz yok ya. Allah razı olsun iki defa yemek yedik, yemeğin hesabını verdi ya. Herhalde odur yani, başka bir şey değil... Ben çok direndim ama bana hesap ödettirmedi yani.

SAAT 15.00: "BİR AİLEDEN 4 KİŞİ BURADA TUTUKLUYUZ"

Zafer Keleş'in hakimlik sorgusunun sonundaki konuşması duruşmaya damga vurdu. Keleş, "Bir aileden 4 kişi buradayız, ne yaptık biz? tutuklanma gerekçem iddianamede yok" dedi.

Zafer Keleş şöyle anlattı yaşananları:

"Sayın Başkan; bana isnat edilen ne bu eylemleri ne de bu örgüt meselesini asla kabul etmiyorum. Burada 11 aydır, 1 yıldır tutukluyuz. Bir aileden 4 kişi burada bir "dikdörtgen" oluşturmuş olduk resmen; kardeşim, oğlum, yeğenim ve ben. Ne yaptık biz? Ama ben her şeyden önce şunu söyleyeyim: Ben adalete on numara inanan bir adamım. Burada da adaletin tecelli edeceğine inanıyorum. Arkanızdan da hep söylüyorum, yüzünüze de söyleyeyim: Adalet yerini bulacaktır. Burada anlattıklarıma bir bakın lütfen. Bunun adı şöyle; benim gözümle bu 1 saatte anlatılacak bir şey ama siz bunu 10 dakikada da çözersiniz Sayın Başkan. Ben bu suçlamaların hiçbirisini kabul etmiyorum. Tutuklama gerekçem iddianamede yok; örgüt üyeliğinden tutuklanmadım zaten. 3 ay sonra geldiler, "Sen örgütten de dahil edildin" dediler. Önce bir korktum; "Yahu ne örgütü bu, bizi neye soktular?" diye. Perişanız içeride, bekliyoruz. Bu arada, "suç örgütü" denen bir şeyin olduğuna beni kesseniz inanmam. Nasıl kardeşim Fatih’e güveniyorsam, aynı şekilde Ekrem Başkan’a da buradaki çok tanıdığım arkadaşlara da güvenen bir adamım. Kiminle konuştuysam o kişiyle konuşmuşumdur; gizlim saklım yok. Neysem oyum. Ben avukatlarıma da söyledim; "Bakın, her şeyi ben yazdım" dedim. Yaşadığım budur. Ben size sadece yaşadıklarımı anlatıyorum."

SAAT 14.00: DURUŞMA YENİDEN BAŞLADI

16. gün celsesi aranın ardından yeniden başladı. Kürsüye İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş'in kardeşi Zafer Keleş çıktı.

Zafer Keleş'in savunmasından bir bölüm şöyle:

"11 aydır cezaevinde tutuluyorum. Yani benim burada aslında olmam, kardeşim Fatih Keleş ile alakalı olan bir kısımdır. Fatih Keleş’in de olayı, Ekrem İmamoğlu ile beraber bir yol arkadaşı olması. Bizim çocuklarımız da nihayet burada. Ben tutuklanırken, hakkımda sadece bir beyan verilmiştir. Bir kişi bir beyan vermiş. O beyan ne? “Bakırköy Belediye binasında, Florya’da kardeşine para taşırmış!” Ya böyle bir şey olabilir mi?

Bakırköy Belediye binasının olduğu yerde, 100 bin kişinin olduğu yerde adam mı yoktu da Zafer Keleş gidecek oradan para taşıyacak? Böyle bir isnat olur mu? Ben 65 yaşındayım ya... Ben bankadan 1 milyon lira para çeksem 3 tane adam çağırıyorum yanıma. Gelin de şu parayı şuraya bırakalım. 3 milyonla, 5 milyonla, 20 milyonla İstanbul içinde vırt atacağım, gezeceğim, para taşıyacağım.

Ben otobüste giderken, otobüs şoförünü kolluyorum sabaha kadar, bir yere vurmasın diye. Ha bu aralar uçakta pilotu da başladım kollamaya. Ben pimpirikli adamım, ne işim var benim burada? Benim ne işim var para taşımakla bilmem neyle?"

Kaynak:Halk TV

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SKANDAL! Yatırım Ajansı Başkanı kendine yatırım yapmış! Denizde yüzerken eliyle 6 kiloluk levrek yakalayan vatandaşın videosu tartışma konusu oldu: Balık yakalanmış gibi değil de teslim olmuş gibiydi! CHP'den ayrılan Mesut Özarslan'dan TÜGVA'ya büyük kıyak! Mehmet Şimşek'ten milyonları ilgilendiren maaş açıklaması