Beyoğlu dosyasının ana dava ile birleştirilmesiyle birlikte tutuklu sayısı 92’ye, toplam sanık sayısı ise 414’e çıkan İBB davası, bugün 19. gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’deki duruşma salonunda görülmeye devam ediyor.
12.14 | AVUKAT ÇANTASINDAN PARA ÇIKARDI, KENDİNİZİ NASIL AKLAYACAKSINIZ?
Avukat Yiğit Gökçehan Koçoğlu, çantasından 4 balya para çıkararak savunmasına devam etti. Koçoğlu, “Dün 500 bin lira çektim. Bakın şimdi sizinle burada baz verdik. Ben 2 yıl sonra desem ki benim müvekkilim rüşvet karşılığı tahliye ettiler, nasıl kanıtlayacaksınız? Kendinizi nasıl aklayacaksınız? Sizinle bazım var burada. Bu insanlar işte bu yüzden yatıyor. Dosyada bu yapılıyor. Baz kaydıyla yargılıyorsunuz. Bir deli çıkıyor, ben para verdim diyor; ispatı yok. Nasıl aklayacaksınız? Aklayamazsınız. Bu insanlar aklayamadı, siz de aklayamazsınız. Bizim yargı sistemimiz bu yüzden ‘şüpheden savcı yararlanır’a döndü.” diye konuştu.
İBB operasyonları yapıldığından beri savcılıkla muhatap olamadıklarını ancak kendisi nisan ayında gözaltına alındığında savcıyı görebildiğini ifade eden avukat Koçoğlu, savcıyla görüştüklerinde dosyanın etkin pişmanlık üstüne oturtulacağını anladığını belirtti. Koçoğlu, başka bir savcıyla daha görüştüğünü, şimdi başsavcı vekili olan dönemin savcısının kendisine, "Biz senin suç işlemediğini biliyoruz ama seni almamız gerekiyordu" dediğini ifade etti. Koçoğlu, "Ben bunu yaşadıysam buradakiler kim bilir neler yaşadı" dedi.
11.33 | "BELKİ DE ŞU AN HUKUKA AYKIRI DELİLLERLE YARGILANIYORUZ"
Avukat Koçoğlu, savcılık makamının soruşturma aşamasında avukatların işini zorlaştırdığını ancak yargılama aşamasında daha da ileri gittiğini söyledi. Dosyadaki dijitallerin savcılıkta olduğunu ifade eden Koçoğlu, "Savcı neyi verdi, neyi vermedi bilmiyoruz. Dosyada eksik evrak olmadığı ne malum? Belki de şu an hukuka aykırı delillerle yargılanıyoruz. Benden hukuki savunma yapmamı istiyorsunuz ama savcılık makamı bana delilleri vermiyor. Nasıl yapacağım?" dedi.
11.25 | "HAKLININ ACELESİ VARDIR"
Geçek'in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu'nun savunması başladı. Avukat Koçoğlu, babasının Balyoz Kumpası'nda tutuklanıp 1,5 yıl hapis yatan bir isim olduğunu ve daha sonrasında beraat ettiğini, 2022 yılında da tazminat aldıklarını belirterek söze başladı. Koçoğlu, "Haklının acelesi yok derler. Tutukluluk varsa, haklının acelesi vardır. Sizden adalet bekliyoruz" açıklamasında bulundu.
10.49 | DURUŞMA BAŞLADI
İBB Davası'nın 19. günü, Melih Geçek'in hakim, savcı sorgusu ve avukat savunmasıyla başlayacak. Ardından Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı Necati Özkan'ın savunmasına geçilecek. Duruşma başladı. Ekrem İmamoğlu, İSTTELKOM Genel Müdürü Melih Geçek'e soru sordu.
İmamoğlu Melih Geçek’e: “Benim size herhangi bir baskım ya da telkinim oldu mu, gördünüz mü, duydunuz mu?”
Geçek: “Asla duymadım. Hatta siz, ‘Kimse bana ne olacağım diye gelmesin’ demiştiniz. Benim sizinle tek temasım, fotoğraf çekilip ‘hayırlı olsun’ dediğim görüşmeydi, o kadar.”
İmamoğlu: “İstanbul, senin duygularını kullandık. Seçimi kazandıktan sonra şehri senin pankartlarınla donattık. Bunu uygulamaya da döndürdük. Peki İstanbul’la ilgili zihninde herhangi bir tereddüt ya da karanlık bir nokta oluştu mu?”
Geçek: “Oluşsaydı size söylerdim. Sonuçta güzel bir logo ortaya çıktı. Üstelik bizim yazılımla ilgili tüm güvenlik önlemlerini aldık.”
İmamoğlu, Geçek'e "İddianamenin starı Hüseyin Gün'le toplantı dışında bir münasabetin oldu mu?" diye sordu. Geçek, "Biz kendisine notumuzu vermiştik. Kendisine kartvizitimi bile vermedim" yanıtını verdi. Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı Necati Özkan ise, eski İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Naim Erol Özgüner'in ifadesinde "Necati Özkan İstanbul Senin'in reklam işleri yapardı" dediğini hatırlattı. Bunun üzerine Geçek, "Erol öyle ifadeler kullanmış ki, alın çürütün demiş bize" ifadelerini kullandı.
11.56 | NECATİ ÖZKAN'DAN DİKKAT ÇEKEN SORULAR
İmamoğlu'nun Geçek'e soru sormasının ardından Necati Özkan da Geçek'e soru yöneltti.
Necati Özkan: 2014'ten beri tanışıyoruz. 3 tane teknik soru sormak istiyorum. Öncelikle aslında Eylem 13'te 3 önemli konu var sayın başkanım. Bir tane tapeyle başlıyor Eylem 13, arkasından Hüseyin Gün geliyor. Bir de forward edilmiş (iletilmiş) e-mailler diyeceğimiz e-mailler geliyor. Şimdi tape şu ana kadar hiç konuşulmadı. Yani o tapede ne konuşuluyordu? Ne anlatılıyordu? Neden o tape orada var? Şu ana kadar kimse ona değinmedi. Muhtemelen bundan sonra belki bir değinir. O yüzden kimse değinmediği için de soruyu soramıyorum. Hüseyin Gün ile ilgili soracağım biraz sonra Melih Bey'e. Ama dün Melih Bey ifadesini verirken kimse dikkat etmedi ama benim dikkatimden kaçmadı; bir laf etti. Dedi ki: "Forward edilmiş e-mailler delil olamaz" Bunda neyi kastediyorsunuz Melih Bey?
Melih Geçek: Şimdi Başkanım, burada iddianamede görmüşsünüzdür mailler var. O maillerin eklerini ben dosyada göremedim. Bu haliyle forward edilmemişler de delil olamaz. Uzmanlık alanım kurumsal mail sistemleri olduğu için birçok bilirkişi raporunda da görüşlerimi ben bildirdim. Uluslararası davalarda da mailin delil olabilmesi için, orijinal dediğimiz; bütün hangi sunucudan geldiği, hangi sunucuya gittiği, kaç saniyede transfer edildiği, mailin orijinalinin bozulup bozulmadığının belgelenmiş olması lazım. Mailin orijinal dosyası ve bu bilgiler olmadan bir mail delil olamaz. Şimdi burada bir de forward edilmiş; forward edilmişi, iletirken bir satır eklersiniz 2 satır eklersiniz. Bunun bir delil niteliği yoktur. Ama maalesef bunlar içeriğini bilmiyorum, okumadım benle de alakalı değil ama uyarma gereği duydum. Bunların delil olma ihtimali yoktur.
Necati Özkan: Teşekkürler. Bunu şunun için sordum: Çünkü Eylem 13 ile ilgili biraz sonra, öğleden sonra herhalde sıra gelecek. Kendi meselemi anlatırken orada bir tane forward edilmiş (iletilmiş) e-mail var İsmet Koyun'dan gelen; orada ben CC konulmuşum. O yüzden bunu sormak istedim. İkinci sorum şu: Melih Bey, Naim Erol Özgüner'in ifadesinde şöyle bir laf geçiyor. Diyor ki Naim Erol Bey: "Melih Geçek'ten öğrendiğim kadarıyla Necati Özkan, İstanbul Senin'in ilk döneminde reklam işlerini yapardı." Böyle bir lafınız var mı? Varsa ne kastettiniz?
Melih Geçek: Böyle bir sözüm yok. Bunu bilme şansım da yok ama başkanım Erol'un ifadelerinde ilginç mayınlar var. Belki de Erol ifadesini alınca siz, biz çok şaşıracağız. Beklemediğimiz bir Erol çıkacak. Bazen öyle bilgiler vermiş ki 'alın bunları çürütün' demiş bize. Alın çürütün; benim ifademi çok çöp edin demiş. Bu da onlardan biri. Çünkü İstanbul Senin'in ilk döneminde kesinlikle reklam almadı. İkinci dönemde reklam olduğunu Kasım'da Erol'un davet ettiği bir toplantıda öğrendim. Yani İstanbul Senin olduğu günden bugüne kadar hiçbir reklam verilmemiş. Verilmemiş bir reklama Necati Özkan nasıl verecek? Ben bunu Erol'ara nasıl söyleyeceğim? Ya bu çok maddi olarak kanıtlanacak, teknolojik olarak kanıtlanacak bir şey. Ve ifadelerin birçoğu, yansıyan yansımayan birçoğu böyle mayınlarla dolu. Bunları Erol’un ifadesinde amacını öğreneceğiz.
"TELEFONUN İNCELENMESİ 1 YILI AŞKIN ZAMAN SÜRER Mİ?"
İmamoğlu, Geçek'e teknik konularda risk içeren bir durum olduğunda tavrının ne olduğunu sordu. Geçek, "Daha önce uyarmışlığım oldu, hiç çekinmedim" dedi. İmamoğlu, Naim Erol Özgüner'in önce evine götürdüğü sonra da "İmamoğlu'nun telefonu" diyerek savcılığa teslim ettiği, ancak yıllardır kullanılmadığı ortaya çıkan telefona da atıf yaptı ve "Telefonun incelenmesi 1 yılı aşkın zaman sürer mi?" diye sordu. İmamoğlu, "Benim telefonum 25 senedir var, Trabzonspor taraftanının da mesaj attığı bir telefon, geçmiş iş yaşantımdan beri olan… Bu telefon nedeniyle insanlar hapse atıldı… ya bu incelendiyse bir sayfa yazı yazılmaz mı?" dedi. Geçek, dava dosyasında telefon incelemesine dair bir şey görmediğini belirtti.
Davanın 18. gününde, veri sızıntısı iddialarına ilişkin savunma yapan sanıklar yöneltilen suçlamaları reddetti. İBB iştiraki İSTTELKOM’un Genel Müdürü Melih Geçek ise mahkemedeki beyanında, soruşturma ve gözaltı sürecine dair dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Geçek, gözaltı sırasında polislerin birbirlerine görüntü kaydı alınması yönünde talimat verdiğini ifade etti.
