Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da tutuklu olduğu İBB davası, 2. duruşmanın 28. gününde devam ediyor. Son celsede mahkeme heyeti, Sinan Sepetçi, Ceyhun Avşar, Hasan Tahsin Sönmez, Turgay Tokdemir hakkında tahliye kararı verdi.
Mahkeme kararına tepki gösteren tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı İmamoğlu, "Bizi sadece millet yargılayacak unutmayın mahkeme değil millet yargılayacak" dedi. İmamoğlu AKP'li eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya ile gündeme gelen fon vurgununa değinerek, "Fon vurguncularını tutuklasınlar. fon vurguncularını, 1 kişiyi tutuklayamadılar. vurguncu siyasetçileri tutuklasınlar" ifadeleri ile tepki göstermişti.
İmamoğlu'nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan'ın kaldığı cezaevi 3 gün önce gece yarısı bir anda değiştirilmiş: Çorlu'dan Kandıra'ya sevk edilmişti. Sevkin sebebinin açıklanmamasına tepki gösteren Pehlivan "Bu eziyettir, zulümdür" demişti.
Bu sevkin ardından İstanbul Barosu da duruma tepki gösterip, Adalet Bakanlığı'na derhal açıklama yapma çağrısında bulunmuştu.
İstanbul Barosu daha sonra yaptığı çağrıda avukatları, Mehmet Pehlivan ile dayanışma için bugün yapılacak duruşmaya davet etmişti.
Ekrem İmamoğlu'nun Kandıra Cezaevi'nde tutuklu bulunan avukatı Mehmet Pehlivan'ın, celsenin 15 Ekim'e kadar sürecek olması nedeniyle Silivri Cezaevi'nde tutulacağı öğrenildi.
Abdullah Uçan’ın savunması, sorgusu ve avukat beyanlarının ardından sanık kürsüsüne Bilal Önver geldi.
Kültür A.Ş.’de ihale müdürü olarak çalışan Önver, İBB’ye 1996’da girdiğini belirtti. Davada yargılanan ekiple ilgisinin olmadığına değinen Önver, “Hayatımın hiçbir döneminde solcu olmadım, CHP’yi destekledim” dedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı “Kimin ne yaptığı bizi ilgilendirmiyor, isnatlara gelelim” diyerek müdahale etti.
Kültür A.Ş.’de çalışırken üst amirlerinden baskı gördüğünü iddia eden itirafçı sanık Uçan, mahkeme başkanının bir çok sorusuna "Görmedim, duydum" diye yanıt verdi.
Aranın sona ermesi üzerine savunma yapmak için Abdullah Uçan kürsüye geldi.
Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Tora Pekin ise, Hüseyin Gün’e birlikte fotoğraf çektirdiği AKP'lileri hatırlattı ve "Emniyette ve savcılıkta bu fotoğrafları sordular mı size?" sorusunu yöneltti.
Gün, "Hayır sormadılar" dedi.
Gün'ün savunması ve sorgusunun ardından duruşmaya ara verildi.
Hüseyin Gün'e soru sormak için söz alan Ekrem İmamoğlu, "casusluk davası"nda Gün'ün mahkemeye sunduğu ve Fuat Oktay tarafından kendisine verilen yetkilendirme yazısına değindi. İmamoğlu, "Türkiye Cumhuriyeti'nin farklı görevlerinde İngiltere'deki toplantıları, devleti temsil etme görevi ile siz mi ayarladınız?" diye sordu.
Gün ise "Doğrudur." yanıtını verdi. Ardından İmamoğlu, "Eğer bir foto suçsa, delil sayılıyorsa şu anda MİT Başkanı İbrahim Kalın ile o toplantıları müşterek organize ettiğinize dair foto gördük, doğru mudur?" sorusunu yöneltti.
Bunun üzerine Gün, "Evet, toplantıdaydık." dedi.
Gün’ün savunması sonrası İmamoğlu’nun tutuklu kampanya direktörü Necati Özkan, soru sormak için söz aldı.
Özkan, "Size herhangi bir seçmen verisi, kişisel veri, kamusal veri, İBB’ye ait herhangi bir veri paylaştım mı?" diye sordu.
Gün, Özkan'ın sorusuna "Hayır. Sadece 10 günlüğüne sosyal medya analizi yaptırdım. Bunu yapmak için herhangi bir dış veri setine ihtiyacım yok." yanıtını verdi.
Casusluk davasında tutuklu olan ve İBB dosyasında tutuksuz yargılanan Hüseyin Gün savunma yapmak üzere kürsüye geldi.
“Örgüt yöneticisi” suçlamasıyla yargılanan Gün, "Ortada işlediğim bir suç yok. Büyük bir bölümünü hayatımda hiç görmediğim, tanımadığım kişilerle ‘örgüt yöneticisi’ olarak yargılanıyorum. Büyük bir şaşkınlık içindeyim." şeklinde konuştu.
Hüseyin Gün, iddianamede öne sürülen suç tarihinin 2022-2025 olarak belirtildiğini ancak son iletişiminin ise 2019 Eylül ayı olarak ifade edildiğini vurguladı.
İddianamenin resmi delilinin bunu söylediğini belirten Gün, kimlere ne direktif verdiğinin, kimden direktif aldığının meçhul olduğunu söyledi.
Duruşmada yaşanan gerginlik ile ilgili İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu açıklamalarda bulundu.
Kaboğlu yargılamaların yasaya uygun yapılmadığını belirtirken, "Ben Türkiye Cumhuriyeti'nin yargı mekanizması adına, yargının saygınlığı adına, her zaman yargının bağımsızlığını savunmuş bir kişi olarak ve dünyanın emsalsiz barosu olan İstanbul Barosu Başkanı ve yönetimi adına böyle bir sürece tanık olmaktan utanç duyduğumu, utanç duyduğumuzu, hicap duyduğumuzu belirtiyor ve bundan böyle de mahkeme başkanına indirgenemeyecek bir süreç olduğunu dikkate alarak biz yapabileceğimiz, bulunabileceğimiz katkıyı sağlama konusunda hiçbir biçimde geri adım atmayacağımızı sizlerin aracılığıyla kamuoyuna duyuruyorum. Çünkü Avukatlık Kanunu'nun bize verdiği görev ve yetkiler, hukukun üstünlüğünü savunmak ve insan haklarını korumak bunu gerektiriyor. Tabii ki anayasamıza bağlıyız. Bütün yargı bileşenlerinin anayasaya saygı göstermesini bekliyoruz, diliyoruz ve bu vesileyle ilgilileri; yasama, yürütme ve yargı organlarını böyle bir sürece son vermeye davet ediyoruz." dedi.
Pehlivan'ın sözlerinin ardından Mustafa Can Poyraz savunmasını yaptı. Poyraz'ın savunması ve sorgusunun tamamlanmasıyla duruşmaya ara verildi.
Aranın ardından Hüseyin Gün'ün savunmasına geçildi ancak bu sırada Pehlivan'a destek vermek isteyen avukatlara mahkeme başkanı söz hakkı tanımadı.
Bunun üzerine avukatlar "Savunma susmadı susmayacak" sloganı attı. Mahkeme başkanı avukatlara "Ben size avukatlık öğretmiyorum, siz de bana hâkimlik öğretmeyin." diyerek tepki gösterdi. Tartışma sırasında mahkeme başkanı jandarmaya bir avukatın dışarı çıkarılması talimatını verdi.
Yaşanan gerginliğin ardından avukatların bir kısmı salonu terk etti.
Duruşmaya ara verildikten sonra Ekrem İmamoğlu, "Adaleti öldürmek istiyorlar ama biz inadına yaşatacağız" ifadelerini kullandı.
Mahkeme başkanı duruşmaya ara vermesinin ardından salonun boşaltılmasını istedi.
Mehmet Pehlivan'a söz verildi:
Sayın başkan, sayın heyet, sayın savcım. Ben 16 aydır eski iki faal görev nedeniyle tutukluyum. Mahkemenizden avukat olduğum için hiçbir zaman ayrıcalık istemedim, istemiyorum. Diğer sanıklardan da daha fazla bir hakka sahip olduğumu, daha korunaklı olduğumu da iddia etmiyorum. Yaşadıklarım, tutukluluğum ve özellikle son yaşadıklarım bir avukatın başına geldiği için de daha ağır şeyler değil. Ağırlığı bir avukatın bile başına geliyorsa, bu pasif daireden çıkamıyorsa kimsenin güvencesi olmadığı anlamına geldiği için var.
Sayın başkanım, heyetinizin tutuk devam kararı verdiği günün gecesinde uykumdan uyandırıldım. Dakikalar içerisinde 16 aylık hücremi toplatmam istendi ve nereye gideceğimi bilmeden bir cezaevi nakil aracına bindirilerek nakledildim.
Elbette Adalet Bakanlığının bir tutukluyu başka bir cezaevine nakletme yetkisi vardır, kanunda bu yetki var. Ama bu yetki sınırsız değil, her yerde, her şekilde, istediği biçimde kullandırabileceği anlamına gelmiyor. 5275 sayılı kanunun 58. maddesinde, çok açık 53. maddesi, tutukluluğun barındırılmasında esas olanın yargılama yeri olduğunu söylemektedir. Bunu esas kılmaktadır.
Nitekim benim yargılamam burada, Silivri'de ve haftanın 4 günü devam ediyor sayın başkanım. 58. maddesi de yine naklin eziyet verici olmaması gerektiğini söyler sayın başkanım. Ben az önce anlattığım şekliyle gecenin 3'ünde uyandırılarak götürülüyorum.
Bunun eziyet olduğunu izah etmek için başka bir kelime bulmak istemiyorum, bulamıyorum. Eziyetini, belirsizliğini, işte ya da açık görüş hakkımı, kızımı görememek falan bir kenara koyuyorum. Hoş, 3 gündür koyamadım da bir kenara, koyduğumu varsayalım. Bu yol, mesafe, arada geçen zaman konusunu en iyi siz heyetiniz biliyorsunuz bunun nasıl bir eziyet olduğunu sayın başkanım.
Burada bir duruşmadan sonra siz demiştiniz ki sayın başkanım, bazı duruşma akşamları biz de burada kendimize ayrılan yerde kalıyoruz. Halbuki işte o konuşmanızda evinizin de buraya aslında çok uzak bir ilçede olmadığını söylemiştiniz. İşte şoförleriniz de var malum sebeplerden ötürü.
Yani kısa mesafe ve konfora rağmen o aradaki zaman ve mesafenin üzerinizdeki yoruculuğu sebebiyle siz bile burada kalmayı tercih ediyorsunuz sayın başkanım, aksi takdirde siz de kalmışlığınız vardır. Ben bu sabah 3.5 saat kelepçeli bir şekilde buraya getirildim sayın başkanım.
Sayın başkanım, burada sahiden tüm samimiyetimle heyetinizin hakkını teslim etmek istiyorum, teşekkür etmek istiyorum.
Bakanlık beni bir başka cezaevine nakletti, başka bir şehirde bir başka cezaevine nakletti. Heyetiniz hemen cezaevine yazı yazdı ve sanığı duruşmada hazır edin dedi. Ben bu yazıdan şunu anladım, bakanlık beni duruşmadan uzaklaştırmak istedi, heyetiniz beni duruşmaya geri çağırdı, sanığını duruşmasına geri çağırdı. Demek ki heyetiniz...
Hakim: Bize cezaevi nakil bildirimi yapıldığı anda biz talep beklemeksizin yazdık, hazır edilmesini.
Mehmet Pehlivan: Evet, o yüzden...
Hakim: Daha sonra da ayrıca bu...
Mehmet Pehlivan: Dün aramışsınız, cezaevi aranmış.
Hakim: Bugün sabah da aradık yine aynı şekilde. Bu şekilde günlük her duruşmada da bu şekilde mahkemenin olayını çok sağlıklı olunmadığı kanaatiyle bununla ilgili de görüşme de yapacağız. Bizlik bir durum değil de ancak biz sorunu çözmek için elimizden geleni yapacağız.
Mehmet Pehlivan: Tam olarak o sebeple söze başlarken samimiyetle heyetinizin hakkını teslim etmek, teşekkür etmek istedim. Bakanlık yazınızın ve bir talep olmaksızın cezaevine yazdığınız yazının bakanlığın bu uygulamasına katılmadığınızı gösteriyor.
Bunu önemsediğim için de tutanaklara geçmesini, kayıtlara geçmesini istedim ve samimiyetimi de belirtmek istedim. Ama sayın heyet, hakkımızdaki hükmü kuracaksınız. Hakkımız, hukukumuz size, size emanet. Tutuklu bu aşamada mahkemesine emanettir. Heyetinizin de doğru bulmadığı bu nakil eziyetinin nasıl mümkün olduğunu bir cümle ile söyleyip, birkaç cümle ile söyleyip bitireceğim. Yani evet, heyetinize teşekkür ediyorum ama siz tutuk devam kararı vermeseydiniz bakanlık gece 3'te beni o hücreden alıp götüremezdi sayın başkanım.
Bakanlık yani gündüz, şöyle sıralamayı şöyle koyuyorum, gündüz siz karar verdiniz, gece onlar geldi. Hani ben kendi çocukluğumdan hatırlıyorum, kızıma da anlatıyorum, bir parmak sayma oyunu var bilmiyorum hatırlar mısınız, biri tutmuş, biri pişirmiş, biri yemiş diye devam eden.
Ben bu tabloda şunu görüyorum, biri tutmuş, biri vurmuş sayın başkanım. Siz tuttunuz, heyetiniz tuttu, bakanlık vurdu. Başkanım ben bir avukat olarak ayrıcalık talep etmediğimi belirtmiştim. Bugüne kadar da şu kürsüye gelip diğer sanıklardan daha üstün olduğumu da hiçbir zaman söylemedim. Avukatlık mesleğini suç isnatlarına çevrilerek tutulmama rağmen, soruşturma izni alınamamasına rağmen ve hiç tartışılmamasına rağmen bunu bir ayrıcalık noktasına hiç getirmedim.
Ama sayın başkanım ben ayrımcılık da istemiyorum. Ben bu mikrofonu teslim ettikten sonra oturduğum yerde, mesela bu duruşma bittiğinde siz, buradaki meslektaşlarım nereye gideceğinizi biliyorsunuz.
Ben nereye gideceğimi bilmiyorum sayın başkanım. Hangi cezaevine gideceğim, sabah beni getiren jandarma arkadaşlara sordum, onlara gelen talimata göre oraya gideceğim. Oradaki cezaevine göre öyle. Yani bu ayrımcılık değil de bu belirsizlik sizin için belli iki bir anlam ifade etti ki bunun sağlıklı olmadığını da ilettiniz. Ama bu benim yaşadığım buradaki birçok tutuklu, tahliye olmuş birçok insanda söz konusu. Anlatmak istediklerim budur.
Son söz olarak da sayın başkanım bitiriyorum, hemen bitiriyorum. Buna hem nakil sürecinde hem tutukluğumun en başından beri hem cezaevinde kaldığım süre boyunca hem nakil sürecinde Barolar Birliği'nden baro başkanlarımıza, işte eski baro başkanlarımız, yine bu dönem kıymetli hocalarımız hepsi bana dayanışma gösterdi ve bu süreçte onlar sayesinde geçiyor, onların hepsine teşekkür etmek istiyorum.
Özge Bağdatlı'nın kardeşinin ardından kürsüye Erdinç Çolak geldi. Çolak tansiyon rahatsızlığı nedeni ile oturarak savunma yapmak istedi.
Mahkeme başkanı Çolak'ın ardından Casusluk Davası'ndan tutuklu olan Hüseyin Gün'e söz vereceğini, sonra da ek iddianamedeki tutuklulara söz vereceğini söyledi.
Mehmet Pehlivan'a ne zaman söz verileceği bilinmiyor.
Geçtiğimiz hafta gece yarısı İmamoğlu'nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan'ın cezaevi değiştirilmiş ve ve gerekçesi de açıklanmamıştı. Duruşmanın hemen başında avukatlar 'savunma susmadı susmayacak' sloganları attı.
Sloganların ardından Mehmet Pehlivan mahkemeden söz istedi. Heyet, ilk tutuksuz sanığın savunmasının ardından söz vereceğini söyledi.
Duruşmada ilk savunmayı Emrah Bağdatlı'nın kardeşi Özge Bağdatlı yapıyor...
Deprem konutları için tanıdık şirketlerle 10.5 milyarlık sözleşme40 izlenme
Sinan Ateş'in ablası Selma Ateş'e saldıran Servet Bozkurt ev hapsinde elektronik kelepçeliyken iki kişiyi öldürüp kaçtı27 izlenme
AKP'nin İmralı Süreci'nden sonraki hedefini medyası duyurdu! 37 vekile ihtiyaçları var29 izlenme
Mansur Yavaş 100 gün raporunu paylaştı!279 izlenme
İmamoğlu ile programını yarıda kesen Ahmet Hakan’ın İBB geçmişi: Reklam ajansı üzerinden gelir elde etmiş!128 izlenme
İstanbul'da yoğun yağış ! Osmanbey'de mezarlık duvarı çöktü, 4 kişi göçük altından çıkarıldı !390 izlenme
Köyün girişine öyle bir pankart astılar ki! Nefretin sembolü49 izlenme
İBB’nin 29 Ekim programı belli oldu! İşte o ilçeler ve semtler174 izlenme
Çanakkale Zaferi’nin 109. yılı… İşte Mustafa Kemal’in savaşın seyrini değiştiren ilk emri
"Dil değişti, söylem değişti CHP seçimleri kazandı. AKP ve MHP’nin büyük değişimi görmesi gerek"
Meral Akşener'den Erdoğan'a zor soru: 'Bir milyar dolar kimin cebine girdi?'
GATA'da görevden alınan Menzilci Ezider'in sicili bozuk çıktı!