Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, hakkında yürütülen soruşturmaların hukuksuz ve siyasi olduğunu savundu. Yavaş, İçişleri Bakanı Mustafa Çifçi'ye de Melih Gökçek hakkında ise soruşturma izni verilmesi çağrısı yaptı.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, düzenlediği basın toplantısında hem hakkında yürütülen soruşturmaları hem de eski döneme ilişkin başvurularını tek tek anlattı. Yavaş, son dönemde özellikle CHP’li belediyelere yönelik operasyonları eleştirerek tutuklamanın istisna olmaktan çıktığını söyledi.
Yavaş, "Bugün Türkiye'de her sabah kalktığımız zaman acaba bugün hangi muhalefet partisine özellikle hangi Cumhuriyet Halk Partili belediyeye operasyon yapıldı diye uyanmaya başladık.” diyerek basın toplantısına başladı.
Bu durumun yalnızca siyasetçilerle sınırlı olmadığını vurgulayan Yavaş, “Zaman zaman İstanbul'daki öğrencilerin olduğu gibi uzun süre tutuklu kaldıktan sonra beraat eden bir sürü insanı görüyoruz” dedi.
Yavaş, basın toplantısının amacının hem kamuoyunu bilgilendirmek hem de yeni atanan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin bazı uygulamaları aktarmak olduğunu söyledi:
"Gelelim bugünkü basın toplantımızın amacına. Ben hem şeffaf bir biçimde hakkımızda ne tür soruşturmalar yapılıyor. Bunu Ankara halkını ve Türk milletini bilgilendirmek, hem de Sayın Bakan yeni atanmış olduğu için kendisine hayırlı olsun diliyorum öncelikle.
Hem de önceki dönem Mülkiye Teftiş Kurulu tarafından yapılan bazı uygulamalardan kendisini haberdar etmek istiyorum. Müfettişler belediyeye geliyor. Yani yakın zamana kadar hiçbir şikayetimiz yoktu. Geliyor, şikayet konusunu bildiriyor ve incelemelerini yapıyor"
SORUŞTURMA SONUÇLARI BİLDİRİLMİYORMUŞ
Son dönemde soruşturma sonuçlarının kendilerine bildirilmediğini ifade eden Yavaş, şu ifadeleri kullandı:
“Şikayet ediliyoruz. Güzelce incelemesini yapıyor. Ancak son zamanlarda bu incelemelerin sonucu bize bildirilmiyor. Bekliyoruz. 45 gün içerisinde soruşturma bittikten sonra bize bir şey gelmiyorsa diyoruz ki herhalde biz temiz çıktık.”
Yavaş, bu raporların kendileri için hukuki önem taşıdığını vurgulayarak şöyle devam etti:
“Oysa bu raporu elimize alıp belediye meclisine bizi itham edenlere biz bunu göstermek istiyoruz. Ayrıca bizim yaptığımız şikayetler var. Şikayet ettiğimiz konularda da sonucu bilmiyoruz. Şikayet ettiğimiz bir görevli, eski belediye başkanı eğer bunun hakkında gelen Mülkiye Müfettişi soruşturmaya gerek görmediğini gösteriyorsa ne yapmamız lazım?”
Bu durumda Danıştay’a başvurma haklarının fiilen ortadan kalktığını söyleyen Yavaş, “Bizim Danıştay'a itiraz edip onun cezalandırılmasını talep etme hakkımız var. Şimdi bu talep maalesef yapamıyoruz. Ortadan kalkıyor. Biz istiyoruz İçişleri Bakanlığı'ndan bu yaptığımız soruşturmaların sonuçlarını bize bildirin ki Danıştay'a itiraz edelim. Bunlar bize 3-4 defa dilekçe vermemize rağmen sonuçlar bize bildirilmiyor” dedi.
"BUNU BİZE VERMEYEN GÖREVLİLER SUÇ İŞLİYOR"
Eski döneme ait suçların bu şekilde zaman aşımına sürüklendiğini savunan Yavaş, “Biz de itiraz hakkımızı kullanmayınca eski döneme ait bütün suçlar zaman aşımına uğruyor. Dolayısıyla bize bunu vermeyen görevlilerde suç işliyorlar” diye konuştu.
"BİZ PARA YEMİYORUZ, HARAM YEMİYORUZ BULAMAZSINIZ"
Bazı müfettişlerin mutlaka bir kusur bulmaya zorlandığını öne süren Yavaş, şu sözleri kullandı:
“O da olmuyor. Son zamanlarda gelen müfettişlerin de bazı uygulamalarından da bahsetmek istiyorum. Herhangi bir konuda belediye incelemeye geliyor. Bakıyor hiçbir şey yok.
Raporunu tanzim edip süresinde bakanlığa götürüyor. Soruşturma evrakını veriyoruz. Bakıyoruz bu müfettiş tekrar geri gelmiş. Anlıyoruz ki diyorlar ki ya bir şey bulamadın mı? İllaki senin bir şey bulman lazım. Git tekrar iyi bir incele bakalım ne bulabilirsin. Ne bulacaksınız ki? Yok. Biz para yemiyoruz. Haram yemiyoruz. Bulamazsınız.”
GÖKÇEKLER TEFTİŞ KURULU İLE GÖRÜŞÜYOR İDDİASI
Yavaş, AKP'li Melih Gökçek hakkında çok sayıda şikayetleri bulunduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bir diğer konu da hakkında onlarca şikayetimiz bulunan Melih Gökçek.... Kendi hakkında, hem de bizimle ilgili soruşturmalarla alakalı müfettişlerle yan yana gelip teftiş kurulunda görüşmekten çekinmiyor.”
Bu durumu doğrudan sorgulayan Yavaş, “Ne görüşüyorsunuz yargılayacağınız, soruşturdunuz insanla ve milletvekilimiz bunu ayan beyan Kızılay Meydanı'nda ne görüşüyorsun dediği zaman inkar dahi edilmiyor” dedi.
Gökçek ailesinin bazı soruşturmalarda sürekli ilgili kurumlarda görüldüğünü söyleyen Yavaş, şöyle devam etti:
“Görüyorsunuz ki bazı soruşturmalarda Gökçek Ailesi gerek adliye gerek teftiş kurulundan çıkmıyor. Şimdi böyle bir durumda bizim yaptığımız şikayetlerden doğru dürüst sonuç almak mümkün müdür? Böyle bunun adı adalet değil.”
MANSUR YAVAŞ HAKKINDA AÇILAN SORUŞTURMALAR
Ardından Yavaş, hakkında verilen araştırma ve soruşturma sayılarını paylaştı:

“Evet, İçişleri Bakanlığı'nın hakkımızdaki açıklamasına göre 2019'dan bu yana 49 araştırma ön inceleme onayı verilmiştir. 4483 sayılı kanuna göre 2019'dan bu yana sadece 6 iddia konusuyla ilgili olarak soruşturma izin kararı verilmiştir.”
Bunları ben halkla paylaşmak istiyorum ki görsünler. Mansur Yavaş hangi suçu işlemiş ya da işlememiş? Hangi suçlamalara maruz kalmış? Bu konuda bilgi vermek için bugün burada bulunuyoruz.”
Danıştay safhasındaki dosyalara da işaret eden Yavaş, “Ve burada ikisi Danıştay tarafından bozulan, iki tanesi halen Danıştay'a itiraz ettiğimiz biraz sonra açıklayacağım iki konuda en son bildirilen konu olarak bunları vatandaşlarımızla paylaşmak istiyorum" dedi.

Yavaş, ilk dosyanın belediye meclisindeki çoğunluk sorunu ve kanunsuz önergeyle ilgili olduğunu söyledi:
"Birinci madde, ben seçildim. Belediye meclisinde çoğunluğumuz yoktu biliyorsunuz. Kanunsuz bir önerge verdiler. Ben bu önerge kanunsuz deyip işleme almadım. Hem savcılığa şikayet edildim, hem de İçişleri Bakanlığı geldi hemen soruşturma izni verdi. Birinci gün. İlk belediye meclisine çıktığımız gün. Ancak Danıştay 1. Dairesi bu soruşturma iznini ortadan kaldırdı.”
İkinci başlığın usulsüz konut satışıyla ilgili olduğunu söyleyen Yavaş, şu ifadeleri kullandı:
“İkinciye gelelim. İkincisinde de usulsüz konu satışına engel. Hani Gökçek kendi talimatıyla meclisten karar alıp daha sonra da lojman adı altında oradaki daireleri eşinin adına almıştı ya. Biz bunu soruşturma konusu ettik. Mülkiye müfettişi geldi. Siz bunu nasıl soruşturursunuz? Bunu niye lojman gibi değerlendirmediniz?”
Yavaş, müfettiş raporuna rağmen soruşturma izni verildiğini savunarak şöyle devam etti:
“Aslında olay şöyleydi. Mülkiye müfettişi belediye başkanı görevini yapmıştır diye raporunu tamamlamasına rağmen Sayın Soylu buna rağmen bu rapor varken bile bunu lojman olarak değerlendirmen gerekir deyip soruşturma izni verdi.”
Bu kararın da Danıştay’dan döndüğünü söyleyen Yavaş, “Tabii ki Danıştay bunu kaldırdı. Sonuç itibariyle lojman satışının lojman adı altında yapılan satışının da kanunsuz olduğunu biz dosyayı kazanarak, davayı kazanarak belediyeye tekrar kazandırdık ama hala lojman adı altında oturduğu daireyi boşaltmasına rağmen hala belediyeye de teslim etmedi. Bununla ilgili de çabalarımız devam ediyor. Dolayısıyla şöyle bakıyorlardı. "Siz eski dönemi soruşturmayın"... ” dedi.

KONSER SORUŞTURMASI
Yavaş, üçüncü dosyanın konser iddialarıyla ilgili olduğunu belirterek şu sözleri kullandı:

“3. Soruşturmaya geliyoruz. Konser iddiaları. Konser iddiaları ile ilgili buraya müfettiş geldi. İnceledi, raporunu verdi. Raporunda Mansur Yavaş'la ilgili hiçbir şey yok. Tekrar savcının talebi üzerine bir daha geldi.”
Ardından rapordan aktardığı bölümü okuyan Yavaş, “Bakın onda da ne diyor? Müfettişleri görevlendirdi. Yapılan denetimler sonucunda herhangi bir usulsüzlük veya kamu zararı tespit edilmediği zararı tespiti yapılmadığı anlaşılmakla birlikte Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş hakkında soruşturma izni verilmesine. Yani madem bir şey yok ne soruşturması veriyorsunuz?” dedi.

Yavaş, bu karara da itiraz ettiklerini belirterek Melih Gökçek dönemindeki ihalelerle ilgili Danıştay yaklaşımını hatırlattı:
“Dolayısıyla biz bu karara da itiraz ettik. Çünkü özellikle Danıştay 1. Dairesinde Gökçek dönemine ait, Gökçek'le yapılan Ankara Belediyesi'ndeki bütün ihalelerle ilgili yapılan şikayetlerle ilgili tamamında Melih Gökçek'in aktif olarak bu ihalelere katılmadığı gerekçesiyle tamamında soruşturma izninin verilmemesi kararını vermişlerdi.”
"GÖKÇEK'İN TELEFERİK İHALESİ İÇİN HİÇBİR İŞLEM BAŞLATILMADI"
Daha önce gösterdiği bazı belgeleri anımsatan Yavaş, “Oysa daha önceki basın toplantısında gösterdim. Kendisinin hafriyatın özellikle Osmanlıspor'a verilmesi için, Anfa'ya verilmesi konusunda talimatı olmasına rağmen savcılık Gökçek'in talimatı görülmemiştir diyerek takipsizlik verdiği gibi birçok kararda geçen dönemde imzası oldu” dedi.
Teleferik ihalesine de işaret eden Yavaş, “Hatta teleferik ihalesi olan bugün 2,5-3 milyar belediyeye zararı sokan ihalede yine ben belediye başkanının emriyle süre uzatımı verdim demesine rağmen hakkında hiçbir işlem yapılmadığını da hatırlatmak isterim” diye konuştu.

"OSMAN GÖKÇEK İÇİN ANINDA TAKİPSİZLİK KARARI"
Yavaş, belediyenin mallarını usulsüz biçimde kendi adına kiraya verdiğini söylediği bir kişiyle ilgili AKP'li Osman Gökçek’e dilekçe verildiğini, bunu da savcılığa taşıdıklarını belirtti:
“Evet bir diğeri, Evet biz bu şeyle ilgili olarak Gökçek Ailesinin müfettişlerle yaptığı görüşmeleri ve adli soruşturmaları yaptığı müdahaleleri ki bir gün önce tweet atmıştı. Bir gece önce demek ki böyle bir baskın yapılacağından, operasyon yapılacağından nasılsa haberi olmuş ve vatandaşın biri de belediye çalışan, belediyenin mallarını usulsüz bir şekilde kendi adına kiraya veren birisinin de Osman Gökçek'e dilekçe verdiğini hepiniz hatırlıyorsunuz. Bunları da savcılığa şikayet ettik. Anında tabii ki takipsizlik kararı çıktı.”
"RANTA İZİN VERİLMEDİĞİ İÇİN VERİLEN VETO KARARI"
Ranta izin verilmediği için kendisine yönelik bir veto soruşturması açıldığını söyleyen Yavaş, meclis aritmetiğini anlatarak şunları söyledi:
“Ranta izin verilmediği için verilen veto kararı. Arkadaşlar bu da çok ilginç bir karar. Neden de biliyor musunuz? Eskiden bizim mecliste çoğunluğumuz yoktu. Adeta topal ördek olarak adlandırıyorduk. 38 tane belediye meclisi üyemiz vardı. Bir iki tane bağımsız üye vardı. Geri kalanı AK Parti ve MHP meclis üyelerinden oluşuyordu.”
Yavaş, veto sürecini şöyle anlattı:
“Rantı dayalı bir karar meclise geldiği zaman ben bunu veto ettim. Şimdi veto edince tekrar görüşülüyor. Tekrar görüşülürken burada özellikle AK Partili üyeler çekimser kaldı. Şöyle bir şey vardır hukukta. Suç işlemek için iki yol vardır memur için. İcraı olarak bir işlem yaparsınız, suç işlersiniz ya da yapmanız gereken görevi yapmayarak yani ihmali suretle icra edilir suç.”
AKP'li üyelerin çekimser kalmasıyla ilgili yorumunu ise şu sözlerle dile getirdi:
“Burada nasıl ihmali yaptı AK Partililer? Mecliste madem kanun emriyle bunun mahkeme kararıyla uygulanması gerekiyorsa ve ben veto ettiysem 20-38 tane üye olumlu oy kullandıysa halbuki AK Partili üyeler hayır mahkeme kararı doğrudur deseydi geçecekti. Dolayısıyla onlar çekimser kalarak burada büyük bir rant olduğunu gördükleri için büyük bir rant olduğunu gördükleri için çekimser kalıp bizim vetomuzun onaylanmasının yolunu açmışlardır.”
AKP'LİLERE TEK SORUŞTURMA YOK
Yavaş, buna rağmen bu üyeler hakkında soruşturma yürütülmediğini savunarak şöyle devam etti:
“Ancak müfettiş onlarla ilgili bu ihmal suretiyle icra edilen kararla ilgili hiçbir soruşturma yapmamıştır. Daha ilginci üyelerden bir tanesi bağımsızdır. Bağımsız kalan üye ile ilgili de verdiği şeye bir bakın Allah aşkına. Evet kendisi ne grup kararı olmadığı için ne oy kullandığını bilmiyoruz ama şüpheden sanık faydalanır gereğince çekimser oy kullandığını kabul ediyoruz. Yani kendi kendine niyeti okumuş ve onu da soruşturmadan kurtarmıştır.”
Bu dosyada Danıştay’dan dönüş beklediğini söyleyen Yavaş, “Ben umuyorum ki Danıştay'dan bu dönecektir. Çünkü bir kararın veto edilip edilmemesi herkesin hukuki bakışıyla ilgilidir. Bu kararlar sonuçta mahkeme kararına bağlanacak kararlardır. Ve 39 üye hakkında soruşturma var. Çekimser oyu veren 94 üye hakkında, yani bu karara çekimser oy vererek bizi desteklememelerine rağmen onlar hakkında soruşturma izni verilmemiştir” dedi.
"ESKİ DÖNEMİ DE ARAŞTIRIYORUZ DİYE BİZLE ALAY EDİYORLAR"
Yavaş, 2022’de başlayan bir teftişte 2017 yılına ait dört imar planı değişikliğinin tespit edildiğini söyledi:
"Evet. Bir örnek daha vereceğim. 2022 yılında belediyeler düzenli şekilde denetlenirler. 2022 yılında müfettişler geliyorlar ve geriye yönelik 10 yıllık bir teftiş yapıyorlar. Bu teftişte ön incelemeye alınan imar planı değişikliklerinin dört tanesinin 2017 yılına ait olduğunu tespit ediyor müfettişler. Geri kalanı 2019 sonrası diyorlar.
“Şimdi 2022 yılında 2017 ve öncesinde madem usulsüzlük yapılmış derhal işlem yapmıyorlar. 2024 yılında rapor hazırlanıyor. Şimdi yeni 2026 yılında da soruşturmaya gelip ve müfettiş merak etmeyin bak eski dönemi de soruşturuyoruz diye bizimle alay ediyor. Neden derseniz 8 yıllık zaman aşımını doldurdu bu arada”
Yavaş, bunun eski yönetime fiilen koruma sağladığını savunarak şu ifadeleri kullandı:
“Yani eski eski yönetimi sorgulamadan, onun yargılanmasına imkan vermeden idare yoluyla onları zaman aşımıyla kurtardı. Hakkında işlem yapılması gerekmez mi? Dolayısıyla burada ikili bir uygulamayı maalesef görüyoruz ve zaman aşımına devlet eliyle, idare eliyle işlenmiş varsa işlenmiş suçlar ortadan kaldırılıyor.”
ÇANKIRI VE KARABÜK DOSYASI
Yavaş, soruşturma izinlerinin beşinci ve altıncı başlıklarında Çankırı ve Karabük’e araç ya da personel götürüldüğü iddiasının bulunduğunu söyledi. Yavaş, ifadeleri kullandı:
“Soruşturma izni 5 ve 6. Çankırı ve Karabük'e araç veya personel götürüldüğü iddiası. Burada da çok ilginç. Diyor ki sonuç itibariyle ilgili emir ve talimat verdiğine dair bilgi ve bulguya rastlanmamış olmakla birlikte. Hani şüpheden sanık yararlanırdı?”

"BAKIN MANSUR YAVAŞ KİMDİR? SEÇİLDİĞİNDEN BERİ..."
Ardından bu dosyaları “zoraki” diye nitelendiren Yavaş, şunları kaydetti:
“Bunlar zoraki uygulamalar. Bakın Mansur Yavaş kimdir? Mansur Yavaş seçildiğinden beri gelir gelmez hiçbir fotoğrafının belediyeye asılmayacağı konusunda talimat çıkaran, herkesin serbestçe sendikasını seçebileceğine dair genelge uygulayan ve hiç kimsenin hiçbir mitinge, hiçbir toplantıya, siyasi toplantıya zorla götürülmeyeceğine dair genelge çıkaran Mansur Yavaş'tır.”
Kendisinin kamu gücünü kişisel propaganda için kullanmadığını söyleyen Yavaş, “2019'dan seçimler hariç bugüne kadar hiçbir ekranda ya da hiçbir billboard'da Mansur Yavaş'ın fotoğrafını hiç kimse görmemiştir. Biz bu şekilde davranarak bir örnek olmak istiyoruz” dedi.
Beypazarı döneminde de benzer bir tutum aldığını anlatan Yavaş, şu ifadeleri kullandı:
“Şimdi gelecek. 2019 yılı, 2009 yılında ben belediye başkanı adayı oldum. 2019 yılında da Beypazarı Belediye Başkanı'na dilekçe verdim. Ben Ankara'da aday oldum. Belediyeye gelemiyorum. Maaşımı belediye tahakkuk ettirin diye. Yine bu 2023 döneminde de 15 gün izinliyim. Üstelik bu mitinglerin olduğu günlerde de izinliyim. Yasal olarak olarak da sorunlu değilim. Orada da aynı şekilde maaşı almayacağıma, paranın belediyeye aktarılmasına dair dilekçe vermiş birisiyim. Ben bunları örnek olsun diye yapıyorum.”
"ONLAR YAPAR BİZ YAPMAYACAĞIZ"
Yavaş, 2019’da göreve geldiklerinde ANFA şirketi üzerinden AKP'nin seçim döneminde kamu imkânlarının kullanıldığını tespit ettiklerini söyledi:
"Şimdi Mansur Yavaş yönetimindeki belediye kamu malını asla kullanmaz ama kim kullanır? 2019 yılında iş başına geldiğimiz zaman Anfa Şirketinin oraya kocaman tanker, mazot tankeri, benzin tankeri çekilmiş. 2019 yılındaki AK Parti adayının bütün seçim masraflarının mazotlarını oradan doldurmuşlar"
Yiyeceklerin de oradan gittiğini söyleyen Yavaş, “Yiyecekleri oradan gitmiş. Yani merkez Anfa olmuş. Bunu biz tespit ettik. Yazışmalar var, WhatsApp yazışmaları var. 3 defa savcılığa şikayet ettik. Takipsizlik, takipsizlik, dördüncüsünde dava açıldı ve şu anda yargılanıyor” dedi.
Yavaş, bunun kamu kaynaklarının seçimde nasıl kullanıldığının örneği olduğunu savunarak şu ifadeleri kullandı:
“Yani kamuyu seçimlerde kimin kendi siyasi partisinin hizmetinde kullandığının örneğinin bir tanesi bu. Benim şu savunmam yok. Onu söyleyeyim. Yani ne var bunda? Bütün bakanlar da seçimlerde uçaklarıyla gidiyor, arabalarıyla gidiyor. Hayır. Benim öyle savunmam yok. Onlar yapar biz yapmayacağız. Aramızdaki fark budur.”

2024’te AKP'li Turgut Altınok hakkında yapılan şikayete de değinen Yavaş, şöyle konuştu
: “Evet. Geliyoruz. 2024 yılına aynısını Turgut Altınok yapmış. Şikayet edilmiş. Mülkiye İçişleri Bakanlığı ona soruşturma izni vermemiş. Ne diyor? Suçu inkar etmiyor. Diyor ki zararın tamamını ödemiştir. Kamu zararı ortadan kalkmış. Soruşturmaya gerek yok diyorlar.”
Yavaş, bunun yeterli olmadığını savunarak şu sözleri kullandı:
“Halbuki seçim suçlarının sonuçları itibariyle bir görevi ihmal ya da suiistimalden çok farkı vardır. Seçim suçu işleyen icabında aday olmasının önü kesilecektir. Ve bu da Danıştay'a gönderildi. Bakın aynı şeyi de net suç sabit olmasına rağmen ne yapalım? Parayı ödemişler. Sadece akaryakıt parasını ödemek yetiyor mu? Belediyenin araçlarını kullanmış, bunların amortisasını falan neler neler var. Bunu yargılanıp kuruşu kuruşuna tahsil edilmesi ya da bunların cezalandırılması gerekmez miydi?”
Bu tabloyu “çifte standart” olarak nitelendiren Yavaş, “İşte burada çifte standardı göz önüne sermek için bakanlığın uygulamasını ve Mülkiye Müfettişi'nin uygulamasını göstermek için bu belgeyi gösteriyorum” dedi.
"MUSTAFA ÇİFTÇİ'Yİ ZOR DURUMDA BIRAKMAK İSTİYORLAR"
Yavaş, seçim mevzuatındaki açık hükümlere rağmen soruşturma açıldığını savunarak şu ifadeleri kullandı:
“Şimdi en son soruşturmaya geliyorum. Bakın bu seçim kanunu. Ne diyor? Memur ve hizmetleriyle her türlü araç ve gereç imkanlarını siyasi bir partinin veya adayın emrinde veya herhangi bir siyasi faaliyette çalıştırmaları, kullanmaları veya kullandırımları yasaktır ve cezai hükümleri var.”
Bu hükmün özel kanun niteliğinde olduğunu söyleyen Yavaş, “Bu seçim kanunu biliyorsunuz özel kanunlar genel kanunların önüne geçer. Sadece bu iş için yapılmıştır. Bu maddeyi hepimiz biliyoruz” dedi.
Seçim suçlarında kamu davası süresine dikkat çeken Yavaş, şöyle konuştu:
“Peki su bu yapanlara ne oluyor? Seçim suçlarından doğan kamu davası seçimin bittiği tarihten itibaren 6 ay içinde açılmadığı takdirde kovuşturma yapılamaz diyor. Sayın Müfettiş. Bu kanunu bilmiyor musunuz siz? Bu kanunu bilmiyor musunuz? Sayın Bakan. Kanun hükmü bu kadar açık.”
Dosyanın bu haliyle İçişleri Bakanlığı’nın önüne nasıl geldiğini sorgulayan Yavaş, “Bunu sizin önünüze nasıl getirdiler anlamıyorum. Ya sizi zor durumda bırakmak istiyorlar ya da beni itibarlaştırmaya çalışırken bu ülkenin en önemli kurumu olan İçişleri Bakanı'nı zor durumda bırakmayı amaçlıyorlar. Bunların hesabını bence sorun. Hatta imkanı varsa soruşturmayı geri alın. Danıştay'ı da bu işlerle boşu boşuna uğraştırmayın” dedi.
Yavaş, zaman aşımına da dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Kanun hükmü açık. Soruşturma yapılamaz deniyor. Seçim 2023'te yapıldı. Bunların tespitleri 2023 yılında yapıldı. Şimdiye kadar neyi beklediniz. Eğer bir suç var idi ise?”
Bu nedenle soruşturmanın tümüyle itibarsızlaştırma amacı taşıdığını savunan Yavaş, “Dolayısıyla yapılan soruşturmanın tamamen kanunsuz, hukuksuz ve Mansur Yavaş'ı Cumhuriyet Halk Partili Ankara Büyükşehir Belediyesi'ni itibarsızlaştırmak için yapıldığından başka hiçbir amaçları yok. Televizyonlarda atlayazdı. Mansur Yavaş hakkında da soruşturma başladı. Soruşturma başladı” dedi.
HAKKIMDAKİ SORUŞTURMALAR DANDİK"
Yavaş, hakkında para ya da çıkar ilişkisine dayalı bir iddia bulunmadığını belirterek şu sözleri kullandı:
“Gördüğünüz hakkımdaki soruşturmaları. Dandik soruşturmalar. Bir tane para yediğime, yakınları zengin ettiğime dair, haram yediğime dair iddia var mıdır?”
GÖKÇEK İÇİN ÇİFTÇİ'YE ÇAĞRI
Yavaş, AKP'li Melih Gökçek hakkında FETÖ dönemine ilişkin rant iddialarıyla yaptıkları başvuruda bakanlığın işleme koymama kararı verdiğini, ancak Danıştay’ın bu kararı bozduğunu söyledi.
Yavaş şunları dile getirdi:
“Şimdi ben bir suç ihbarında bulunmak istiyorum. Devam edelim. Yani madem çifte standart yok. Şimdi Gökçek'le ilgili FETÖ dönemine ait onlara verdiği rantlarla ilgili bir şikayet yaptık. Bakın bakanlık her zaman olduğu gibi işleme konulmaması kararını verdi. Biz Danıştay'a gittik. İtiraz ettik. Ya öyle imar planları değiştirilmiş ki imara açılmaması gereken yerler imara açılmış ve örgüte bu şekilde para aktarılmış, rant sağlamış dedik. Ve Danıştay'da bu kararı bozdu. Bu kararı İçişleri Bakanlığı'nın soruşturma işleme konulmaması kararını ortadan kaldırdı.”
Danıştay kararının tarihini de veren Yavaş, şu çağrıyı yaptı:
“Ne zaman kararı vermiş? 25.12.2025'te. Peki bu kararların mahkeme kararlarının ne zaman uygulanması lazım? En geç bir ayda. Sayın Bakanım, önünüze getirmemiş olabilirler. Gökçek hakkında derhal soruşturma izni verin.”
Yavaş, ellerinde kapsamlı deliller bulunduğunu da belirterek “Müfettişler gelsin belediye. Onlara sunacağımız son derece yoğun ve büyük delillerimiz var. Yargılamasının önünü açın. Bir an evvel bu emri vermenizi bekliyoruz. Bugüne kadar bugüne kadar bu konuyla ilgili hiçbir müfettiş gelmedi. Yani Danıştay'ın bozma kararı üzerine henüz gelen giden yok” dedi.
GÖKÇEKLER DEV VİLLAYI HANGİ PARA İLE YAPTI?
Yavaş, 3628 sayılı kanuna atıf yaparak Gökçekler hakkında haksız mal edinme konusunu gündeme taşıdı:
“3628 sayılı mal bildiriminde bildiriminde bulunulması rüşvet ve yolsuzlukla mücadele kanunu var. Kanuna veya genel ahlaka uygun olarak sağlandığı ispat edilemeyen mallar veya veya ilgilinin sosyal yaşantısı bakımından geliriyle uygun olduğu kabul edilemeyecek harcamalar şeklinde ortaya çıkan artışlar bu kanunun uygulanmasında haksız mal edinme sayılır.”
Devlet memurları açısından da benzer hükümlerin bulunduğunu hatırlatan Yavaş, “Yine devlet memuru kanunda aynı madde var. Şöyle bir devlet memurunun maaşı 100.000 liraysa, kendisi birdenbire görevi esnasında 100 milyonluk ev sahibi olmuşsa veya kirası 2-300.000 olan bir villada oturmaya başlamış veya çok lüks arabaya binmeye başlamışsa hemen savcılığa verilecek ihbarla hemen işlem yapılır. Bu şahsın maaşı 100.000 lira ama harcamalarına baktığınız zaman son derece büyük harcamaları var. Ve hemen incelenmesi lazım” dedi.
Bu çerçevede Melih Gökçek’in mal varlığına dikkat çeken Yavaş, şu ifadeleri kullandı:
“Şimdi biliyoruz ki Sayın Gökçek 23 yıl belediye başkanlığı yapmış. Daha önce de 5 yıl belediye başkanlığı var. Yani ömrü boyunca memur. Çoluğu çocuğu hiç çalışmamış. Hiç çalışmamış. Yani bir tane ticari faaliyeti görmemişiz. 5 kuruş geliri de yok. Şimdi 600 milyon liralık villa yaptığı ortaya çıktı. Hangi parayla yaptı bunu?”

Yavaş, villayı yapan şirketlerin Ankapark müteahhitleri olduğunu da söyledi:
“Ve üstelik bu villayı yapanlar da inşaatın fiden yapanlar da bu yolsuzluğun en büyüğünün yapıldığı Anka Park'taki inşaatları yapan firmalar. Onlar yapıyor inşaatı. Binko İnşaat ithalat bilmem ne şirketi diye. Ve batık Anka Park'ın müteahidi burayı yapıyor. Yani görünen köy kılavuz istemez.”

BEYAZ TV SORUSU
Yavaş, Gökçek’in oğluyla ilgili iddiaları da gündeme getirerek şu sözleri kullandı:
“Geldim bir diğer oğlanınkine. O da hayatı boyunca çalışmamış. Birine televizyon, birine kulüp verilmiş. Onlarla idare etmişler. Bu da İzmir'de eşinin adına 300 milyon liraya burayı sattılar. Duyduğum kadarıyla. Satışa 300 milyon lira olarak emlakçıya verdiler. Hadi 500'e indik. 500 300 daha 800 milyon. Bir memur maaşıyla bu paralar kazanılır mı arkadaşlar?”
Medya yapılanmasına ilişkin de soru işaretleri olduğunu söyleyen Yavaş, şu ifadeleri kullandı:
“Her istedikleri gün koştur koştur şeye çıkacaklar. Televizyona çıkacaklar. İnsanları karalama itibarsızlaştırma için televizyonu oyuncağı gibi kullanacaklar. Bir incelesinler Beyaz TV'ye nasıl kurulmuş? Bir lastikçi adı adına kurulmuş. Nasıl bunların eline geçmiş? Bunlar çok kolay soruşturulmalarla ortaya çıkar.”
"BOĞAZIMDAN HARAM LOKMA GEÇMEDİ"
Konuşmasının son bölümünde kendi yönetimine ilişkin net bir savunma yapan Yavaş, şu ifadeleri kullandı:
“Evet. Sevgili hemşehrilerim. Soruşturma konularını gördünüz. Zimmetime para veya mal geçirmedim. Kimseyi irtikap etmedim, ettirmedim. Rüşvet almadım. Boğazımdan haram lokma geçmedi.
Sayın iktidar, siz neyin peşindesiniz? Uzun yıllardır belediye başkanlığı yapıyorum. Bugüne kadar hakkımda Beypazarı dahil tek bir yolsuzluk soruşturması dahi açılmamışken bu kadar zorlama, bu kadar temelsiz gerekçelerle başlatılan soruşturmalarla mı bizi hizmetten alıkoyacaksınız?
Bugüne kadar Ankaralıya nasıl hizmet ettiysek bundan sonra da aynı kararlılıkta devam edeceğiz. Bu tür girişimlerle ne bizi yolumuzdan döndürebilirsiniz ne de bu millete hizmet etmemizin önüne geçemeyeceksiniz.”

