Anasayfa1
20 Şubat 2026 ( 7 izlenme )
Reklamlar

Gazeteci Alican Uludağ tutuklandı


Ankara'da gözaltına alınıp İstanbul'a getirilen gazeteci Alican Uludağ hakkında sevk edildiği mahkemede tutuklama kararı verildi.



Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek gözaltına alınan gazeteci Alican Uludağ, “Cumhurbaşkanına Alenen Hakaret” suçlamasıyla tutuklandı. Uludağ’ın ikameti Ankara’da olmasına rağmen İstanbul’a götürülerek tutuklanması siyaset dünyasının ve meslek örgütlerinin tepkisini çekti.

DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek 19 Şubat’ta Ankara'da gözaltına alındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan açıklamada, Alican Uludağ'ın sosyal medya hesabından yaptığı bazı paylaşımlar hakkında "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" ve "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlarından resen soruşturma başlatıldığı kaydedildi. Açıklamada, Ankara'da gözaltına alınan Uludağ'ın, savcılıkta mevcutlu olarak hazır edilmesi talimatı verildiği belirtildi.

22 SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMI

Uludağ hakkında yürütülen soruşturmada “Cumhurbaşkanı’na hakaret”, “Türk milletini devletini ve kurumlarını aşağılama” ve “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamaları yer aldı. Uludağ’ın son bir yılda yaptığı sosyal medya paylaşımlarından 22 tanesi soruşturma dosyasında yer aldı.

GEREKÇE: CUMHURBAŞKANINA HAKARET

Ankara’da gözaltına alınarak İstanbul’a getirilen gazeteci Alican Uludağ, emniyet ifadesinde susma hakkını kullandı. Uludağ, emniyetin ardından savcılığa sevk edildi. Savcılık, Uludağ’ı “Cumhurbaşkanına Alenen Hakaret” suçlamasıyla tutuklama istemiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk etti. Mahkeme Uludağ’ın "Cumhurbaşkanına Alenen Hakaret" suçlamasıyla tutuklanmasına karar verdi.

AVUKATI: TÜRKİYE GAZETECİLER İÇİN CEHENNEM

Uludağ'ın avukatları ve meslektaşları, tutuklama kararının ardından İstanbul Adliyesi önünde açıklama yaparak karara tepki gösterdi.

Uludağ’ın avukatı Tora Pekin, şunları söyledi:

"İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bir tweet nedeniyle resen soruşturma başlatmış. Ancak o tek satırın algı yaratmak için yeterli olmayacağını düşünmüş olmalı ki bir yıllık paylaşımlara dönülmüş ve yaklaşık 70 tweet için polislere inceleme yaptırılmış.

Savcılıkta bu paylaşımların TCK 217/A, TCK 299 ve TCK 301 kapsamında değerlendirildiğini duyduk. Daha sonra savcı, yalnızca TCK 299 yani 'Cumhurbaşkanına hakaret' maddesi kapsamında, birkaç tweet nedeniyle tutuklamaya sevk etti.

Hakim karşısına çıktık, orada da derdimizi anlattık. Ancak süreçler maalesef çoğu zaman formalite icabı yerine getirilen işlemlere dönüşmüş durumda. Buna rağmen tutuklama kararı verildi.

Şunu açıkça kabul etmek gerekir: Türkiye gazeteciler için adeta bir cehennem. Çok zor, belki de imkânsız bir iş yapılıyor. Her tutuklamadan sonra yeni bir dönemeç daha dönülüyor; şartlar giderek ağırlaşıyor, hiçbir şey hafiflemiyor.

Birkaç gün önce Meclis’ten ifade ve basın özgürlüğünü vurgulayan bir rapor çıkmış olması da maalesef tabloyu değiştirmiyor. Gazeteciler tutuklanmaya devam ediyor.

Alican en son çıkarken bize, ‘Alican susmadı, susmayacak. Lütfen bunu meslektaşlarımıza iletin’ dedi. Bunu size iletmek boynumuzun borcu. Gazeteciler elbette susmasın.”

"ÇİZGİMDEN AYRILMAYACAĞIM"

Gazeteci Timur Soykan ise şunları söyledi:

"Alican Uludağ’ın ifadesinden iki cümle okuyacağım arkadaşlar:

‘İki çocuğum vardır. Bu ülkede halka gazetecilik yapmak için çocuklarımın yaşları aksa da ben çizgimden ayrılmayacağım. Çünkü ben suç işlemedim.’

Bütün işin özeti bu arkadaşlar. Alican da biliyor. Hepimiz biliyoruz, değil mi? İstersek yandaş olabiliriz. Gider, sadece sarayın söylediklerini yazabiliriz. O konforlu, lüks uçaklara binip onlarla gezebiliriz. Makamlarımızda keyif çatabiliriz, rahatımıza bakabiliriz. Herkes bunu biliyor.

Ama Alican Uludağ ve buradaki pek çok meslektaşım halka gerçekleri borçlu. Biz gazeteciler, halka gerçekleri anlatmakla yükümlüyüz. Halk adına siyasi iktidarı denetlemek bizim görevimiz. Bizim işimiz bu.

Ve işini yaptığı için; onurlu, namuslu ve gururlu bir şekilde durduğu için; tehditlere rağmen, gözaltılara rağmen, çocuklarının ağlatılmasına rağmen dimdik ayakta kaldığı için Alican Uludağ şu an cezaevine gönderildi.

Ama umutsuz değiliz. Türkiye daha önce de böyle dönemler yaşadı. Belki bu kadar sert değildi ama yine de yaşadı. Aynı Tora’ın dediği gibi bir viraj daha açıldı. Türkiye bir kez daha gazeteciler için bir cehenneme çevrilmek isteniyor. Ancak ne kadar zorlaştırırlarsa zorlaştırsınlar, bir gazeteci olarak halka gerçekleri anlatmaya, yolsuzlukları yazmaya, skandalları ortaya çıkarmaya devam edeceğiz.

Çünkü bizim tek bir korkumuz var: Halka gerçekleri anlatamamak. Bunun dışında hiçbir korkumuz yok.

Alican da ifadesinde bunu söyledi. Arkadaşımızın, bu onurlu gazeteciliği yaptığı için hapsedilmesini tarih yazacak. Onu hapsedenleri de tarih yazacak. Ve biz onunla gurur duyacağız. Mesleğimizi yapmaya, gazetecilik yapmaya devam edeceğiz.”

Gazeteci Çiğdem Toker de “Şuna inanıyorum: Eğer bu ülkede herkes kendi mesleğini Alican gibi hakkıyla, iyi ve sorumlulukla yapabilseydi, Türkiye bugün bambaşka bir yerde olurdu. Evet, üzgünüz ama yılgın değiliz” dedi.

BASIN MESLEK ÖRGÜTLERİNDEN TEPKİ

Uludağ’ın ikameti Ankara’da olmasına rağmen apar topar gözaltına alınarak İstanbul’a götürülmesi meslek örgütlerinin ve siyaset dünyasının da tepkisini çekti. Çağdaş Gazeteciler Derneği, Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Uludağ’ın serbest bırakılması için açıklama yaptı.

ÖZEL: ALİCAN ULUDAĞ SERBEST BIRAKILMALIDIR

CHP lideri Özgür Özel, Uludağ’ın eşi Kıymet Uludağ ile görüştü. Konuya ilişkin açıklama yapan CHP lideri Özel, “Gazeteci Alican Uludağ’ın gazetecilik faaliyeti sınırlarındaki sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alınması hukuksuzluk zincirinin yeni bir halkasıdır. Alican Uludağ’ı evinden, küçük çocuklarının gözü önünde, kıyafetlerini bile değiştirmesine müsaade etmeden alıp götürmek, zorbalıktır! Alican Uludağ serbest bırakılmalıdır. Biz, medya özgürlüğünü ve en temel insan haklarını savunmaya, bağımsız gazetecilerin yanında durmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da Uludağ’ın ailesiyle görüşerek gözaltına alınma şeklinin vicdanları yaraladığını belirtti. Alican Uludağ ve ailesinin yanında olduklarını kaydeden Yavaş, basın özgürlüğünün, adil yargılanma hakkının ve temel hakların korunması gerektiğini ifade ederek, “bu ilkelerden yana durmaya devam edeceğiz” dedi.

Yavaş, tutuklama kararı sonrası şunları kayda geçirdi:

- Gazeteci Alican Uludağ, Ankara’da ikamet etmekte, suçlama konusu olduğu iddia edilen sosyal medya paylaşımlarını da Ankara’dan yapmaktadır. Buna rağmen sürecin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmesi ve tutuklama kararı verilmesi, yetki, usul ve ölçülülük açısından kamuoyunda soru işaretleri doğurmuştur.

- Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklama tedbirine başvurulması istisnai olmalı, ifade ve basın özgürlüğü ile adil yargılanma hakkı titizlikle gözetilmelidir. Hukukun üstünlüğüne ve basın özgürlüğüne sahip çıkmaya devam edeceğiz

NEFES

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Gözünüz aydın! Bu gece köprü ve otoyollara da zam geliyor! Yolsuzluk iddiaları gölgesinde başhekim değişmişti! Yeni başhekime ilk ziyaret AKP’lilerden Mansur Yavaş'tan asgari ücret açıklamasına tepki Üç hastane, üniversite yerleşkesi ve TOKİ konutları fay hattına yapılmış!