Anasayfa1
18 Haziran 2026 ( 12 izlenme )
Reklamlar

İBB davasında 53. gün: 9 kişi hakkında tahliye kararı!


İBB davasının 53’üncü duruşmada Ahmet Güldü, Yunus Göçer, Hasan Yalaz, Erdinç Çolak, Alper Aydın, İpek Elif Atayman, Yavuz Saltık, Mustafa Karaoğlu, Halit Burak Atalan hakkında tahliye kararı verildi.


İBB Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu dahil 414 kişinin yargılandığı İBB davasında bugün 53. gün. Sanık savunmalarının alınmasının ardından savcı, tutuklu sanıklar Yunus Göçer, Hasan Yalaz, Erdinç Çolak, İpek Elif Atayman, Alper Aydın hakkında tahliye kararı verilmesini talep etti.

Savcılığın talebinin ardından mahkeme heyeti Ahmet Güldü, Yunus Göçer, Hasan Yalaz, Erdinç Çolak, Alper Aydın, İpek Elif Atayman, Yavuz Saltık, Mustafa Karaoğlu, Halit Burak Atalan hakkında tahliye kararı verdi.

"BÖYLE BİR ÖRGÜT YOK"

Davanın dünkü duruşmasında İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce savunma yapmıştı. Gökce, "Madem çıkar amaçlı bir örgüt var, ben ne kazandım? Ne para kazanmışım ne makam elde etmişim ne de siyasi hedefime ulaşmışım. Ya ben hiçbir çıkar elde etmeden 15 aydır hapiste yatan geri zekalı biriyim ya da ortada böyle bir örgüt yok" demişti.

9 KİŞİ HAKKINDA TAHLİYE KARARI

Verilen aranın sona ermesinin ardından salona gelen mahkeme heyeti 9 kişinin tahliyesine hükmetti:

  • Ahmet Güldü (Murat Gülibrahimoğlu’nun çalışanı)
  • Hasan Yalaz (İş insanı)
  • İpek Elif Atayman (Medya A.Ş.’nin eski genel müdürü)
  • Alper Aydın (İş insanı)
  • Erdinç Çolak (Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı)
  • Yavuz Saltık (İBB Muhtarlık İşleri Daire Başkanı)
  • Mustafa Karaoğlu (İBB Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı)
  • Halit Burak Atalan (İhale ve Satın Alma Müdürü)
  • Yunus Göçer (İş insanı)

5 KİŞİ İÇİN TAHLİYE TALEBİ

İBB davasında mütalaasını açıklayan savcı 5 kişi hakkında tahliye istedi. Tahliyesi istenen isimler; Yunus Göçer, Hasan Yalaz, Erdinç Çolak, İpek Elif Atayman, Alper Aydın oldu.

"GEÇMİŞ OLSUN TELEFONU DELİL SAYILDI"

Avukat Enes Ermaner, müvekkilinin 30 Mayıs 2023 tarihinde Üsküdar’da kaçak yapıların yıkım kararını uyguladığı için saldırıya uğradığını hatırlattı.

Ekrem İmamoğlu’nun "geçmiş olsun" diyerek aramasının baz kaydı sayıldığını ve delil olarak gösterildiğini belirten Ermaner şunları söyledi:

"Devlet, kendi bürokratını koruyamazken geçmiş olsun telefonu delil olarak kullanılmış."

AVUKATLARDAN TAHLİYE TALEBİ

AVUKATLARDAN TAHLİYE TALEBİ

Ramazan Gülten'in yargılandığı davada savunma yapan avukatı Hazal Algan Canseven, dosyada müvekkilini suçla ilişkilendiren somut herhangi bir delilin bulunmadığını savundu. Canseven, hiçbir tanığın Gülten'in adını anmadığını, baz kayıtlarında herhangi bir bağlantı tespit edilmediğini ve para transferine ilişkin bir bulguya rastlanmadığını belirterek, "Ramazan Gülten bu dosyada yalnızca bulunduğu görev ve makam nedeniyle suçlanıyor" ifadelerini kullandı.

Mahkemeden hukukun gereğinin yerine getirilmesini talep ettiklerini vurgulayan Canseven, "Biz sizden merhamet beklemiyoruz. Hukukun uygulanmasını istiyoruz. Babalar Günü'nde çocukların babalarına, babaların da çocuklarına kavuşmasını temenni ediyoruz" diyerek Gülten'in tahliyesini istedi.

Canseven'in ardından söz alan avukat Enes Hikmet Ermaner de iddianameye yönelik eleştirilerde bulundu. Yaklaşık 4 bin sayfalık iddianamede müvekkili hakkında somut bir eylem isnadının yer almadığını belirten Ermaner, savcılığın metni genişletmek amacıyla benzer ifadeleri tekrar ettiğini savundu.

Ermaner, "Müvekkilimin adına eylemlerin anlatıldığı bölümlerde rastlanmıyor. İsmi yalnızca ceza talep edilen kısımda yer alıyor" dedi. Bazı iş insanlarının ifadelerinin ardından tahliye edildiğini belirten Ermaner, Mehmet İlhan Gülay'ın da ifade vermesinden bir gün sonra serbest bırakıldığını söyledi.

ARA SONA ERDİ

ARA SONA ERDİ

Duruşma başladı. Ön sıralarda oturan Mahkeme Çizeri Tarık Tolunay, Mahkeme Başkanı'nın talimatıyla arka sıralara alındı.

"ÇOK GÜÇLÜYÜZ"

"ÇOK GÜÇLÜYÜZ"

Duruşmaya ara verildi. Ekrem İmamoğlu duruşmaya gelenlere şöyle seslendi:

"Bugün hem babam hem de kayınbabam burada. İkisini de ellerinden öpüyorum. Size şunu söyleyeyim; çok güçlüyüz, çok güçlüyüz, çok güçlüyüz!"

"YENİ ŞAFAK'IN YAYIN YAPTIĞI YER KAÇAK"

Ekrem İmamoğlu söz aldı ve Gülten'e sorular yöneltti. İmamoğlu'nun "İBB bünyesine katılmadan önce tanışıklığımız oldu mu?" sorusuna Gülten, "Olmadı" diye yanıt verdi.

İmamoğlu, Yeni Şafak gazetesinin firmasıyla ilgili "2,2 milyar rant" manşetinin attığını ancak gazetenin yayınlarını yaptığı yerin kaçak olduğunu belirtti. Babası Hasan İmamoğlu'nun emekli maaşına dahi el konulduğunu belirten İmamoğlu, Gülten'e "Tek bir parselin imar artışı için, herhangi bir imar uygulaması için önünüze bir talep koyduk mu?" diye sordu. Gülten, "Hayır" yanıtını verdi.

“KIZIMIN DOĞDUĞUNU 10 SAAT SONRA ÖĞRENDİM"

Savunmasında tutukluluk sürecine de değinen Gülten, 30 Nisan 2025’ten bu yana cezaevinde bulunduğunu, tutuklandığında eşinin altı aylık hamile ve riskli bir gebelik sürecinde olduğunu anlattı.

Doğum sırasında eşinin yanında bulunabilmek için yaptığı başvuruların sonuçsuz kaldığını belirten Gülten, kızının doğduğunu ancak doğumdan 10 saat sonra avukat görüşü sırasında öğrendiğini söyledi. Bir haftalık bebeğiyle ilk kez açık görüşte bir saatliğine görüşebildiğini aktaran Gülten, kızının ilk ayları ve birçok önemli anına tanıklık edemediğini ifade etti.

Gülten şöyle konuştu:

"Eşim, lohusalığın fiziksel ve duygusal yorgunluğuna rağmen, yeni doğan bebeğimizle birlikte her hafta cezaevine gelmek zorunda kaldı. Bir yandan uykusuz gecelerle mücadele etmeye çalışırken, diğer yandan bebeğimizi kucağına alıp uzun görüş yollarını tek başına katetti. Bir çocuk dünyaya gelirken yalnızca bir bebek doğmaz; aynı zamanda bir anne, bir baba ve yeni bir aile doğar. Bizden ise bu en kıymetli anları birlikte yaşayabilme imkanı esirgendi.
Cezaevinde insan, ayakta kalabilmek için rutinler oluşturur. Çünkü rutinler hayatı biraz olsun katlanılabilir hale getirir. Ancak bazen beklenmedik bir saatte gelen 'Avukatınız var' çağrısı insanın yüreğini ağzına getirir. Ben de kızımın dünyaya geldiğini, doğumdan tam 10 saat sonra, avukat görüş kabininde öğrendim. Sonraki hafta açık görüş haftasıydı şansımıza, henüz bir haftalık olan kızımla bir saatliğine tanışabildik. Biberonunun içeri alınabilmesi için bile mücadele etmek zorunda kaldık.

Bugün kızımız Maya 11 aylık. Bir sürü ilkini kaçırdım. Saymakla bitmez. İlk kez “baba” dediğini ise mahkeme salonunda eşimin haykırışıyla öğrendim.

Hakkımda yöneltilen suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. Tahliyeme ve beraatime karar verilmesini saygılarımla talep ediyorum."

"FATİH KELEŞ İLE İLETİŞİM KAYDIM YOK"

"FATİH KELEŞ İLE İLETİŞİM KAYDIM YOK"

Gülten, mahkemede yaptığı savunmada hakkında yöneltilen suç örgütü üyeliği suçlamasını reddederek, dosyada bu iddiayı destekleyen herhangi bir somut delil bulunmadığını söyledi.

Yaklaşık 20 yıllık kamu hizmeti geçmişine sahip olduğunu belirten Gülten, suç örgütü olarak tanımlanan yapının gerçekte İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kurumsal yapısından ibaret olduğunu savundu. Belediyedeki görev, yetki ve hiyerarşi ilişkilerinin “örgütsel yapı” olarak yorumlanmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ifade eden Gülten, bu yaklaşımın kamu yönetiminin işleyişine zarar vereceğini öne sürdü.

Beş yıl İmar Müdürü, bir yıl da İmar ve Şehircilik Daire Başkanı olarak görev yaptığını hatırlatan Gülten, örgüt üyeliği iddiasına dayanak gösterilen hususların tamamının görevleri kapsamında yürüttüğü idari işlemler ve mesleki temaslardan oluştuğunu söyledi.

İddianamede delil olarak gösterilen HTS kayıtlarına da değinen Gülten, görüştüğü kişilerin belediyede birlikte çalıştığı üst düzey yöneticiler ve kamu görevlileri olduğunu belirterek, kamu hizmetinin yürütülmesi için kurulan iletişimin suç unsuru olarak değerlendirilemeyeceğini savundu.

Gülten, iddianamede örgütsel hiyerarşi içinde bağlı olduğu öne sürülen Fatih Keleş ile arasında tek bir iletişim kaydının bulunmadığını ifade etti.

"2019 ÖNCESİ YETKİLİLER SORUMLU"

Zeytinburnu'nda yapılan ve İstanbul'un silüetini bozduğu için simgesel bir yapı haline gelen 16:9 adlı projeyle birlikte herkesin istediğini yapamaması gerektiğinin tartışıldığını ifade eden Gülten, o dönemki İBB yetkililerinin sorumlu olduğuna dikkati çekti.

Gülten şöyle konuştu:

"Mimari Estetik Komisyonunca verilen silüet onayları, müştekilerin beyanlarının aksine, keyfi bir uygulama değil; mevzuatta açıkça düzenlenmiş, belirli nitelikleri taşıyan projeler için zorunlu bir idari işlemdir.

İstanbul İmar Yönetmeliği’ne göre; 60,50 metreyi aşan yükseklikteki veya 60.000 m²’den büyük toplam inşaat alanına sahip ya da 30’dan fazla müstakil yapıdan oluşan projeler, Büyükşehir Belediyesi’nden silüet yönünden uygun görüş almadan yapı ruhsatı alamaz. İstanbul il sınırları içerisindeki tüm projeler, İstanbul İmar Yönetmeliği hükümlerine göre hazırlanmak ve onaylanmak zorundadır.

Dolayısıyla silüet onayı, 2019 öncesinde olduğu gibi yalnızca üst yazı ile değil; alanında uzman meslek insanlarının ortak değerlendirmesi sonucunda, Mimari Estetik Komisyonu kararlarına dayanılarak veriliyor."

DURUŞMA BAŞLADI

İBB davasının 53. duruşması başladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Ramazan Gülten dün yarım kalan savunmasına devam ediyor.

Kaynak: Halk TV

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Fahrettin Koca'dan bir kez daha itiraf gibi açıklama! "Ulusal çıkarları koruyoruz" Muğla’da gıda zehirlenmesi: 3 kardeşten 1’i öldü Meyve-Sebze sektöründe büyük firma konkordato ilan etti Son Dakika: ABD enflasyonu Temmuz'da yıllık bazda yüzde 8,5 düşerek beklentilerin altında kaldı