İBB Davası’nın 102. duruşma günü başladı. Dosyanın en önemli gündem maddelerinden biri olan 15 gizli tanıktan yalnızca "İlke", "Zeytin", "Martı" ve "Gürgen" kod adlı tanıkların hazır edilmesi için yazı yazdı.

Celse boyunca 14 müşteki, 46 açık tanık ve 4 gizli tanığın dinlenmesi planlanıyor.

Davaya ilişkin gelişmeler şu şekilde:

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik davada üçüncü celse, Silivri'de saat 11.10'da başladı.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 46'sı tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 102'nci duruşma gününde müştekilerin ve tanıkların beyanları alınacak.

Heyet Başkanı üçüncü celseyi iki hafta içinde bitirmeyi planladıklarını söyledi. Bu hafta tüm tanık ve müştekilerin dinleneceğini haftaya ise tutuklu sanıklardan tahliye taleplerini alacağını belirten Heyet Başkanı, 12 Kasım Perşembe günü ise tutukluluk incelemesi yapılacağını dile getirdi.


Duruşmada ilk olarak müşteki Bahattin Uçar dinlendi.

Mahkemeye SEGBİS aracılığıyla katılan Uçar, “Sanıklar hakkında herhangi bir şikayetim yok. Davaya katılma talebim de yoktur” dedi.

Cumhuriyet'in haberine göre, tutuklu KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kurt, etkin pişmanlıkçı sanık Adem Soytekin'in iddialarını hatırlatarak, "Ben sizden kendi adıma ya da eşim dostum adına dükkan aldım mı?" diye sordu. Uçar, "Almadınız, zaten o proje iptal oldu" yanıtını verdi. Bunun üzerine Kurt, Adem Soytekin'den mahkemeyi yanılttığı için şikayetçi olduğunu söyledi.

Sorgusu tamamlanan Uçar verdiği ek beyanda “Bu süreçte psikolojik olarak zor zamanlar geçirdim ancak somut maddi bir zararım yoktur” diye konuştu.

Uçar’ın ardından SEGBİS aracılığıyla dinlenen müşteki Alaattin Kameroğlu sanıklardan şikayetinin devam ettiğini ve beyanlarını tekrarladığını belirtti. Müştekilerden Mehmet İlhan Gülay ise “Şikayetçi değilim” dedi.

Mahkeme salonunda hazır bulunan müşteki Avni Çelik, “Beyanlarım doğrudur, gerçekleşen bir olay olmadığı için şikayetim yoktur” dedi. Tutuklu İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu, Çelik’e “Yakup Öner’le yaptığınız görüşmeyle ilgili bir yönlendirme yaptım mı, benden bürokratik olarak bir sorun yaşadınız mı” diye sordu. Çelik, “Öyle bir şey olmadı” dedi.

Bir diğer müşteki Çetin Gül, “Ağrıma giden bir şey duydum. Ali Rıza (Akyüz) denilen kişi, ortağı olduğumuz AVM’yle ilgili ‘yıllardır buranın kirasını siz alıyorsunuz artık ben alacağım’ demiş. Daha sonra ceza kestiler. Şikayetim devam ediyor” dedi. Müştekilerden Kaan Yüce “Bir şikayetim yoktur” ifadelerini kullanırken müşteki Nezih Barut ise “İfadelerimi tekrarlıyorum şikayetim devam ediyor” şeklinde konuştu.

Resul Emrah Şahan müdafi Doğa Şanlıoğlu, Barut’a “2023 yılında iskan alım sürecinde Süleyman Atik, Şahan’ın bir ilgisi olmadığını belirtti. Şahan bu süreçte yer almıyor değil mi?” diye sordu. Barut, “Doğrudur” dedi. “Süleyman Atik’e ‘belediye 15 milyon dolar istiyor’ dediğinizi söylüyor doğru mu?” Sorusuna ise, “Hayır” yanıtını verdi.

Müşteki Ziya Yılmaz belediyeye yönelik şikayetinin devam ettiğini ifade etti.

Resul Emrah Şahan müdafi Doğa Şanlıoğlu, Yılmaz’a iskan geciktirildiği iddiasına ilişkin “Resul Emrah Şahan’la randevu alarak görüştüğünüz tarihte binaların iskana ilişkin tüm eksiklikleri tamamlanmış mıydı” diye sordu “Resul Emrah Şahan yanlış bilgilendirilmiş olabilir ama tamamına olmasa da 4 binaya iskan verilebilirdi. Mağdur olduk” dedi.

Müşteki Selahattin Özgül, savcılık ifadelerini tekrarladı ve şikayetinin devam ettiğini dile getirdi.

Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Capacity AVM ile ilgili konuşan Özgül, “Belediye bize sunduğu uzman raporunda birtakım perde ve kolonların kesildiğini söyledi. 2004’te belediyeye sunulan ilk inşaata başlama projesi uygulanamadı ve tadilat projeleri verildi. Bakırköy Belediyesi ‘bina tehlike arz ediyor’ diye algı yaptı. Bize encümenden bina için yıkım kararı çıkardılar ve para cezası kesildi” diye konuştu.

Özgül, binanın yapıldığı tarihten bu yana tadilat projelerinin belediye onayından geçtiğini savundu. Tutuklu Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz ise binada kesilen kolonların binayı riskli duruma getirdiğini ve olası bir depremde can kaybı yaşanabileceğinden ceza kesildiğini savunuyor.

Geriye kalan 5 müştekinin salonda bulunmaması nedeniyle tanık beyanlarına geçildi. Tanıklardan Arzu Uçar, eşinin geçmiş yıllarda Ekrem İmamoğlu’nun yönettiği Beylikdüzü Belediyesi’nde iftiraya uğrayarak intihar ettiğini söyledi. İmamoğlu’nun kendisine taziye ziyaretine geldiğini ve kendisine West Side projesinde ev verilmesinin planlandığını öne süren Uçar, daha sonra dairede oturmaya başladığını ancak tapusunun verilmediğini söyledi.

Uçar, İmamoğlu’nun “iş adamlarından toplayarak ev verilsin” dediğini iddia etti.

Tanıklardan Kameroğlu İnşaat çalışanı Aydın Şahin “Adem Kameroğlu bana bankadan 2 milyon lira çekmemi söyledi. Parayı Necati Özkan’a teslim ettim, Özkan parayı tekrar bizim şirkete yatırdı” dedi.

Heyet başkanı paranın hangi şubeden, kaç seferde çekildiğini ve çekilme amacını sordu. Necati Özkan ise, “Bu zaten bizim anlatımımız. Kameroğlu bunu reddetmişti. Dört dairenin bedeli olarak yatırılmıştır. Ayrıca para bana fiziksel olarak verilmedi, kendileri çekip kendileri yatırdılar” dedi.

Duruşmaya ara verildi. Aradan sonra duruşma devam edecek.


İBB Davasının 102. duruşma gününde verilen ara bitti. Duruşma tanık ifadeleriyle devam ediyor.

Kürsüye ilk olarak tanıklardan Taylan Danış'ın geldiği görüldü.

Serbülent Danış’ın kardeşi olduğunu söyleyen Danış’a ağabeyinin sanık olduğu, bu sebeple tanıklık yapmayı reddedebileceği hatırlatıldı. Danış abisinin talimatıyla Hasanoğulları firmasına iki gayrimenkul devri yaptığını, Bulut Aydöner’in devir sırasında 2 senet hazırlayarak yırttığını söyledi. Duruşmada söz alan Bulut Aydöner ise söz alarak Taylan Danış ile daha öncesinde tanışıklığı ve görüşmeleri olduğunu iddia etti.

Danış, Bulut Aydöner’in avukatı Aysun Okur’un sorularının tamamına “Hatırlamıyorum” dedi. Okur, SEGBİS ekranına yansıttığı görüntüde seneti hazırlayanın Serbülent Danış olduğunun belirlenebileceğini iddia etti.

Tanıklardan Pasifik Holding Aytaç Ülkebaş’a soru soran tutuklu İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün “Kendime ya da başkasına menfaat talebinde bulundum mu hiç” diye sordu. Ülkebaş, “Menfaat talep etmeyeceğinizi bildiğimden işverenimi doğrudan size yönlendirdim zaten” dedi. Ülkebaş, Akgün’ün “O görüşmede size silüet onayınız için herhangi bir koşul dayattım mı, baskı tehdit zorlama var mı” sorusuna ise “Hayır” yanıtını verdi.

Heyet Başkanının belediyeye kreş bağışını sorması üzerine süreci anlatan Ülkebaş, “Silüet onayıyla ilgili konu kapandıktan sonra kendimiz kamu yararına iş yapmak için belediyeye başvurduk. Bize kreş desteğinde bulunabileceğimiz söylendi ve bu işi yapan gönüllü firmalardan söz edildi. Adem Soytekin’in firmasından iletişime geçilmesi sonrasında kreşi Soytekin’in firmasına yaptırdık” diye konuştu.

'ÖDEME YAPMADAN İZİNLERİMİZ ÇIKMADI'

Tanıklardan Atlas Firması sahibi Ekrem Reşat Tüzün Heyet Başkanının sorusu üzerine “Kültür A.Ş.’ye ödeme yapmadan izinlerimiz çıkmadı. Kesilen faturalar karşılığı EFT ile ödeme yaptım. Bu ödemenin istendiği görüşmeyi bir kadınla yaptım ancak ismini hatırlamıyorum” dedi. Avukat Serkan Günel, “Verdiği ifade kendisini de suçlar nitelikte, kendisi tanık sıfatıyla bulunuyor şüpheli değil, haklarının hatırlatılması gerekir” şeklinde konuştu.

Tanıklardan Ahmet Taşçı, “Kimseyi direkt suçlamadım, anlattıklarım duyuma dayalı” dedi. Heyet Başkanı Taşçı’nın savcılık ifadesinde yer alan Serdal Taşkın’a ilişkin rüşvet iddialarını sordu, Taşçı “Sektörde konuşulan şeyler. Savcı bey bana isimler sordu ben de ona göre cevaplar verdim” diye yanıt verdi. Murat Ongun’un avukatı Rahşan Sertkaya Taşçı’nın mahkemeye sunduğu dilekçeyi anımsatarak “‘Anlattıklarımın ne kadar doğru ne kadar yanlış olduğuna dair bilgim yok’ diyorsunuz yani yanlış da olabilir değil mi” diye sordu. Taşçı ise “Müvekkilinizin itiraflarına bakın hanımefendi ben MASAK değilim” diye yanıt verdi.

Murat Kapki’nin avukatı Çağan Yazıcı, “Ekrem İmamoğlu göreve geldikten sonra müvekkilimin olağandışı zenginleştiğini iddia ediyorsunuz. Kapki’nin şirketinin verilerine sahip misiniz, tahminen mi söylüyorsunuz” sorusunu sordu. Taşçı’nın “Burada bana rakam söyletip yanlış söyletmeye çalışıyorsunuz” demesi üzerine avukat Yazıcı, “Hangi veriye dayanarak söylüyorsunuz” diye tekrarladı. Taşçı’nın “Kendi muhasebecisine sorun o biliyor mu” sorusu üzerine ise Yazıcı, “Muhasebecisinin bilmediği bir şeyi siz nasıl biliyorsunuz” şeklinde soru yöneltti.

Daha sonra söz alan Hüseyin Köksal müdafi Baver Kaya, “Hüseyin Köksal’ı tanır mısınız” diye sordu. Taşçı “Allah korusun” diye yanıt verdi. Avukat Kaya’nın, “Siz burada tanıksınız cevap vermeme gibi bir hakkınız yok” sözleri üzerine Taşçı “Ekrem İmamoğlu da söylemişti” diye konuştu.

Kaya, mahkemeden husumetin kayda geçmesini talep etti ve “Herhangi bir görgüye dayalı bilginiz var mı Hüseyin Köksal ile ilgili” sorusunu sordu, Taşçı, “Hayır yok” diye yanıtladı.

Tanıklardan Cem Erdinç Abdi İbrahim şirketinde çalıştığı dönemde şirket ile Şişli Belediyesi arasında yaşanan bir iskan sorununun çözülmesi için belediyeye verilen 3,5 milyon dolar rüşveti teslim ettiğini iddia etti.

Parayı vermesini söyleyen kişilerin şirket yetkilileri Ali Alaltun ve İlker Aydın olduğunu öne süren Erdinç, belediyeyle iletişimde aracılık etmesi için daha önceden tanışıklığı olan Altan Ertürk’ü ilk olarak kendisinin aradığını belirtti.

Resul Emrah Şahan’ın avukatının sorması üzerine ise Şahan ile hiçbir irtibatının olmadığını söyledi.

Tanık Davut Akay, Gül İnşaat bünyesinde görev yaptığı döneme ait 11. Mahalle projesindeki rüşvet iddialarına ilişkin bildiklerini mahkemede paylaştı.

Akay, Zafer Gül'le birlikte Mermerciler Sanayi Sitesi'nde Dörtel Mermer'e gittiklerini, Zafer Gül'ün burada para vererek karşılığında senet aldığını söyledi. Zafer Gül'ün kendisine bu paranın proje kapsamında belediyeye verildiğini anlattığını belirten Akay, “’Ben mermer mi aldık’ dedim. ‘Yok’ dedi, ‘belediyeye verdiğimiz para’ dedi" dedi.

Ancak paranın miktarını bilmediğini, senedin ayrıntılarını görmediğini ve para ilişkisine ilişkin başka bir aşamaya tanıklık etmediğini söyledi. Heyet Başkanının sorusu üzerine, "Zaten orada ben aşağıda bekledim. Kendisi parayı verdi" dedi.

Mehmet Murat Çalık'ın soruları üzerine Akay, 11. Mahalle projesinde kat sayısının 4-5 kat artırıldığı ve bunun karşılığında belediyeye para verildiği iddiasının kendi doğrudan bilgisine dayanmadığını kabul etti. Bu bilgiyi satış ofisinde Ali Gül'ün konuşmalarından ve Zafer Gül'den duyduğunu belirtti.

"Herhangi bir mimari projenin inşaatla ilgili zaten bir bilgiye sahip değildim, sadece satış temsilcisiyim" diyen Akay, resmi imar belgesi, mimari proje veya yapı ruhsatı incelemediğini de doğruladı. Çalık ise 2005, 2010 ve 2015 tarihli ruhsatların tamamında projenin 13-14 katlı olduğunu belirterek herhangi bir kat artışı olmadığını savundu ve ruhsatları mahkemeye sundu. Akay belgeleri daha önce görmediğini söyledi. Çalık'ın avukatları, müvekkillerinin herhangi bir kişiden maddi menfaat talep ettiğine Akay'ın bizzat tanık olup olmadığını sordu. Akay, "Benim şahit olduğum bir husus yok" yanıtını verdi; Çalık'la hiç görüşmediğini ve tanışıklığının bulunmadığını söyledi.

Fatih Keleş'in avukatları ise Akay'ın 21 Mart 2025 tarihli kolluk ifadesiyle 8 Eylül 2025 tarihli savcılık ifadesi arasındaki farklılıklara dikkat çekti. İlk ifadesinde Fatih Keleş'i tanımadığını, senetlerin ödenmesi ve teslim edilmesi sürecinde bulunmadığını ve bilgisi olmadığını söylediği hatırlatıldı.

Akay, yaklaşık 10 yıl geçtiği için ilk ifadede olayı hatırlayamadığını, sonradan hatırladıklarını anlattığını savundu:

"O anki stres ve o andan dolayı hatırlayamadım. Sonradan hatırladığımı bilgi olarak beyan ettim."

Aradan geçen altı ayda Zafer Gül veya Uğur Gül'le görüşmediğini, ifadelerinden de haberdar olmadığını söyledi.

Uğur Güngör ile senetler konusunda görüştüğü iddialarını yalanlayan isim, Fatih Keleş’i tanımadığını ve adına herhangi bir ödeme gerçekleştirilmediğini bir kez daha vurguladı.

Tanıklardan Emre Eken, Şile'deki Kilya Otel'in sahibi olduğunu ve Aziz İhsan Aktaş'ı hayatında iki kez gördüğünü söyledi. Burak Korzay'ın 20 yıllık arkadaşı olduğunu, Aktaş'ın ikinci gelişinde yanında bir çanta getirdiğini ve belediyeden alacakları olduğunu söyleyerek çantayı otelde bırakmak istediğini ifade etti.

Eken, çantayı kabul etmeden önce Burak Korzay'ı aradığını, onun da "Sıkıntı yok, alabilirsin emanet" dediğini anlattı.

Çantanın içeriğini bilmediğini, para görmediğini ve otelin emanet bölümüne bıraktıklarını belirten ve olayın yalnızca bir kez yaşandığını söyleyen Eken, Fatih Keleş'in avukatının çantanın hâlâ kendisinde olup olmadığı sorusuna "Yok, öyle bir çanta" yanıtını verdi.

Erdal Akbay, 2011’den itibaren Erbay Reklam Organizasyon adına Kültür A.Ş. ve Spor A.Ş. ihalelerine katıldıklarını, kazandıkları işlerin bir bölümünü kendilerinin yürüttüğünü, bir bölümünde ise alt taşeron olarak çalıştıklarını anlattı.

Muhittin Palazoğlu’nun SYK Roll ve Ad Station adlı şirketlerine saha operasyonları yaptıklarını, bu işlerin gerçek işler olduğunu ve şirketlerden biri fatura kestirmediği için ödemeleri elden aldıklarını belirtti. Yapılmayan işler için kendisinden hiç fatura istenmediğini, kendi ihalelerinde hak ediş sorunu yaşamadıklarını da söyledi.

Bugün dinlenen son tanık Ferhat Sayın’a Ekrem İmamoğlu Cebeci Maden Sahası’na ilişkin suçlamalarla ilgili sorular sordu. Ekrem İmamoğlu, Ferhat Sayın’ın Murat İbrahimoğlu’nun şirketinin yüzde 20’sini bir hayır kurumuna bağışlama talebini, kendi talimatıyla yapılmış bir işlem olarak yorumlamasının “bir tahmin olduğunu” vurguladı.

Bu kanaatin oluştuğu toplantıda İstanbul Valisi, Vali Yardımcısı ve MAPEG Genel Müdürü’nün de bulunduğunu anımsatarak, “110 milyarlık, yani yolsuzluğun yüzde 55’inin, hatta yüzde 70’inin rakam olarak içinde bulunduğu bir maddeyi burada yargılayacaksınız. Ve bu yargılamada hâlâ İstanbul Valisi’ni buraya çağırmayacaksınız” sözleriyle mahkemenin valiyi dinlememesine tepki gösterdi.

İmamoğlu, “Valiyi çağırmadan, işkembeden atan insanların ifadeleriyle karşı karşıya kalırız” diyerek bu şekilde yürütülen yargılamanın meşru olmayacağını dile getirdi.

İmamoğlu, Sutaş Madencilik’in İsfalt’ın hisselerini devralmak için yakın zamanda talepte bulunduğunu ve bunu İsfalt’la çalışırken yaşanan sorunlara bağladığını söyleyen Sayın’ın ifadelerinden hareketle, şirketin kamu kurumuyla yaşadığı süreci de gündeme getirdi. Sayın’ın “Devletle bu işleri böyle yürütemeyiz, İsfalt’ı bize devredin” talebini doğruladığını belirten İmamoğlu, “İsfalt İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bir kuruluşu, Patagonya’nın bir kuruluşu değil” diyerek devlet kavramının AKP hükümetini işaret edecek biçimde kullanıldığını savundu.

Sayın’ın kendisi hakkında şaibe yaratmaya çalıştığını öne süren İmamoğlu, “İfade ettiği birçok konu, az önce söylediği, hani tahminde bulundum dediği birçok konu, devlete yaranmak üzere ifadeler” dedi ve Cebeci sürecini de “şaibeli” olarak değerlendirdi.

İBB davası bugünlük sona erdi.

yenicaggazetesi.com