Üsküdar Belediye Başkanvekilliği seçimine ilişkin kamuoyuna yansıyan açıklamaları gerekçe gösterilerek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında soruşturma açılan YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, bugün savcılıkta 1,5 saat boyunca ifade verdi.
Adliye çıkışında açıklamalarda bulunan Çelik, Üsküdar’da yaşanan sürecin tüm gerçeklerini paylaşmak üzere YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in katılımıyla bu cumartesi saat 19.00’da Üsküdar İskele Meydanı’nda kitlesel bir buluşma gerçekleştireceklerini belirterek tüm İstanbulluları ve yurttaşları meydana davet etti.
Hakkındaki soruşturmanın münferit bir olay olmadığını belirten Çelik, "Bugün verdiğimiz ifade İstanbul'da ve Türkiye genelinde son 2 yıldır yaşanan gelişmelerden bağımsız değildir. Son 2 yıldır yaşanan gelişmelerin bir parçasıdır" dedi.

Yargı eliyle seçilmiş yerel yönetimler üzerinde kurulan baskıya değinen Özgür Çelik, ifadedeki savunmasında Türkiye ve İstanbul genelindeki tabloyu savcılığa sunduklarını belirtti:
"103 yıllık Cumhuriyet tarihinde hiçbir dönemde seçilmiş yöneticiler üzerinde bu kadar ağır baskılar ortaya çıkmamıştır. Bugün Cumhurbaşkanı adayımız ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu'yla birlikte sadece İstanbul'da 16 belediyemize yönelik operasyonlar gerçekleşti ve tutuklu belediye başkanlarımız var, tutuklu meclis üyelerimiz var, tutuklu bürokratlarımız var. Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde seçilmişler bu kadar ağır bir yargı baskısı altında kalmadılar. Tam da işte bu noktada Üsküdar'da yaşananlar ve bugünkü ifade de son 2 yıldır yaşadıklarımızdan bağımsız değildir. Bunu açıkça ifade etmek isterim."
Belediyelerin el değiştirmesi sürecinde yaşanan baskı iddialarını diğer ilçelerden örneklerle aktaran Çelik, şu ifadeleri kullandı:
"Biz ifademizin içeriğinde bu hususlara değindik ve başka örnekler de verdik Üsküdar meselesine gelmeden önce. Mesela bir Bayrampaşa örneğini verdik. Bayrampaşa'da belediye meclis üyeleri seçildiler, belediye başkanı seçildi. Bayrampaşa'da belediye başkanı tehdit ve baskı yoluyla AK Parti'ye geçmesi konusunda kendine birtakım talepler geldiğini açıkça Hasan Mutlu kamuoyuna ifade etti ancak bu baskılar karşısında direndiğini söyledi ve tutuklandı. Sonrasında Bayrampaşa'da yapılan belediye başkan vekilliği seçiminde taraf değiştiren meclis üyelerinin iki tanesi, bir tanesi başkan yardımcısı olarak görevlendirildi, bir tanesi de koordinatör olarak görevlendirildi. Yani bir makam karşılığında aslında parti değiştirdikleri veya siyasi tercihini değiştirdikleri apaçık ortaya çıkmış oldu. Bunun dışında başka örnekler de var. Örneğin Çekmeköy örneği, örneğin Tuzla örneği, örneğin Şile örneği. Bu belediye başkanlarının da parti değiştirmeden önce yargı baskısı altında oldukları, tutuklanmayla tehdit edildiklerine yönelik bir takım iddialar kamuoyunda konuşuldu, halen konuşulmaya devam ediliyor."
Yargı mekanizmasının muhalefete ve iktidara yönelik farklı işlediğini ifade eden Çelik, "ikili hukuk sistemi" eleştirisinde bulundu:
"Mesela ben bu soruşturmanın dışında üç ayrı davayla 22,5 yılla şu anda yargılanıyorum. Bunlardan bir tanesi İstanbul Kongresi davası, bir tanesi kurultay davası. Mesela kurultay davasında şöyle bir şey yaşandı: Bizim kurultay delegesi olan meclis üyesi arkadaşlarımız sonradan meclis üyesi seçilmişler, önemli bir bölümü de ön seçimle seçilmiş. Bizim kurultay delegelerimiz daha sonradan meclis üyesi seçildikleri için buradan Ankara'ya çağrıldılar. 'Vay efendim siz bir koltuk karşılığı mı, yani kurultay delegesiydiniz meclis üyesi olmak için mi kurultayda değişime oy verdiniz' diye Ankara'ya ifadeye çağrıldılar. Kurultaya buna benzer iddialarla dava açıldı. 103 yıllık partinin genel merkezine plastik mermilerle, gaz bombalarıyla girildi. Benim İstanbul Kongresi'nde yargılandığım davada tek bir cümleyle yargılandım. O cümlenin de İstanbul Kongresi davasında gerçeği yansıtmadığını hakkımda o iddiayı ortaya atan kişi itiraf etti ve il binamız 5.000 polisle basıldı, il binamıza 5.000 polis geldi, partiden ihraç edildik, partiye üyeliğimiz Cumhuriyet Yargıtay Başsavcılığı tarafından silindi gibi birtakım uygulamalar."
Çelik, söz konusu çelişkiyi şu sorularla dile getirdi:
"Şimdi sıra bize gelince: 'Vay efendim, kurultay delegesi meclis üyesi olma karşılığında kurultayda oy tercihini değiştirmiş' diyerek davalar açılıp partimiz elimizden yargı eliyle alınıyorsa Bayrampaşa'da mesela meclis üyeleri bizim listelerimizden seçilmiş ve sonrasında belediye başkan yardımcılığı görevine getirilme sözüyle, koordinatör yapılma sözüyle rakip siyasi partiye oy vermişse bu meseleler neden araştırılmıyor? Hangi siyasi saiklerle, hangi baskılarla, hangi tehditlerle parti değiştirildiği, Çekmeköy, Şile neden araştırılmıyor? Bunların da araştırılması gerektiğini savunmamızın içerisinde ifade ettik."
Üsküdar'da yaşananların tek bir isimle sınırlı olmadığını belirten Çelik, toplam 6 meclis üyesi hakkında Kartal Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduklarını ve dosyaların birleştirilmesini talep ettiklerini açıkladı:
"Üsküdar meselesi de, biz bugün sadece Ayhan Aydın'ın kamuoyuna yansıyan süreçleriyle ilgili bir ifade verdik ama Üsküdar'da yaşananlar da sadece Ayhan Aydın'la sınırlı değildir. Orada parti değiştiren 4 meclis üyesi vardır. Oylama esnasında bizim listelerimizden seçilmiş olmalarına rağmen karşı tarafın adayına oy vermiş 2 meclis üyesi vardır. Bu 6 meclis üyesiyle ilgili de kamuoyuna yansıyan, yeterince tartışıldı tekrar girmiyorum, ciddi iddialar vardır. Bu iddialar neden araştırılmıyor? Bu iddialar da araştırılmalıdır. Ve şunları da ifade etmek isterim: Biz savunmamızın içerisinde bir bütün olarak Üsküdar'daki oy hakkını değiştiren ve parti değiştiren tüm meclis üyeleri ile ilgili Kartal Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduk. O suç duyurusuyla bu soruşturmanın birleştirilmesi konusunda da kıymetli avukatlarımız talepte bulundular."
Adliyeye telefon görüşmelerine tanıklık eden isimlerle geldiklerini ancak savcılığın tanıkları dinlemediğini söyleyen Çelik, şöyle devam etti:
"Biz buraya bugün şahitlerimizle birlikte geldik. Milletvekillerimiz Sayın Türkan Elçi, Ali Gökçek burada dayanışma amacıyla bizimle birlikteler. Ama biz bugün buraya bir çağrı yapmadık. Biz bugün Silivri'ye bir çağrı yaptık çünkü cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'nun da orada bir duruşması var. Ancak milletvekilimiz Sayın Suat Özçağdaş yapılan telefon konuşmalarının bir tanesine şahitlik ettiği için o burada. Kıymetli meclis üyemiz Necdet Ay telefon konuşmalarından bir tanesine şahitlik ettiği için burada. Yine meclis üyemiz Nihat Doğan arkadaşımız burada. Yine kendisi bir telefon konuşması gerçekleştirmiş ve Ayhan Aydın kendisine aynı şeyleri söylemiş, kıymetli Üsküdarlı komşumuz Uğur Ural emekli öğretmen buradalar. Biz Sayın Savcı'ya lütfen bu konuşmalara şahitlik eden başta milletvekilimiz Suat Özçağdaş olmak üzere kıymetli arkadaşlarımızı dinleyin dedik. Ancak ileriki aşamalarda Sayın Savcı kendilerini ihtiyaç olması halinde dinleyeceğini ifade etti."
Çelik, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Günün sonunda önemli olan Üsküdar halkının iradesidir. Önemli olan milletin iradesidir ve bu işin gerçek mağduru aslında Üsküdar'da yaşayan yurttaşlarımızdır. Çünkü onlar kendilerine bir belediye başkanı seçtiler, Sinem Dedetaş tutuklandı. Onlar kendilerine, onların seçtiği meclis üyeleri bir başkanvekili seçti, Sibel Tan Çetinkaya, haksız hukuksuz bir biçimde seçim iptal edildi ve günün sonunda Üsküdar halkının iradesine bu tür uygulamalarla aslında bir darbe yapılmış oldu. Bu işin gerçek mağduru Üsküdar halkıdır. Bu yönüyle millet iradesinin üzerinde hiçbir güç yoktur. Egemenlik, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ifade ettiği gibi kayıtsız şartsız milletindir."
Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Çelik, Meclis Üyesi Ayhan Aydın ile aralarında geçen süreci anlattı:
"Benim Ayhan Aydın'la bugüne kadar hiçbir iletişimim şöyle telefonla bu sürecin sonrasında yok. Bir iletişimim kurmadım. Ben bu süreçte de Ayhan Aydın'la bir iletişim kurmadım. Ben zaten Ayhan Aydın'ı aramadım. Bir meclis üyemiz aradı, onun yaptığı konuşmaya tanıklık ettim. Sonra başka bir meclis üyemiz 'Ayhan Aydın sizinle görüşmek istiyor' diye telefonu bana verdi. Ben belediyedeki iki makam odası arasındaki koridorda belediye başkanımız Sinem Dedetaş'ın eşi ve meclis üyemiz yanımızdayken kendisiyle konuştum. Ama bunun dışında sonrasında Ayhan Aydın'la bir temas kurmadım."
Aydın’ın savcılık tutanaklarına ve basına yansıyan beyanlarındaki çelişkilere dikkat çeken Çelik, şu ifadeleri kaydetti:
"Bakın, Ayhan Aydın hem kendi ifadesinde, savcılık ifadesinde o evrak buradaydı avukatlarımızla beraber: 'Üst üste yapılan bu aramalar sebebiyle başkanvekili seçimi için üzerime baskı kurmak amacıyla üst üste yapılan bu aramalar sebebiyle manevi huzurum bozuldu, panik atak krizleri yaşayacak noktaya sürüklendim. Çoğu konuşmada ne söylendiğini ve söylediğimi dahi tam olarak hatırlayamaz noktaya geldim.' Aslında Ayhan Aydın burada açık açık olarak söylüyor. 'Ben bir sürü şey konuştum ama bunları hatırlamıyorum' demeye getiriyor ama aslında konuştuklarını kapatmaya çalışıyor. Bu cümle bunun çok açık ifadesidir. Bugün tekrar kamuoyuna bir demeç vermiş, orada da birtakım aslında bu konuşmaları yaptığına yönelik itiraf noktasında değerlendirmeler var. Bakın ne diyor: 'Savcı beni tehdit etmedi, ben baskılardan kurtulmak için o konuşmayı yaptım' diyor. Yani aslında iki cümle arasındaki çelişki de bir itiraf niteliğinde. Bunu da Türkiye kamuoyunun takdirine sunuyoruz."
Aydın'ın "parti içindeki durumlardan rahatsız olduğu için ayrıldığı" iddiasının sorulması üzerine ise Çelik, sürecin zamanlamasını hatırlattı:
"Neden birinci seçimden önce parti değiştirmedi o zaman çok rahatsızsa? Neden belediye başkanı tutuklanmadan önce parti değiştirmedi çok rahatsızsa? Neden ikinci seçim ertelenmeden bir gün önce parti değiştirdi? Dolayısıyla bunlar gerçeği yansıtmıyor. Ben Ayhan Aydın'la birinci seçimin öncesinde defalarca sohbetler ettim. Bana da hiçbir rahatsızlık dile getirmedi. Bunlar gerçeği yansıtmayan bilgiler. Eğer rahatsızlığı olsaydı belediye başkanı tutuklanmadan önce yapardı bu işi. Eğer rahatsızlığı olsaydı birinci seçimden önce yapardı. E birinci seçimde geldi, oy verdi. Hatta farklı ifadeler var. Şunu da açık açık söylüyor: Birinci seçimden önce de aslında baskı altına alındığına yönelik, birinci seçimde de o baskılara direnip oy vermediği için birinci seçimden sonra daha yüksek baskı altına alındığına yönelik ifadeleri de var. Onları da kamuoyuyla paylaşacağız yakın zaman içerisinde."
Soruşturmaya konu olan süreç, 8 Eylül'de gerçekleştirilen Üsküdar Belediye Başkanvekilliği seçiminin ardından kamuoyuna yansıdı. YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, seçimin tamamlanmasının ardından Belediye Meclis Üyesi Ayhan Aydın’ın kendisini telefonla aradığını açıklamıştı.
Özgür Çelik, Meclis Üyesi Ayhan Aydın’ın görüşme sırasında söylediklerini şu sözlerle aktarmıştı:
"Ayhan Aydın ağlayarak beni aradı. 'Beni savcı tutuklamayla tehdit etti, benim oğlum ve eşim engelli, bunlara kim bakacak? Onlara bakacak kimse olmadığı için bunlara teslim oldum' dedi."
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Çelik'in kamuoyuna duyurduğu bu ifadelerin ardından resen soruşturma başlattı.
Soruşturma kapsamında Üsküdar Belediye Meclis Üyesi Ayhan Aydın da savcılıkta ifade verdi. Aydın ifadesinde, başkanvekilliği seçimi öncesinde Özgür Çelik’in ricasıyla kendisiyle çok sayıda telefon görüşmesi gerçekleştirildiğini öne sürerek, bu görüşmeler sırasında kendisine baskı kurulmaya çalışıldığını iddia etti.
Mansur Yavaş’tan rakibi Altınok’a “banka hesabı” göndermesi
"Benim için tatmin edici bir para kazanıyorum"
3. havalimanı Erdoğan'ın dediği tarihte açılmayacak!
'Kasa' dedikleri isim AKP'nin zengini çıktı: El konulan inşaat şirketine AKP’den ihale yağmış
Vatandaşlar bu yüzden komşuya gidiyor! Bodrum’da otopark 800 TL, restoran’da hesap 20 bin TL
Ankara'daki dev adliye binasının ihalesi Saray'ın müteahhidine gitti
Ey Milli Eğitim! 10 Kasım'da tatil mi olur?
"İmanı sorgulatacak" ürünlerle millete oruç açtırdılar: AKP'li belediye Ali Erbaş'ı duymazdan geldi
Bolu'daki faciadan bir acı haber daha! 12'nci kattan atlayan Şevval Şahin hayatını kaybetti
Çocuk istismarına direnmesi ile tanınan profesörün 46 yıl hapsi istendi! 112 milyon 112 bin lira çıkmıştı