Anasayfa1
02 Mayıs 2026 ( 18 izlenme )
Reklamlar

Şener Üşümezsoy'dan korkutan açıklama: Kritik noktayı işaret etti


Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Yedisu Fayı hakkında uzun süredir dile getirilen deprem senaryoları hakkında açıklamalarda bulundu. Üşümezsoy, Bingöl ve Erzincan çevresindeki risk analizlerinin mevcut fay segmentleri ve güncel stres dağılımı verileri doğrultusunda yeniden incelenmesi gerektiğini ifade etti.


Türkiye’de 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin ardından yeniden gündeme taşınan Yedisu Fayı tartışmalarıyla ilgili Prof. Dr. Şener Üşümezsoy dikkat çeken açıklamalarda bulundu. YouTube kanalında konuşan Üşümezsoy, Kuzey Anadolu Fayı boyunca yürütülen bazı deprem senaryolarının güncelliğini yitirmiş modellere dayandığını iddia etti. Özellikle Bingöl, Erzincan ve Karlıova hattındaki değerlendirmelerin yeniden ele alınması gerektiğini ifade etti.

YEDİSU FAYI İÇİN GÜNCEL ANALİZ ÇAĞRISI

Üşümezsoy, kamuoyunda sık sık dile getirilen “Yedisu Fayı 1784’ten beri kırılmadı” söyleminin tek başına bilimsel bir sonuç üretmek için yeterli olmadığını söyledi. Deprem riskinin yalnızca geçmiş kırılmalara göre değil, güncel stres transfer modelleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. 1939 Erzincan depreminden sonra ortaya çıkan stres yüklenmelerinin farklı fay segmentlerinde etkili olduğuna dikkat çekti.

“2012’DE İŞARET ETTİĞİM İKİ DEPREM GERÇEKLEŞTİ”

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 2012 yılında yaptığı açıklamalarda üç ayrı bölgeyi ön plana çıkardığını belirtti. Bu alanlardan birinin Sivrice Fayı, diğerinin ise Kumburgaz-Silivri hattı olduğunu söyledi. 2020’de meydana gelen Elazığ Sivrice depremi ile 2026 Marmara depremine ilişkin öngörülerinin gerçekleştiğini savundu.

Yedisu Fayı konusunda ise daha kapsamlı araştırmalara ihtiyaç olduğunu dile getiren Üşümezsoy, özellikle 1949 Karlıova kırığı ile 1992 Erzincan depremi arasında kalan segmentlerin ayrıntılı biçimde incelenmesi gerektiğini kaydetti. Üşümezsoy, kırılmamış fay uzunluğu net biçimde belirlenmeden olası deprem büyüklüğüne ilişkin kesin yorum yapmanın mümkün olmadığını ifade etti.

“ESKİ MODELLER TEKRAR EDİLİYOR”

Üşümezsoy, deprem riskine yönelik yorumların önemli bölümünün 1999 Marmara depremi öncesinde geliştirilen Coulomb stres transfer modellerine dayandığını belirtti. ABD’li araştırmacılar Ross Stein ve Aykut Barka’nın çalışmalarına atıfta bulunan Üşümezsoy, bu yaklaşımların uzun süredir tekrarlandığını ancak yeni segment analizlerinin yeterince değerlendirilmediğini söyledi.

Kuzey Anadolu Fayı boyunca Erzincan’dan başlayıp Tokat, Bolu, Sakarya ve Marmara’ya kadar uzanan kırılma zincirine dikkat çeken uzman isim, Bingöl Fayı, Ovacık Fayı ve Yedisu hattındaki stres birikiminin yeniden hesaplanması gerektiğini savundu.

MARMARA VE ADALAR FAYI İÇİN FARKLI GÖRÜŞ

Üşümezsoy, Marmara Denizi içerisindeki Adalar Fayı tartışmalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. 17 Ağustos 1999 Gölcük depreminden sonra stresin Adalar hattına aktarıldığı görüşüne katılmadığını belirten uzman, 1894 depremi nedeniyle bölgede önemli ölçüde stres boşalımı yaşandığını öne sürdü.

Ayrıca İznik Gölü’nden geçen ve Kuzey Anadolu Fayı’nın devamı olarak değerlendirilen bazı senaryoların da 1999 sonrası elde edilen verilerle yeterince desteklenmediğini söyledi. Deprem değerlendirmelerinde genel kabuller yerine, doğrudan fay segmentlerine dayanan somut analizlerin ön plana çıkarılması gerektiğini vurguladı.

Sözcü

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Patron ve sendikalar vergilere karşı birleşti! Yargıtay'dan emekli maaşı için emsal karar 'Aile fertlerini Marmaray'dan ücretsiz geçiremiyoruz' diyen müdüre İmamoğlu'ndan ayar! 'Herhalde geçiremeyeceksin müdürüm!' Pembe rengiyle görenleri büyülüyordu: Türkiye bir doğa harikasını daha kaybetti